Türkler Şamanist mi kalsaydı?

Türkler Şamanist mi kalsaydı? DİN
0,0
27.12.2013 11:46:24
A+ A-

İnsanlar ilk doğduğu sosyal çevrede, atalarından miras kalan kültürle, yaşamı anlamaya çalışırlar. Daha sonra, bazı toplumların birinci ve ikinci kuşakları, bazı toplumların da üçüncü kuşağı, kültürel değişimi yaşamışlardır. Bu değişimler din kültürü başta olmak üzere dil ve mekan (Coğrafya) şeklinde gerçekleşmiştir. Kişi ve toplumları bu değişime mecbur eden nedenlerin başında, şu iki olay büyük rol oynamaktadır. Bazen başka toplumların saldırı ve baskıları, bazen de iklimsel ve ekonomik nedenlerden kaynaklanmaktadır.

Dünyada toplumsal yaşam gerçekliği bu olduğuna göre, Türkler bundan nasıl etkilenmişlerdir? Türklerde bir dönüm noktası olan, din ve bölge değişimiyle başlayan yaşamlarını inceleyerek anlamaya çalışalım.

Türkler; Orta Asya kıtasının Ural-Altay dağ etekleri ile, Seyhun ve Ceyhun ırmağı kıyılarında, kendilerine has bir kültürle yaşamaya başlamışlardır. Elde bulunan kaynaklardan şu bilgilere ulaşmaktayız. Yaklaşık olarak MÖ 250 ve MS 400 yıllarından itibaren, Doğu ve Batı Hun devleti şeklinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu tarihten önceki yaşamları hakkında ise, mevcut olan kısıtlı bilgiler şöyledir. Türkler MÖ 7000'lerde, Sibirya'nın doğusunda yaşadıkları işaret edilmektedir. Bazı Türk yazarlar Türklerin ilk imparatorluğunu MÖ 1700'lere kadar götürseler de, doğruluğu tartışmalıdır. Bu tarihlerde Türklerin devlet ve yaşam politikalarını kanıtlayacak belgeler mevcut değildir. Diğer bir yanlış ifade ise, 114 Türk Boylarının hepsini, birer devlet gibi gösterilmesidir.

Türkler Göktürk devletinin yıkılışından sonra, Selçuklularla birlikte hareket eden Boylar (Aşiretler) İslamiyet'e geçmeye başlamışlardır. Diğer bir kısım Aşiretler ise, daha sonraları İslamiyet'i istemeyerek de olsa, zor karşısında kabul etmişlerdir. Özellikle İslamiyet'i kabul etmeyen Türk Oğuz boylarından Türkmenler, Yörükler, Çepniler, Peçenekler, Kıpçaklar, Tahtacılar ve Uygurlar, Şamanizm ve Manicilik inancıyla yaşamayı sürdürmüşlerdir. Şamanizm'in Türk kültüründeki önemini ve özelliklerini şöyle ifade edebiliriz.

Şamanizm; dinler tarihi içerisinde dualist dinlerle aynı dönemde ve benzer düşünce yapısına sahiptir. Şamanizm de ikili bir tanrı inancı vardır. Bunlar; Kara Bö "Kötü Tanrı" ve Ak Bö "İyi Tanrı" şeklindedir. Şamanistlerin ibadet biçimi ise, yaşadıkları Obaların merkezinde büyük çadırlar kurarak, yazları önünde, kışları ise içerisinde yaktıkları ateşin etrafında toplanırlardı. Bu topluluğa Kadın Kamlar; "Dini Bilgin" Rehberliğinde, müzikle birlikte çeşitli şaman Beyitleri söyleyerek ibadet etmekte idiler. Şaman dininde ilk dönemler Kadınlar Dini yetkinlik ve Bilginlik yaparken, daha sonraları bu görevi Erkeklerin de yürüttüğüne şahit olunmaktadır.

Ve aynı zamanda, Şaman Kadın Kamlar; yaşadıkları çağın hekimleridirler. İslamiyet'i Kabul eden Türk yöneticilerin büyük çoğunluğu, toplumun Şamanizmi unutması ve terk etmesi için, Şaman kadınları Büyücü Cadılar olarak tanıtmışlardır. Halbuki, ilk Tıp bilimi Büyücü olarak adlandırılan Kadın Hekimler sayesinde gelişmiştir. Büyücüler, Simyacılar ve Kimyacılar ismiyle, günümüz modern tıbbına gelinmiştir.

Şamanizm inanç ve yaşam şeklinde erkek egemenliğinden asla kimse bahsedemez. Çünkü aile ve toplumsal yönetimde, kadın (Ana) başta gelmektedir. Kadının bulunmadığı yerde, Anayı temsilen, bu görevi erkeler "Baba veya Kadının Eşi" yerine getirmektedir.

Daha açık bir ifadeyle, Ortaçağ da karanlık düşünceler hakim olmaya başlamışken, Türkler buna direnmişlerdir. Tüm zorluklara rağmen, Kadın Kamlar öncülüğünde doğal inanç kültürüyle yaşamaya devam etmişlerdir. Bu da şunu göstermektedir. Eğer bir toplum, kadına dini ve hukuki özgürlüğü tanımış ise, o toplumun çağdaş ve enternasyonalist olmasının önünde hiçbir engel kalmamış demektir. 

İslam ülkelerine baktığımız da, Müslümanlığın var olduğu günden bu zamana kadar kadın aşağılanmıştır. Kadını hayvanla eşdeğer, çocuk doğuran makina ve cinsel obje şeklinde görmeyi sürdürmektedirler. Böylece dünyanın en geri toplulukları olarak yaşamaya devam ettiklerine herkes şahittir.

Şimdi gelelim Türklerin günümüze kadar, Şamanist inanç kültürüyle, Orta Asya`da yaşasaydılar, gelecekleri nokta ne olurdu? Bu değerlendirmeyi iki ana temel yapıdan yola çıkarak cevaplamaya çalışabiliriz.

Birinci nokta; Şamanizm, Şintoizm, Hinduizm, Brahmanizm, Budizm, Zerdüştlük, Manizm, Taoizm ve Konfüçyüs gibi inançların mevcut olduğu, Asya ülkelerine deki gelişmişliklere göre değerlendirmek mümkündür. 

İkinci nokta ise, toplumsal yapılarda, kadının erkekle, maddi ve manevi olarak aynı hukuki haklara sahip olduğu, Asya ve Avrupa ülkelerine bakarak doğru sonuca ulaşabiliriz.

Asya kıtasında Japonya, Çin, Güney Kore ve Hindistan başta olmak üzere, diğer birçok ülke, önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu ülkelerin en büyük sorunları nüfus yoğunluğudur. Buna rağmen gerek teknolojik bilim açısından, gerekse diğer üretim alanlarında önemli ekonomik güce sahip oldukları bilinmektedirler.

Asya ülkelerinde aile ve toplumsal yapı başta olmak üzere, Kadın hakları konusunda, Müslüman ülkelerine benzerlikler söz konusu değildir. Kadın üzerinde baskı ve olumsuzlukların varlığından kimse bahsedemez. Avrupa ülkelerinin demokratik yapıları ve kadın hakları ise önemli bir örnektir. Dünya toplumlarını ancak, kadın hakları konusundaki gelişimleriyle değerlendirmek mümkündür. Kadınlar din, hukuk, ekonomik ve siyasal olarak erkekle aynı haklara sahip olması demek, gelişmenin önünde her hangi bir engelin bulunmaması anlamına gelmektedir.

Asya`nın, bu ortak kültürel yapısı içerisinde yer alan Türkler, İslamiyet'i kabul etmeyip, Şamanizm din kültürüyle yaşasalardı, şu sonucu tahmin edebilirdik. Bölge ülkelerine benzer, doğal ve modern bir toplum olabilirlerdi. Çünkü Türkler diğer Asya toplulukları gibi, arayışçı bir karaktere sahiptirler.

Ancak Anadolu Türkleri başta olmak üzere, diğer toplumların arayışcı karekterinin önünü, İslamiyet engellemiştir. Buna örnek ise, her iki Selçuklu devleti ve Osmanlı`nın ekonomik politikalarındaki Ganimet mantığını gösterebiliriz. Bu yüzden üç tane büyük İmparatorluk tuzla buz olmuştur.

Diğer yandan orta Asya`da yaşayan Türk devletlerinin durumu ayrı bir örnektir. Özbekistan, Türkmenistan, Kirgızistan, Azerbaycan gibi devletler, Şamanist kalsalardı veya Hırıstiyanlığı kabul etselerdi, bundan daha ileri ve gelişmiş olabilirlerdi.

Çünkü; bu bölgelere uzun süre hakim olan Sovyetler Birliği, Türklerin islam olmaları yüzünden, çok fazla gelişmelerinde yardımcı olmamıştır. Bu yüzden ne tam gelişmişlerdir, ne de çok geri kalmışlardır. 

Bu açıklamalardan sonra, Türklerin 9.yy dan sonraki islami yaşamlarına ayrı bir pencereden bakmayı sürdürelim. Türkler müslümanlığı kabul etmeleriyle, başta kendi halkı olmak üzere, birlikte yaşadıkları diğer halklara ne kaybettirmişlerdir?

Türk Boylarından Selçuklu başta olmak üzere, birçok Oymak, göçebe ve savaşçı olmaları nedeniyle, Arap islam ordusunda paralı Asker olmuşlardır. İlk zamanlar müslümanlığı böyle tanımışlarken, daha sonra Arap Emevi devletinin baskısıyla büyük çoğunluk müslüman olmuştur.

Böylece yeni bir kültürle yaşama başlayan Türkler, bu defa kendi ırkından olan diğer Türk boylarına baskı yapmışlardır. 

İmparatorluk kuran Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu devletleri, resmi dil olarak Farsça ve Arapçayı kullanmışlardır. Osmanlı devletinde ise, resmi dil Arapça dır. Her üç devlet de, Türkçeyi kabul etmemişlerdir. Müslümanlığı kabul eden Türk İmparatorlukları, aile ve toplumsal yaşam ve ilişkilerde, Arap kültürünü yaşatmışlardır. Türk gelenek ve kültürel değerlerini unutturmaya çalışmışlardır. 

Her üç büyük Türk İmparatorluğunun tüm baskılarına karşı Türkmenler, Yörükler, Çepniler, Kıpçaklar, Peçenekler, Tahtacılar ve Uygurlar, islamiyeti Kabul etmemişlerdir. İran ve Aşağı Mezopotamya`da, Zerdüşt, Mani inancıyla yaşayan Fars, Kürt ve diğer halklarla, kültür birliği yaparak direnmeye devam etmişlerdir. 

Bu kültürel birliğe sağlayan etken ise Zerdüştlük, Manicilik ve Şamanizm`in, Dualist dinlerden olmalarıdır. Her üç dini kültürün, gerek tanrı kavramları, gerekse ibadet şekilleri, bir birlerine çok yakın ve benzerlik taşımaları neticesinde olmuştur. Diğer bir etken ise, bu halklar islamiyetin baskılarına karşı siyasal birliktelik sağlamaya çalışmalarıdır. 

İslamiyete karşı direnen Türk boyları, Anadolu`ya sürüldüklerinde de aynı direnişi devam ettirmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı`nın tüm baskıları karşısında, Şamanizm, Zerdüştlük ve Manicilik inançlarının karışımı olan, önceki adı Kızılbaşlık ve sonraki adı Alevilik inanç ve ibadet şeklini sürdürmüşlerdir. Osmanlı`nın yıkılmasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise, Alevi Türklerin köylerine camiler yaparak islamlaştırıp, Osmanlı`nın yapamadığını başarmıştır.

Ve Cumhuriyet; Modern Avrupa kültür ve siyasal yapısını benimsemesine rağmen, Alevileri müslümanlaştırmalarıyla, Yahudi, Hırıstiyan ve Ermenileri baskı altına almıştır. Daha sonra sürgün etmeleri neticesinde, en büyük kötülüğü hem kendisine hem de diğer halklara yapmıştır.

Çünkü; toplumun önemli bir oranı ve ekonomik güç bu halkların elinde idi. Türklerin Şamanist inançları doğası gereği hoş görülü ve her türlü gelişime açıklardı. Yahudilik ve Hırıstiyanlık ise, 1500 ler den itibaren inanç yapılarında, Reform yapmış olmaları nedeniyle, her türlü yenilik ve gelişimi çoktan başlatmışlardı. Cumhuriyet bunların yerine islam Dinini resmilestirince, doğal olarak islami tutuculuk toplumsal ilişkilerde hakim olmuştur. Bu da ekonomik yapıya kadar, her alanda kendisini hissettirip, Türkiye`nin gelişmesine büyük darbe vurmuştur.

Sonuçta; Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet, Anadolu gibi stratejik, ekonomik ve kültürel zenginliğe sahip bir bölgeye yerleşmelerine rağmen, daha ileri ve modern bir toplum olamamışlardır. Bu yüzden, insan sormadan edemiyor. Acaba "Türkler Müslümanlık yerine Şamanist mi kalsaydılar" Daha mı iyi olurdu ?

 

 

Kaynaklar:

 

Misea Eliade. Şamanizm - İmge yayınları.

Ethem Xekgin. Alevilik ve İslam - Doz yayınları.

Ali İsa Nihat. Kızılbaşlar- Yurt yayınları.

Musa Şanak. Mezopotamya`da Dinlerin Doğuşu - Aram yayınları.

Felicien Challaye. Dinler Tarihi- Varlık yayınları.

Fuat Bozkurt. Türklerin Dini - Cem yayınları.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.