Usta bir logo yap laleli olsun!

Usta bir logo yap laleli olsun! DİN
4,0
16.08.2013 01:21:14
A+ A-

İlk laleli logoyu gördüğümde 'aa evet güzel' demiştim. Yeni muktedirler lale ile kendi kültürel kodlarına selam yollarken orta karar insanlar için de göze hoş görünecek bir tasarım kullanıyordu. Demokrasisi sağlıklı işleyen bir toplumda tam da böyle olmalı değil miydi? İktidara gelen, kendi dünyasına kendi zevklerine göre işler yapmalı; bu arada da en geniş toplumsal mutabakatları sağlayabilmeliydi. Ama medya organlarında ya da binaların yan yüzlerinde gördüğüm laleli logoların sayısı arttıkça işin tadı kaçtı.

Yukarıda lalenin çeşitlemelerinden oluşan logoları görüyorsunuz. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının eşgüdümünde yürüyen dünyanın her yerinden iyisinden kötüsünden öğrencileri Türkiye'ye getirme projesi: Türkiye Bursları.

Sonra bizim öğrencileri Avrupa’ya yollayıp parti nasıl yapılır, ‘what's up’ nasıl yazılır, kaç farklı telaffuzla söylenebilir öğretme projesi: AB Eğitim gençlik programlarını tanıtma merkezi... Nam-ı diğer Ulusal Ajans.

Arada bir de Celal Bayar Üniversitesi var. Rektörü Mehmet Pakdemirli dışında hiç bir şeyine ilgi duymadıysam benim ayıbım.

Meşhur Türkiye turizm logomuz. Bunu Şanzelize'de kimsenin bakmadığı bir panoda görünce nasıl da gururlanmıştım.

Sonra İstanbul'un, Ataşehir'de yaptığımız inşaatlar sonucu Finans Merkezi olduğu gün dünya çapında bir kurum olacak Borsa İstanbul.

Sonra olimpiyat logomuz... Sanki daha çok yurtdışına kendimizi lalelerle tanıtmak istiyormuşuz gibi bir his var...

Bitti mi laleler? Bitmedi! Türk lirasının yeni logosunun tasarımında lale yok mu sanıyorsunuz? Tasarımcının adı Tülay Lale! (Aslında bu ayrıntıyı Yılmaz Özdil'e bırakmak lazımdı ama fark edince dayanamadım. Affedin.)

Tüm bu birbirine benzeyen laleler arasında en beğendiğim, en sıradışı bulduğum ise bir yarışma sonucu belirlenen Hakkari Üniversitesine ait Hakkari'de yetişen ters laleden ilham alan logodur. Muktedirin en çok İstanbul'a yakıştırdığı lalenin Hakkari'nin dağlarında insan eli değmeden yetişmesi ise ironi değil sadece güzeldir.

Peki tersiyle düzüyle bütün bu logoları Tülay Lale mi çizdi? Eğer öyle değilse nasıl bu kadar çok kurum ve tasarımcı laleli logolar üzerinde uzlaşıyor?

***

Markus Miessen Metis'ten çıkan kitabı Katılım Kabusu'nda, mutabakatın her zaman iyi bir şey olmadığından bahseder. Farklı düşüncelerin çatışması yeni fikirlerin ortaya çıkmasını ve yaratıcılığı güçlendirirken, mutabakata ulaşma vurgusu -en iyi niyetli gözüktüğü anlarda bile- olabilecek en banal kararların alınmasına neden olma potansiyelini taşır. Farklılığı yaratabilecek olanlar da mutabakat adına muhalefet etmekten çekindikleri için 'elde var vasat' durumu ortaya çıkar.

Karar verme sürecinin çeşitli pozisyonlarında zevki daha sofistike veya daha aykırı tasarımlardan yana olanlar olsa bile alınacak ortak karara herkes katılım sağladığında ortaya çıkan kimsenin itiraz etmeyeceği tasarımdır. O da daha önce kabul edilmişlere en çok benzeyen ve onay vereceklerin en çok beğeneceği düşünülen model olur. Bu 'ortalama olanı bulalım' sürecinin ilk siparişten farklı tasarımlar arasında seçime kadar olan sürecin hangi noktasında başladığını bilemeyiz. Öyle bir noktadayız ki logoyu ısmarlayanlar 'bana bir logo yap laleli olsun' demeseler hatta lale figürünü anıştıran herhangi bir vurgu yapmasalar bile tasarımcı en iyi bildiği -ayrıca kolayına gelen- formülü uygulamaya teşne olur. Biz de elimizde lalenin yeni bir çeşitlemesi ile kalırız.

Katılım Kabusu demokrasinin yüceliğinin yavaştan kanonlaştığı toplumumuza pek alışık olmadığı fikirler sunuyor. Bense yeni muktedirlerin laleyi aşacakları günü bekliyorum. O gün Türkiye daha güzel olacak...

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.