Yeni İslamcılık: Filistinliler başka, Kürtler başka!

Yeni İslamcılık: Filistinliler başka, Kürtler başka! DİN
3,1
09.04.2013 13:54:10
A+ A-

 

Dün Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde gerginlik yaşandı. İslamcı öğrenciler ile yurtsever öğrenciler arasında gerginlik yaşandı. İlahiyat Fakültesi’nden bir öğrenci grubu elindeki sopalarla “Allah-u Ekber” ve “Kahrolsun PKK” sloganlarıyla Eğitim Fakültesi’ne doğru yürüdü ve bu yürüyüş polis tarafından engellenebilmesine rağmen engellenmedi. Tartışmanın “Kutlu Doğum Haftası” afişlerinin asılması sonucu çıktığı söylense de bu sadece İslamcı öğrencilerden alınan bir bilgi.

“Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri için birkaç cümle yazmak istedim. Hz. Muhammed’in doğum günün kutlandığı bir hafta. Bu etkinlik son birkaç yıldır yapılan bir etkinlik. Eskiden şöyle kutlanılırdı: Mevlit Kandili; Hz. Muhammed’in doğduğu gün kutlanılır. Camilerde mevlitler okunarak kutlanılan Hz. Muhammed’in doğumu artık büyük meydanlarda kitlesel olarak kutlanılıyor. Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri, bölgede faaliyet gösteren dinci STK’ların bir nevi gövde gösterisine dönüyor. Hz. Muhammed üzerinden geniş kitleler üzerinden kendilerine meşruluk katmaya çalışan bu dinci gruplar, bu kitleler üzerinde kendi örgütleme çalışmaları yapıyorlar. Onları eleştirdiğinizde “Bunlar dinsiz. Peygamberimize dil uzatıyorlar” diyerek geniş kitleleri size karşı harekete geçirebiliyorlar. Dün Dicle Üniversitesi’ndeki gerginliğe böyle de bakmamız gerekiyor.

Ümmetçilik yada İslamcılık, dinin o metafizik yanından ziyade bu dünyayı düzenlemeye çalışan seküler fikirlerdir. Bu anlamda kapitalizmle daha bir haşır neşir durumdalar. Ümmetçilik fikrinin bu topraklardaki geçmişine ve pratiğine baktığımızda şunu görmemiz mümkün: Egemen kimlik dışındaki kimlikleri din potasında eritip, egemen kimliğe eklenmemek. Ermeni Tehciri’ne Kürtlerin katılımını da “Ümmetçilik” durumuyla açıklayabiliriz. Kürtleri, Ermeni Tehcirine “Anadoluyu Müslümanlaştırma” sözüyle katanlar, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra “Tek devlet, tek millet” dediler. Ümmetçilik fikrinin bu asimilasyoncu karakterinden en mustarip olan halk Kürtlerdir. Din; her zaman egemen tarafından Kürt kimliğini törpüleyici bir silah olarak kullanılmıştır. Devletin bu yaklaşımı “Filistin’in gören ama Halepçe’yi, Roboski’yi görmeyen” bir Kürt dindar kimliği meydana getirmiştir.

Bölgede dini grupların ne tür faaliyetlerde bulunduğu apaçık ortada. Hizbullah’ın bölgedeki Jitemvari faaliyetleri hala bölge insanı tarafından unutulmuş değildir. Bu anlamda bölgedeki çoğu kişi, bu sert dini yapıların baskısı yüzünden Gülen Cemaati tarzı daha ‘light’ gözüken cemaatlerin ağına kapılmışlardır. Hizbullah’a 2000’lerin başında büyük bir operasyon yapıldı. Çünkü devlet; Hizbullah yerinde oraya Gülen cemaatini sokmak istiyordu. Ve sonuçta öyle de oldu. 2000 öncesi bölgede çok marjinal olan Gülen cemaati, bugün bölgenin büyük bir kısmında en etkili cemaat olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Bu nedenle Hizbullah’a bölgede büyük bir operasyon yapıldı ve bölgedeki gücü dağıtıldı. Ve büyük bir boşluk doğdu ve bu boşluk devletin kendince daha az zararsız gördüğü cemaatler tarafından dolduruldu.

Ümmetçi yaklaşım; Kürtlerin hak ve statü taleplerini ve ümmetin birliği için bir tehdit olduğunu dile getirdi. İslamcılar için çok önemli biri olan Yusuf El-Kardavi, “Bölgede kurulacak bir Kürdistan, ümmeti böler” diye bir fetva vermişti. Hükümetin 63 kişilik “Akil İnsanlar” listesinde yer alan Hayrettin Karaman’ın da bu minvalde yazıları mevcuttur. Bir nevi ümmetçiliğin egemen kimlikle çatışmadığı görüyoruz. Bu sadece Türkiye’de değil, diğer Müslüman ülkelerde de görülen bir durumdur. Ümmetçi yaklaşımın bu ülkedeki büyük bir çelişkisi de şudur: Sivil Cumaları, anadilde hutbe istemlerini küfür olarak gören bir ümmetçi yaklaşım var. Bir nevi iktidarla aynı dili kullanan bu yaklaşım bence barışın önündeki en büyük engellerden biridir.

Dün Diyarbakır’da atılan “Allah-u Ekber” ve “Kahrolsun PKK” sloganları ülkenin batısındaki milliyetçi mitinglerde, gösterilerde de atılan temel sloganlardandır. Bu durum bize şunu gösteriyor: Bu ülkede Türk milliyetçisi ve dinci olan bir yapının iktidar olma olasılığı çok yüksektir. Ülkenin batısını milliyetçilikle, doğusunu ise dinle kontrol edebilirsiniz. Bu iki slogan bize şunu gösteriyor ki; bu ülkedeki ümmetçilik anlayışı din mayasıyla değil, din ve milliyetçilik mayasıyla yoğruluyor

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.