Yeniden yön tayini

Yeniden yön tayini DİN
4,7
21.01.2014 01:13:54
A+ A-

Ahmed Hulûsi, 1945 doğumlu, bir Türk araştırmacı -yazar ve dini çağdaş bilimler eşliğinde inceleyen düşünür. Aynı zamanda, devamlı Sarı basın kartı sahibi. Ülkesinde ve dünya çapında esaslı bir okur kitlesine sahip. Anladığım kadarı ile önünde ceketinin iliklenmesinden hoşlanmayan bir insan.

Birçok kitabı başta İngilizce olmak üzere, Fransızca, Almanca, Rusça ve diğer çeşitli dillere çevrilmiş.

İlginç bir makalesi elime geçti.

‘Kur’an’ı neden anlamıyoruz?’

Bakın yazıda özetle neler diyor:

“Niçin Kur’an-ı Kerîm’deki ve tasavvuf dünyasındaki mecaz ve işaretleri tekrarlamakla avunup onların işaret ettiği gerçekleri fark edemiyoruz?

Niçin, beş duyu sınırları içinde düşünmekten kendimizi kurtarıp kozamızın içinden çıkamıyoruz?

Niçin tek kare resim olan stringler boyutunun algılamasının tasavvufta esma mertebesi’ olarak tanımlanıp ‘ilmi suretleri’ meydana getirdiğini; bunun ötesinin mutlak ‘yok’luktan ibaret olduğunu algılamıyoruz?

Niçin "Kur’an’a göre ‘necis’ (pis) olan ‘şirk’ düşüncesinden temizlenip ‘tahir’ olmayıp, kendimizi duş altına atarak ‘necis’likten ‘şirkten’ temizlendiğimizi zannediyoruz?”

Evet! Bu açıklamalar, dini anlama yönünde belirli bir farklılaşmanın işareti olarak algılanmalı. Bu hassas noktaya, dinde değişim olarak değil; mevcut klâsik din anlayışına yeni yorumlarla baktığını söylemek yerinde olur.

Böylesine değişimden, beyinleri âdeta zonklatan bir bilgi demetinin varlığından memnun kalmayacak tek kişi yoktur. Anlaşılacağı üzere, yazar, toplum olarak tüm yasaklamalara karşın, hak ettiği ilgiyi yıllar sonrasında da olsa görüyor.

Ne demişler ‘Sezar’ın hakkı Sezar'a.’

Devam ediyorum…

Kelime-i tevhid’in tam anlaşılması sonucu Tanrı’nın tedavülden kalkması, önemli değişiklikleri de beraberinde getirdi denebilir. Söz konusu bu makaledeki, evliyalar arasında kıyasa, tartışmalara sahne olan vahdet-i vücud, vahdet-i şuhud meselesindeki açıklık bunun delili olsa gerek. Ayrıca, madde boyutunun tümden iptali, boyutların yeniden ele alınışı, en çok iki, hatta tek bir boyutun varlığının kabullenilişi, sistemi okumanın pek de kolay olmayacağı, ancak evliya zümresinin buna muktedir olduğu, Fethin savaş sonucu elde edilen zaferlere işaret etmediği, epifizdeki yüksek çözünürlükteki dalga boylarına atıfta bulunduğu, “ismi Allah olan” kavramının detaylı olarak yeniden ve çağdaş bilimler ışığında ele alınıp gündeme getirilmesi, yazının diğer ayrıntıları olarak göze çarpıyor.

Tabi bunlar heyecanı arttırdığı gibi, beklentileri bir hayli güçlendiriyor.

Böyle bir tablo karşısında geleceğe ilişkin düşüncelerin, bilgilerin şaşırtıcı derecede değişmemesi mümkün mü?

Elbette ki hayır!

Ne var ki, toplum inanç, iman ve kültür düzeyi açısından henüz ortak bir noktada buluşamadığından, daha doğrusu, neyi nasıl kavrayacağı hususunda hemfikir olamadığından, bu değişimde ciddî bir ‘yön’ bulma sorunu ile karşı karşıya.

Demek istediğim gayet açık. Ortaya konan harikulâde- canlı bilgiler, eskiden kalma düşüncelerin karmaşıklığı içinde bocalamayı da getirebilecek ve bir uyum sorunu yaşatabilecek.

Toplum şimdilerde, yeni fikirlerin-değerlerin mutlak doğruluğunu kabul etmekle birlikte bunları kendinde bulmaya, oturtmaya çabalıyor.

Çünkü ne kuramsal ne de olgusal bir temele sahipler.

Öyle ki örneğin, eski ifadesiyle “balçık” daha sonra onun yerini alan hücre/nöron sözcüğü dahi artık değerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış gibi. Zira nöronlar, yerini frekanslara bırakıyor.

Çünkü madde boyutu kesinlikle kabul görmüyor.

Madde üzerine demir atmada inat eden, yaşamını bu boyuta göre düzenleyen bizlerin de burada biraz mantık hatası var gibi.

Ama biz tüm ısrarlara rağmen, bu tür sözlere pek dikkat etmiyor, açıkça itibar etmiyoruz.

Sevgili okurlar!

Onun bu bilgilerine istinaden, fikir ortamımızın allak bullak olduğunu söylemek doğru olur. Tabii bu karışıklığın birçok sebebi var.

Ama büyük bölümünün sözünü ettiğim ‘geniş çaplı değişimlerle’ ilgisi olduğu kesin.

Kuşkusuz, eskide kalmış bazı kavramlar kafamıza yer etmiş, kazınmış durumda. En değer verdiğimiz şeyleri, zorlukla edindiğimiz bilgileri birden silip atamıyoruz. Bunların süratle giderilmesi, yok edilmesi gerekiyor. Çünkü bunların karşılığı pozitif bilimde var.

Kur’an-ı anlamamıza engel teşkil edecek ve bizi zor duruma düşürecek bu temel sorunlar varken bir yere varmamız olası değil.

Esasen, yazıda da toplum olarak artık farklı yönlere girmemiz gerektiğine işaret ediliyor.

Bu noktada, bir fikri çatışmadan söz etmek, birikimi, ilerlemeyi ve evrenselliği dışlayıp alışkanlıkların, geleneklerin ve dar ahlâkın peşinden koşulacağını düşünmek çok yanlış olur.

Bütün bunlar, toplumun enerjisini yenileyeceği, sağlıklı düşünme ortamı yaratacağı izlenimini veriyor. Ayrıca, bu düzeni solumamış insanı, ister istemez başkalarının aklına muhtaç hale de getiriyor.

Artık anlayışlar, A grubu toplumun inisiyatifinden çıkmış, B’ye, C’ye ve D’ye doğru bir genişleme yapıyor.

Dikkat!

Gördüğüm kadarı ile belki de geç kalınmış bir eğitim başlamak üzere. Ben yenileme hareketine uyum gösterileceğine ve eskinin terk edilmesi gerektiğine ve bu sürenin kısa sürede atlatılacağına inanıyorum. Esasen, başka şansımız da yok gibi. Birbirleriyle diyalog halinde olan kazanır diyorum.

En azından öyle olduğunu düşünüyorum.

Ahmed F. Yüksel

 

https://twitter.com/sufafy

 

https://twitter.com/AhmedHulusi

 

http://www.ahmedhulusi.org/

 

 

https://www.youtube.com/watch?v=bpFIcxkbPb8

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Kim bilir..? -

İnanın canım sıkıldığında Ahmed Hulusi’nin din anlayışı ve ilmini kaleme aldığı yazıları okurum. Bloğunuzu ziyaret etmişken, bu yazıyı tekrar tıklamak istedim (malum, şu an televizyonda akşam haberlerini izlediğimden, canım bir hayli sıkkın). Diyor ya, Sayın Hulusi; neden Kuran’ı anlamıyoruz, neden 5 duyudan kurtulamıyoruz? Neden kozamızdan çıkamıyoruz? Neden şirki kavrayamadık? Neden hala temizlenmenin duşun altında olacağına inanıyoruz? Elbette ben kendi cümlelerimle yazdım, orijinal hali zaten yukarıda… Ahh Ahh ben de diyorum ki; neden hala böyle Alimlerimiz var ve yeterli önemi, değeri göstermiyoruz? İnanın bazen düşünüyorum, kim bilir dine küsecek olan kaç kişiyi kurtardınız, kaç kişiyi imanın esaslarıyla tanıştırdınız, kaç kişiye İslam’ın özünde çıkar olmaması gerektiğini anlattınız? Kim bilir toplumun değer verdiği din kavramını sizler; sessiz- sedasız- beklentisiz ne çok anlattınız. Bizler okuduk, yüreğimize su serpildi; her defasında. Hatta gerek kişisel, gerekse toplumsal anlamda içimiz her karardığında..! //kayacan

1 0
Şimdi A. Hulusi'yle tanışmanın tam ZAMANı -

Özellikle şu an ülkemizin düştüğü durumda, Ahmed Hulusi'yi ve fikirlerini daha çok okumaya gereksinim var. Çünkü, daha ilk kitabını eline alır almaz, sadece din hakkında yazdığını ve bundan hiç bir çıkar gütmediğini anlayacaksınız. Dinin ferde geldiğinin ve devletin dini, dinin devleti olmadığını belirtir. Hiç bir kitabından para- pul almadığı gibi TELİF hakkı dahi almaz.. Ve asla, hoca, şeyh vs. gibi kavramlardan hoşlanmaz.. Üstelik de tarikat döneminin Cumhuriyetle bittiğini belirtir, ve günümüz insanının artık, nasıl bir gelişme gösterebileceğinin noktaları üzerinde durur. Bu güne kadar ne bir vakıf, dernek vs. kurmuş, ne de cemaat işleriyle ilgilenmiştir. İşte her şerden bir hayır doğan sistemde, canım ülkem insanı bu vesile ile, artık din adına kandırılmaktan kurtulur inşallah... müslüm

1 0
Fikir dünyamız alt üst olsun -

‘O’nun bu bilgilerine istinaden fikir dünyamız allak bullak olur’ demişsiniz. Çok doğru.. Ve ben de ekliyorum; denizler dalgalanmadan durulmaz! Yıllarca bizleri fazla düşünmeyin, diyerek korumaya çalıştılar. Özellikle din konularında.. Oysa ne yanlışmış hepsi ve ne yalan… Ben şahsım adına yeniden YÖN TAYİNİ yaptığım için çok mutluyum. Birol

1 0
Kitaplarını severek okurum -

Ahmed Hulusi hakkında yazılanları okumaya gayret eden bir okuruyum. O yüzden öncelikle makale için teşekkürler. Ahmed Hulusi denince benim aklıma ilk gelenler, acaba ne olur diye düşündüm? Her şeyden önce 'ALLAH İSMİYLE İSİMLENDİRİLEN' tamlaması gelecektir. Allah'ın bir 'TANRI' olmadığını ben O'ndan öğrendim. En azından ŞİRK halimi ortadan kaldıramasam da, bilgide biliyorum ki, hiç değilse, hangi haller şirki oluşturuyor. Gene İSLAM'ı bizlere, hatta tüm insanlık alemine, BİLİMle anlatması ve O'ndan dinlediğinizde, neredeyse hiiç çelişki bulamamanız! Üstelik bu ilmini İNSANLARLA TAMAMEN KARŞILIKSIZ PAYLAŞMASI. Telif hakkı vs. yok ve tüm görsel, işitsel, yazınsal eserlerini internetten ücretsiz indirebilirsiniz. En önemli farklarından birisi de; hitap- konuşma şekli gelir bana. Öylesine ılıman ses tonu ve muhteşem diksiyonuyla, sinirsiz anlatımı sizi hemen kendisine çeker. Kişisel kavga ve tartışmalarla da bunca zamandır hiç gündeme gelmediğini biliyorum. Ayrıca magazinsel olaylarda da kendisini göremezsiniz, hatta ilgi, tanışmak, övgü gibi kişisel duygularla da O'na yaklaşamazsınız. Hayran bir okuyucusu olsanız dahi, tanışmak- görüşmek-zlereiyaret gibi şey sıcak bakmaz asla; çünkü bilgisiyle ilgilenmenizi ister... Velhasıl ben bu yazıya devam edersem, sayfa dolusu olacaktır. O yüzden burada kesip, yeni tanışanlar için tavsiye ederim. Bir kitabını değil, en az 2-3 kitabını okuyunca, daha net fikir sahibi olacaklardır.

1 0
Kesinlikle: EĞİTİM! -

EĞİTİM! EĞİTİM EĞİTİM! diyorum başka da bir şey demiyorum. Özellikle artık din konusunun da daha üst düzeydekilerin aldığı bazı kararlar, bilgi kampanyaları vs. ile bu konu ele alınmalı diye düşünüyorum. Hele de BİLİM ve DİN ikilisi asla birbirinden ayrılmadan. Çünkü ortalık bir sürü yalan- yanlış bilgiyle dolup taşmış adeta. Bu durumda kafası karışanlar öncelikle gençler oluyor, ne yazık ki. Ben de klasik din eğitimi alan birisi olmama rağmen(okulundan), Üstad'ın bakış açısını ve anlattıklarını ilgi ve teşekkürlerimle takip etmeye çalışıyorum. Kuran aynı Kuran, Hadisler aynı Hadisler, ama, O'nun yaklaşımıyla- bakış açısıyla değerlendirdiğinizde; yepyeni UFUKLAR açılıyor... kenanER//

1 0
Yenilenme hala, belirli bir kesimle sınırlı.. -

Yeniden yön tayini yapması gerkir toplumumuzun ki, artık kafa karışıklıkları daha da giderilsin. Bu konuda toplumda bu değişim başladı diyorsunuz! Ve toplum B'den, C'ye, D'ye doğru yol alacaktır. Ben bu konuda daha mı karamsarım acaba? Kimbilir belki de bazı insanları okurken, dinlerken tamam diyorum harika şeyler olmak üzere... Ama sonradan başka öylesine olaylarla karşılaşıyorum ki, adeta, bütün duygularım değişiyor, üzülüyorum. Aslında objektif bakıldığında, elbette ilerleme var, yok diyemeyiz. Benim görüşüm bu değişimin BELİRLİ KESİMLERCE HALA SINIRLI KALMASI..! Daha genele yayılamaması ne yazık ki! frzan

1 0
BİLİM, Kur'an-ı Kerim kelamını kanıtlar şekilde yeni buluşlarını ortaya koyarken -

Karşılıksız olarak ilmini bizlerle 22! yaşından beri paylaşan, TECELLİYAT ile başlayan muhteşem kitap dizisini en son KUR'AN ÇÖZÜMÜ ile bizlere hediye eden Üstad Ahmed Hulusi'nin anlaşılabilmesi, aktardıklarının DİN'in yenilenmesi değil, kafalardaki DİN algısını getiren düşünce yapısının değiştirilmesi olduğu, belki de kendisinin de yıllar önce ifade ettiği gibi genç ve henüz doğmuş nesiller ile tam gerçekleşecek. Bugün dahi BİLİM, Kur'an-ı Kerim kelamını kanıtlar şekilde yeni buluşlarını ortaya koyarken, bu bilimsel bulgulara yıllar yıllar öncesinden Üstad'ın işaret ettiğini bizler deneyimliyoruz. Ne mutlu bizlere ki beynimiz arayışa geçti, Hakikatini bilmek istedi ve anladığımız dil ile bize kavramları ve mecazları çözümleyen doğru frekansa bizi yönlendirdi. AHMED HULUSİ İLMİ, Hakikat bilgisini kendi dilinizde alabileceğiniz tek İLİM frekansıdır.Tıpkı İSLAM gibi,bu gerçek ancak OKUDUKÇA ve hayata geçirdikçe YAŞANABİLİR.O'nu okuyup,YAŞAMINA YÖN VERENLER idrak ederler ki O MUHAMMEDİ'dir

1 0
ILIM KURGU -

Kuantum Potansiyel, Kuantum Beyin, Stringler boyutu, Halogram evren, evren icre evrenler, coklu boyutlar, varmis gibi gozuken bir yok, yada Yok taki TEK var.. MANA frekans suret dongusu.. Aslinda hic varolmamis asli hayal/bilgi/data/mana olan asli itibari ile bir noktada olanin heryerde asli ile var olmasi ve icine hicbirsey giremeyen cikamayan som tumel tekil yapinin, muhtesem mekanizmasi ile varmis gibi gorunen ama esamesi dahi okunmayan madde algili ruyayi bizim kisitli algilarimiz diliyle “gercek” gibi gosterdigi sahane Sistem. Mana frekanslanmasindan, bilgi isinlanmasina, Kuantum fizik kanunlarindan takyonlara, teleportasyondan, Ahmed F. Yuksel Beyin deyimiyle Yok’a elbise giydirme sanatina kadar akillari allak bullak eden muazzam cekici senaryosu ve Aktoruyle bir ILIM KURGU Filmi.. Muhammedi frekanstan yayilanin bilgi, Fiysebilillah.. Kayadan su cikarir gibi maddesellikten kayalasmis algilardan su cikarmak icin cabalayini hic gormediniz mi diye sorarlar adama Aliym Allah…Soruldugunda, birakin morfik alandan yapilan yayini almayi, tum sosyal medyayla, elimizden hic dusmeyen cep telefonlariyla, bilgisayarlarla, gazetelerle, makaleler, bloglarla, videolar ses sistemleriyle, tipla, fizikle, muzik, astronomi, psikoloji,kozmoloji ile bilim ve bilimadamlari ile ulastirilan bilgi karsisinda Ben duymadim diyecek cesarete sahip bir babayigit olabilecegini dusunemiyorum.. Duam : VArlikta, TEK var olan Mutlak hukum suren, mulkun sahibi Rahman ve Rahim olan ve her an sonsuz sinirsiz Bilgi/datayi ilmini ilminde ilmiyle seyrettigi bilgi adaciklarinda aciga cikaran, seyreden ve dahi yasayan..Ismi ALLAH olan her an yeni bir sanda olarak Beyin adi altindaki muhtesem mekanizma ile diledigi gibi diledigi kadar noktadan seyreden.. Her noktadan bikmadan yayin yapani gorduk, duyduk, okuduk iman ettik, hazmi ve kolayligi ile degerlendirmek ve sabit olmak nasib olsun.

3 0
Benim kara kaplı kitaplarım! -

Ben artık orta yaşı da gerilerde bıraktım.. Ve hayatımdaki en değerli hazinelerin ne deseler, hatta ıssız bir adaya düşsem de, hiç düşünmeden yanına alacağın ne deseler, cevabım hemen: ''Kara kaplı kitaplarım- Ahmed Hulusi'' derim... Şimdilerde kitaplarda yeşil renkte var elbette.. Ama ben okuduğumda sadece siyah-beyazdı! O yüzden ben onlara kara kaplı kitaplarım dedim hep... Sevgili Ahmed Hulusi'nin doğum gününü hiç unutmam: 21 OCAK 1945... Bu günde bu yazıyı bloğunuza tekrar koyduğunuz için teşekkür ederim, zevkle okudum.. Ve A. HULUSİ nice yıllara sağlık ve özellikle bol anlatımlarınızla girin diyorum, ki bizler de sizin İLMİNİZDEN faydalanalım.. Okuyucular böyle bencil oluyorlar:))) İyi ki varsınız, iyi ki doğdunuz...Selam ve sevgi ile...snblolu.

8 1
Doğumsuz ve ölümsüz olsa da: İNSAN! -

Sizi twitterdan da takip etmeye çalışıyorum. Bugünü bize hatırlattığınız için teşekkür ederim. Gerçekten de benim de hayatımı ve özellikle dine bakış açımı yenileyen, alt-üst eden, olumlu anlamda şoklar yaratan: ÜSTAD AHMED HULUSİ'nin doğum günü..! Aslında O'NDAN GERÇEK ANLAMDA HAKİKATİNE ULAŞAN İNSANIN DOĞUMSUZ VE ÖLÜMSÜZ OLDUĞUNU KAVRADIK... Ama, nasıl kabul ederse artık:))) Ben de buradan kendisine : İYİ Kİ DOĞDUNUZ! Hatta İYİ Kİ TÜRKİYE'de doğdunuz diyorum..! Böylelikle, kitaplarınıza orijinal haliyle vakıf olmanın dayanılmaz keyfini yaşıyorum, tercüme olarak değil:))) //kortan t.//

6 1
Bu gün 21 OCAK: iYİ Kİ DOĞDUNUZ! iYİ Kİ YAZDINIZ..! -

Bugün 21 OCAK.. Sayın AHMED HULUSİ ÜSTAD'ın doğduğu gün.. Bu yazıyı özellikle okudum ve bütün sosyal ağlarda paylaştım. Bir kitabını okuyarak tüm dünyamı değiştiren ÜSTAD iyi ki doğdunuz!!! İyi ki yazdınız!!! Nice nice yıllara; OKURLARINIZA yeni kitaplar hediye ederek girmeniz dileğiyle...//cemo/

5 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.