Vahiy mi, ilham mı?

Vahiy mi, ilham mı? DİN
3,0
13.04.2013 14:41:37
A+ A-

 

Bu konuyu hak ettiği oranda tartışabilmek için önce konuyu toprağı kazar gibi kavram ve yargı yığınları arasından seçip, ayıklamak ve sağlam sorularla yola koyulmalı...

 

Önce vahiy nedir? İlham nedir? Aralarındaki fark nedir? Sorularına cevap aramalıyız. Bunun için de bu kavramları incelemeli tabii ki. 

 

Vahiy; "içe doğma, ilham, tanrı tarafından insana iletilen fikir" anlamlarına gelen Arapça bir kelime. İlham ise "insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç" anlamına gelen ve yine Arapça olan bir kelimedir.

 

Aralarındaki fark, nebi ile veli ya da sanatçı arasındaki fark gibi aslında. Nebi bir haber getiren, bildiren olarak yaratıcıdan aldığı işaretleri (ayet Arapça işaret anlamına gelir) topluma yani halka ileten kişidir. Yani iletim yönü yaratıcıdan halka doğrudur. Nebinin herhangi bir çalışması, gayreti ve emeği söz konusu değildir. Tamamen yaratıcıdan gelen bir biçimde, kendisinde bir takım gerçekler fışkırır ve bunlar halka sunulur. Buna nüzul denir.

 

Veli ya da sanatçı ise halk içinden, toplum içinden kendi çabası veya gayreti ile veya özel yeteneği ile yaratıcıya bir nevi ulaşan kişidir. Bu kişiler yaratıcının belki bir pikselinin yansımasını doğururlar. Buna da ilham  denir. Bana göre deli ile veli  arasında sadece bir harflik az bir fark vardır ki deliler (yine bana göre) yaratıcının o pikseline vakıf olmuş ancak bu onların taşıyamayacağı kadar ağır bir yük oluşturduğundan dolayı sanatçıların, velilerin yaşadığı hal olan şaşa kalma hali onlarda sürekli olmuştur. Bu nedenle onlar da aslında ilham almış insanlardır. (bu noktada sanatçı başlığındaki yazımı okumak konu hakkındaki düşüncelerimi ifade edebilmek için iyi olabilir, zira en korktuğum şey yanlış anlaşılmak değil, anlaşılmamaktır. http://blog.radikal.com.tr/sayfa/sanatci-11978 

 

Akıl, beş duyuya dayalı olarak çalışır... Ancak akıl belli bir kemale gelmişse, beş duyuya dayalı örnekleri alıp kendi bünyesinde değerlendirir ve buna dayalı bazı çalışmalar yapabilir. Bu arada altıncı, yedinci, sekizinci duyular durumunda olan sezgi veya sezginin ötesinde olan feraset veya ilham yolları ile gelen çeşitli bilgileri de bir potada eritip değerlendirir. Geniş kapsamlı bir algılama sistemiyle gelen bilgileri değerlendirip, birtakım gerçekleri görebilme durumuna girer.

 

Tasavvufda buna "keşf" denir. Yani üst düzeydeki alıcıların çalışması neticesinde ortaya çıkan algılama, kavrama, bilgi, değerlendirme vs... Bunu farklı ve basit bir şekilde açıklamak için şöyle bir benzetme yapabiliriz. Şu anda havada birçok yayın bulunmakta... (elektromanyetik dalga olarak) bu yayınları almak için sözgelimi elimizde bir radyo var ise o frekansa ayarlamazsak radyo yayınını duyamayız. Radyomuz vardır, antenimiz vardır, yayın da vardır ama doğru frekansta olmadığımız için o yayını alamayız. İlhama ulaşabilmek bir çeşit çaba veya özel yetenek - alıcı gerektirir. Bu halktan yaratıcıya doğrudur. Buna da urûc denir.

 

Aslında her insan ilham ile tanışmıştır ve çok sık da bunu yaşar ama farkında değildir. Uykuda görülen rüyalar da ilhamdır. İnsan uyurken akıl ve beş duyu prangasından kurtulduğu için sezgi ve ilham gücü doruk noktasına ulaşır. Bebeklerin ve çocukların ilham gücü yetişkinlerden fazladır. Bu nedenle onlar akıl ile, format ile, cebr ile tanışana kadar yaratıcılıkları, hayal güçleri en üst seviyededir.

 

Vahiy tartışılmaz bir iletimdir, istem dışıdır yani nebinin isteği ve sorumluluğu yoktur. İlham ise velinin, sanatçının çabası, özel durumu neticesinde oluşmuş bir bağlantıdır, bu velinin veya sanatçının o andaki ruh haline göre yanılsama veya başka duyguların hislerin ön plana çıkmasıyla farklılaşma ile sonuçlanabilir. 

 

Uzun bir yazı olduğunun farkındayım, umarım anlaşılabilmişimdir.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.