ZÜLFİYARE DOKUNDUK

ZÜLFİYARE DOKUNDUK DİN
3,0
03.12.2012 14:05:01
A+ A-

Kaleme aldığım konu hem çok ince hem de çok hassas. Üstelik ihtisas isteyen bir dal!

Dile getireceğimiz ve dikkatleri üzerine toplamak istediğimiz konuyu iş edinenler, bu dalda ihtisas yapanlar, ne hazindir ki genişleyen, yenilenen, evrende ki değişimi, su yüzüne çıkan bilim ve teknolojiyi görmezden geliyorlar.

Gelişimi, değişimi görmemezlikten gelmenin kime ne faydası var?

Mevlana Celalettin Rumi" iki parmağınızı gözkapaklarınızın üstüne koysanız, siz âlemi görmezsiniz, âlemi görmeyince; âlem yok mu olur?" diye soruyor.

Sahi bir şeyi görmediğiniz zaman o şeyin yok olduğunu düşünebilir misiniz?

Bu yüzden ucundan kıyısından zülfiyare biz dokunalım istedik.

14 asır önce indirilen Kuran-ı Kerim'de yüce Allah evrenin sürekli genişlediğini: Zariyat Suresi, 47 ayette "Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz" buyuruyor.

Bizi yaratan rabbimiz, evreni genişletiyor, dört mevsim tabiatı yeniliyor: renk, renk desen, desen; güzellikleri vitrin de teşhir ediyor.

Evrenin uçsuz bucaksız salonunda sergiliyor.

Her gün, Her biri; sonsuz ilim ve irfan sahibi rabbin fırçasından nasibini almış, muhteşem eserler gözler önünde.

Bu eserleri okumak incelemek ve yeniliğe ayak uydurmak düşmez mi akıl ve izan sahibi olana?

Alak suresinin ilk ayeti, "Yaratan Rabbi'nin Adıyla Oku!" emridir.

Oku emrini insanoğlu neden yalnızca Selüloz'dan üretilen kâğıt üzerine yazılmış yazılı eserleri okumak olarak algılıyor?

Kaya üzerine kazınmış, ceylan derisine yazılmış eserleri okumak mıdır "oku" emrinin anlamı?

Şems-i TEBRİZİ diyor ki "Ben Tabiatta Kuran'ı" okuyorum.

Allah, Lokman Suresi 27'nci ayette " Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." buyuruyor.

Öyleyse başınızı elinizin arasına alın ve derin, derin düşünün!

Yeryüzündeki ağaçların kalem, Denizlerin mürekkep olduğu ve yazmaya yetmediği Allah kelamını okumanın anlamı bizim anladığımız, ya da bize öğretilen okumak mıdır?

Birçok ayette Allah! "İşte aklınızı başınıza almanız için size bu delilleri açıkladık". Buyuruyor.  

Siz aklınızı kullanmayacak mısınız diye de soru yöneltiyor.

Aklımızı kullanmanın, gelişime, değişime ayak uydurmanın oku emrini doğru anlayıp, evreni okumanın esas olduğu gerçeği ile yüzleşmenin zamanı değil mi?

Taklitçiliği, dedim, dedi, demişti gibi alışkanlıkları bırakmalı, okumayı alışkanlık edinmeliyiz.

Unutmayalım ki,  doğruyu araştırıp hayatına tatbik etmeyen herkes, Allah'ın indinde kendinden sorumludur.

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Oku -

Merhabalar. Sayın yazarım makalenizi okudum ve çok beğendim. Kaleminize ve gönlünüze sağlıklar dilerim. Ben de Kur'an'da "Alak" suresinde geçen "iqra" emrini "okumak" diye çevirmenin yeterli olmadığı gibi, böyle çevrilmesinin onun Kur'an'da neden kullanıldığını anlamak bakımından da yanlış sonuç vereceği kanaatindeyim. Türkçe'de kullanılan "okumak" sözcüğünün karşılığı, Arapça'da "tilavet"tir. Buna, aynı zamanda hazırdaki bir metni okumak da diyebiliriz. Ancak Kur'an'ın "iqra" sözcüğü ile bu anlamda bir okumayı kasdetmediği açıktır. Kur'an'da geçen "iqra" emrinden: Peygamberimizde bir şeylerin biriktirileceğinin ve sonra da bunların yine O'na dağıttırılacağının anlaşılması gerekir. Diğer bir ifadeyle, Peygamberimiz Allah'tan bir şeyler öğrenecek;öğrendiklerini de insanlara sözlü veya yazılı olarak öğretecektir. Selam ve dualarımla.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.