Yok sayılan Kuran hükümlerinden haberdar mısınız? 3

Yok sayılan Kuran hükümlerinden haberdar mısınız? 3 DİN
0,0
04.05.2014 21:54:39
A+ A-

 

Daha önce yazdığım iki yazımda da iman ettiğini söyleyen insanların bazı Kuran hükümlerini görmezden gelebildiğinden ve bunun da büyük sorumluluğu olabileceğinden bahsetmiştim. Bugün yine bu önemli konuya devam etmek istiyorum. Kuran'ın her ayeti bizim için çok önemli. Hiçbirini birbirinden ayırt edemeyiz. Hepsi Allah tarafından indirilmiş ve bize de ihlasla uygulamamız emredilmiştir. İnsanın küçük zannedip görmezden geldiği bir hareketin karşılığı Allah katında büyüyebilir. Bu yüzden Müslümanların hayatlarının her anında çok şuurlu ve dikkatli olmaları gerekir.  

Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti). (Saff Suresi, 3)

İsterseniz şimdi konumuza devam edelim ve yok sayılan iki Kuran hükmünden bahsedelim.

Kaybedilenlere üzülmemek ve kazanılanlarla şımarmamak:

Bir Müslüman tüm hayatını Allah'a adar. Hiçbir şart koşmadan sadakatle Allah'a bağlanır. Bu yüzden de Müslümanın din ahlakını yaşamaktaki şevki, morali, gücü, kararlılığı, koşulların değişmesiyle birlikte değişiklik göstermez. Bu çok önemli bir Kuran ahlakıdır. Bu konuyla ilgili olarak Kuran'da, Müslümanın iki temel özelliği bildirilmektedir. Birincisi Müslümanın hiçbir güç koşulda sarsılmaması ve zahiren zorluk gibi görünen olaylardan dolayı asla moralinin bozulmamasıdır. İkincisi ise sahip olduğu imkanlardan dolayı kibir ve büyüklüğe kapılmamasıdır. Allah Müslümanların bu özelliğini bir ayette şöyle bildirir:

Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (Hadid Suresi, 23

Hayatbir imtihan yeri.İnsan nelerle karşılaşacağını hiç bilemez. Kimi zaman en genç döneminde hiç beklemediği bir hastalığa yakalanabilir ya da bir kaza geçirerek ömür boyu yatağa bağlı kalabilir. Bütün mülkünü kaybedebilir veya olaylar hiç tahmin etmediği bir şekilde gelişebilir. Bu tip bir durumda Allah'a imanı zayıf olan insanlar ümitsizliğe düşer ve durumlarına isyan ederler. Allah'ın kendilerine verdiği bütün nimetleri bir anda unutur ve Allah'a olan sevgilerini ve güvenlerini bir anda yitirebilirler. Hiç şüphesiz bu çok büyük bir ahlak bozukluğudur.

İşte gerçek Müslümanların farkı bu durumlarda ortaya çıkar. Çünkü Müslümanlar Allah'a şartsız olarak iman ederler. Allah'a olan sevgi ve güvenleri başlarına gelen olaylara göre değişmez. Allah'ın herşeyde bir güzellik ve hayır yarattığını bilir ve başlarına gelen, beklenmeyen olaylar karşısında sadece sabrederek, tevekkül ederler. Allah'ın aklına, merhametine, adaletine güvenleri tam ve kesindir. Bu nedenle ellerinden giden her ne olursa olsun, bunu bir kayıp olarak görmez ve bunun üzüntüsünü yaşamazlar.

Ayrıca Kuran'da, gerçek Müslümanların oldukça hareketli, ilmi mücadele içinde ve dönem dönem de zorluklarla dolu bir hayatlarının olacağı bildirilmektedir. Bir Müslüman hakkı söylerken ve savunurken, muhakkak hakkın ortaya çıkmasından rahatsızlık duyan insanların engelleriyle ve baskılarıyla karşılaşacaktır. Müslümanların insanları davet ettiği güzel ahlakı, menfaatlerine uygun görmeyen ve din ahlakının yaşanmasını istemeyen kişiler elbette olacaktır. İşte bu insanlar kimi zaman sözlü kimi zaman da fiili olarak Müslümanların din ahlakını yaşamalarını ve insanları Kuran ahlakına davet etmelerini engellemek isteyeceklerdir. Bu engellemeler sırasında Müslümanlar kimi zaman maddi kayıp içerisinde olabilir, kimi zaman canları tehlike altına girebilir veya yaşadıkları yerleri terk etmek durumunda kalabilirler. Ancak kayıp gibi görünen bütün bu olaylar, Müslümanlara ahirette büyük bir mülk, güzellik ve ihtişam olarak geri dönecektir. Bu nedenle Müslümanlar başlarına gelen her olayı sevinç ve şevkle karşılarlar.

İnsanların hayatında beklenmedik kayıplar olabileceği gibi beklenmedik büyük kazançlar da olabilir. Allah dilediği insana çok zenginlik, mal ve mülk verebilir. Başarı ve kariyer verebilir. Böyle bir durumda Allah Müslümanların sevinerek bir şımarıklık içine girmemeleri gerektiğini bildirir.  Çünkü insan mülkte, yetkide ya da bir kazançta sadece emanetçi konumundadır. Kendisine verilen herşeyin esas ve tek sahibi Allah'tır. Bu nedenle kişi kendisine ait herhangi bir özellikten dolayı değil, Allah'ın lütfundan ve dilemesinden dolayı bir rahatlık ve kazanç içerisindedir. İşte bunu bilen Müslümanlar çok büyük nimetlerin ve zenginliklerin içinde de olsalar da acizliklerini asla unutmaz ve bir büyüklük duygusuna kapılmazlar. Sadece Allah'a şükreder ve kendilerine verilen nimetlerin hakkını vermeye gayret ederler.

Getirdikleriyle sevinip, yapmadıklarıyla övünmemek:

Yaptığı işlerle böbürlenmek ya da gerçekte kendi yapmadığı şeylerle övünmek iman etmeyenler için son derece olağan bir davranıştır. Fakat Al-i İmran Suresi'nin 188. ayetinde bu davranışın Allah Katında beğenilmeyen bir tavır olduğu bildirilir:

Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır. (Al-i İmran Suresi, 188)

Bu tür davranışların altında, insanın kendisinin yaptığını sandığı, gerçekte ise yalnızca Allah'ın dilemesi ve yaratmasıyla gerçekleşen işlerden kendi nefsine pay çıkarmak ve bunlarla nefsini yüceltmek gibi sapkın arayışlar yatar. Oysaki insan bir işi kendisi yapsın ya da yapmasın, gerçekte o işi yaratan, sonsuz güç ve ilim sahibi olan Allah'tır.

Hiçbir insanın kendisine ait müstakil bir gücü yoktur. Herşey ve her olay Allah'ın izni ve dilemesi ile gerçekleşir. Dolayısıyla kişinin müstakil olarak yapmaya güç yetiremeyeceği birşeyden dolayı böbürlenmesi ve övünmesi gerçekte o şeyi yaratan Allah'ı gereği gibi takdir edemediğini gösterir. Bu da insanın nefsine ilahlık vermesi ve nefsini Allah'a ortak koşması anlamına gelir. Allah ayetlerinde Kendisi'ne şirk koşulmasının en büyük günah olduğunu ve vazgeçilmediği takdirde bu çirkin tavrı gösteren kimseleri bağışlamayacağını bildirmiştir. Kuran'da, Rabbimiz'in sınırsız gücünü takdir etmek yerine kendisini övüp yüceltmeye kalkışan kimseler acı bir azap ile müjdelenmiştir.

Gerçekten, Allah, Kendisi'ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'aşirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. (Nisa Suresi, 48)

 Tüm yazılarım: http://mertaslanoglu.blogspot.com/



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.