Yol ve Bağışlamak Üzerine

Yol ve Bağışlamak Üzerine DİN
0,0
10.12.2013 08:33:18
A+ A-

Bağışlamak; bizim İnsan-ı   kamil olma yolunda  yani  Yaradan'ın bize ulaşmamız için gösterdiği  noktada önemli bir adımdır. Bize karşı yapılan bir kusuru bağışladığımız takdirde biz tevekkül ve tekamül yani teslimiyet ve gelişim haline ulaşmış oluruz. Bir nevi bağışlayan insan, kendisine yapılan kusurun nereden geldiğinin idrakı ile  Yaradan'ın  bize  gösterdiği yani insan olarak adlandırılmamızın  ötesinde (İnsan suresi)  bize  bildirdiği noktada;  "OL"  dediği İnsan-ı kamil  noktasında bulunmuş  olur. Çünkü  Rahman  iyiliğe ve kötülüğe bakmaksızın herkese  merhametini sunarken  bizler  her şeyin  O'ndan  yani ALLAH'dan  geldiğini, bize karşı yapılan kusurun  O'nun izni ile olduğunu  akıl yolu ile idrak edip;  Rahman'ın sözünü dinler hale  geldiğimizde,  Rahman'dan Rahim olan'a doğru yolculuğumuzu ruhsal olarak devam ettiririz.

Rahman  olandan   Rahim  olana  yani  kendisinin yani Rahman'ın sözünü bilip, uygulayanlara açtığı bir kapıdır ki bu, yolculuk da  ölüm sonrasında bir takım nimetler sunma halidir. Rahim olan ALLAH  Vedud'dur,  sevgide ulaşılacak en yüce gaye ( bknz:  HUD SURESİ :11-52)  çok sevgilidir.

Ölüm, Rahman'ı idrak ettiğimiz yerden dosdoğru ilerleyerek Rahim olan ALLAH'a her türlü ego ve nefs,  savaşın bittiği yer ve  "OL"  dendiği   andır ki;  İnsan artık  oluverir.  William Shakespeare'in;

"OL'mak ya da OL'mamak   işte bütün mesele bu!"  sözü ile vurgu yaptığı gibi  İnsan, ölüm halinden yaşama geçmiştir.  İşte bu sebeple "İnsan Sevdiğinde Yaşar".

Yol , içimizdedir, ruhsaldır ve ulaşacağımız nokta yüreklerimizdedir. Akıl ile idrak'ın yüreklerimize indiği yerdir.

Savaş; ruhsal'dır,  Ölüm  ruhsal'dır (ego, nefsin bittiği an). Bu bedensel ölümün dışında  ruhsal ölüm;  ruhsal savaşın kazanıldığı andır.  Biz bağışlarız bağışladığımızda yolculukda bir adım daha  ilerlemiş ve kusurları örtmede "gece" gibi olmuş oluruz . Biz, yükü hafiflemiş olarak ilerlerken kusurunu bağışladığımız kişiyi Affetmek  ALLAH'a   mahsustur.

Biz; Rahman olan ALLAH'dan   Rahim  olan  ALLAH'a    ilerlerken;  yani ruhsal ölümümüzden sonra (her türlü kin, öfke, nefs, ego sonlanmasından sonra)  bize, yüreklerimize  dökülen  Lütfu'nun   varlığını hissederek   kıyam ederiz (Ayakta durmak).  Ruhsal  diriliş budur.

" OL"  demiştir  sevgili,  Yol'u dosdoğru ilerleyenlere. Elif'de , Mevlana'nın  Sema'sında   olduğu gibi  biz bir noktada başlar, bir noktaya varırız ve Sevgisini  yüreğimize kabulümüzle ;  bir elimiz yukarıda  iken;  diğer elimiz aşağıda  Sevgi  olanın gönderdiği davetiye ile  Aşk ile yanan yüreklere  Yol'u  gösterir  ve döneriz bir yörünge etrafında  tavaf halinde,  Rahman olan ile Rahim olanın birleştiği noktada..

Bu Yol  ve Yolculuk her birey ve her insan içindir ki (İNŞİKAK  SURESİ: 6);  ruhsal olarak  halden hale geçme yolunda. Davetiyede  şu yazılıdır;

"NE OLURSAN OL GEL; UMUTSUZLUK KAPISI DEĞİLDİR KAPIMIZ".

Sonsuz ve uçsuz bucaksız sandığımız Evren'i  çepeçevre  kuşatmış olan  Yaradan'ın   etrafında kendi ekseninde döndüğü anı biliriz ki;  Evren,  hem genişler, hem daralır doğum anında olduğu gibi.

İşte bu sebeple;  MEVLANA; "Kadın bir Nur'dur sevgili değil. Kadın yaratıcıdır, Yaratılmış olan değil" sözüyle kadının ruhsal üstünlüğüne vurgu yaparken ve YUNUS EMRE; RAHİM olan ALLAH'A ölmeden ölerek yani nefsini öldürerek kavuşurken şu söz tüm varlığı ile ve ışığıyla açığa çıkmıştır; "CENNET, ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR".

Pınar Sabancı



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.