Günaha son çağrı.

21.03.2016 01:11:41
A+ A-

Bir çağrı düşünün, bu çağrı ister Çağrı Bey'in çağrısı olsun, ister Hz. İsa'nın; yerleşik düzenin gözünde "günaha çağrı" olacaktır böylesi bir çağrı.

Çünkü yerleşik düzen yeni bir çağa da, onu inşa edecek çağrıya da 'günah' gözüyle bakar, tarihin pek çok devrinde olduğu gibi günümüzde de.

Böylesi bir gerçeklikte bu çağrıya uyanlar da günahkâr olacaktır.

Kaldı ki 'günah' yerleşik düzen efendilerine ilahi metinlerin sürekli hatırlattığı bir 'günün' gelip çattığını gösterir: Gün-ah! Demek ki hak ve gerçekmiş, keşke bunu daha önce akıl etseydik, dedirten bir duyguyu anlatıyor olmalı.

Gelin görün bunu bildiren çağrıya günah gözüyle bakmıştır beşeri egemenler. Bu yolda çağrıyı yapanı çarmıha germek, ona yönelenleri günahkâr ilan etmek son çırpınışları olsa da kurtaramamışlardır kendilerini çoktan hak ettikleri bir gelecekten.

Bu hiçbir zaman arzu etmedikleri gelecek, maskelerini düşürdüğü gibi, aynı zamanda günah defterlerini de ellerine vermiştir ve de vermeye devam edecektir.

Çok garip değil mi, 'günah' sözcüğü bile tersyüz edilmiştir beşeri egemenlerce. Öyle ya, günahlarının bedelini masum insanlara ödetmek, ikinci adımda da 'kendilerini biz günahkârlar için feda ettiler' gibi bir algıya dönüştürmek, dün de bugün de insanlığın tek gerçeği değil mi?

Dahası bu algı, zaman içinde Hıristiyanlık dininde bir inanç haline gelecek, ya da getirilecektir.

Bugün 21 Mart 2016 Nevruz Bayramı, yeni günün, diğer bir deyişle baharın müjdecisi; bugün Hz. İsa gökten indi gibi saçma sapan bir cümle kurmak istemem. Hıristiyanlar her gün öldürüyorlar Hz. İsa'yı, Yahudilerin de bazı Peygamberlerini öldürdükleri ve hâlihazırda öldürmeye devam ettikleri bir gerçek. Tabiî ki yazımın genel kapsamı dâhilindedir bu cümlelerimin anlamı.

Öyle ya, öldürülen her masum bir Hz. İsa sayılır, Peygamberler de sonuçta bir insandır, dahası Hz. İsa üzerinden efsane üretenler, gerçekte kendi tanrısallıklarının zemini yapmışlardır 'baba, oğul, kutsal ruh' üçgenini.

Müslümanlara gelince, onların bir kısmı da Farisiyen[1] bakışlıdır, dini yorumda aşırıya kaçanları olduğu gibi, aynı zamanda en az üç asırdır Batı'nın gölgesinde hakikatini çoktan kaybetmiş olduğunun da bilincinde değildir.

Şimdi bu kısa yazının başlığını ne koymam icap ediyor?

Başlığını ne koyarsak koyalım, beşeri egemenlerce "Günaha son çağrı" biçiminde algılanacaktır.

Öyle değil mi, ne dersiniz?

Bu arada okurlarıma, 1 Ocak 2015 tarihli "Bin yıl önceden bin yıl sonraya: Çağrı Bey'den çağrı." başlıklı yazıyı öneririm.

Bu yazıyı Hz. İsa üzerinden yazmış olsaydım başlığı şu olurdu herhalde: İki bin yıl önceden iki bin yıl sonraya: Hz. İsa'dan çağrı. Ne var ki içeriğinde birtakım değişiklikler yapmak icap ederdi. Bununla birlikte ortak noktaları da oldukça fazla olurdu.

Okurlarımın Nevruz Bayramı'nı kutlar, bu yılki Nevruz Bayramı'nın yıllardır beklediğimiz yeni dönemin habercisi olmasını dilerim: İnsanlığın taze bir başlangıç yapacağı, bu yolda yeni bir çağ, yeni bir dünya kuracağı yeni dönemin.

İnsan insanın kurdudur döneminin biteceği, ellerin güvenle sıkılacağı, güven vereceği, umut tazeleyeceği yeni dönemin başlangıcı.

Öldürmenin değil yaşatmanın, nefretin değil sevginin, sömürünün değil paylaşmanın yükselen değer olacağı; gönüllerin birleşeceği yeni bir dünyada buluşmak üzere, sevgi ve saygılar.

Önerdiğim yazıya aşağıdaki adresten ulaşılabilir.

http://blog.milliyet.com.tr/bin-yil-onceden-bin-yil-sonraya--cagri-bey-den-cagri-/Blog/?BlogNo=484858

 .

Rıza Üsküdar

21 Mart 2016/Eskişehir


[1] Farisiyen, Yahudiliğin başlangıç dönemlerinde ortaya çıkan siyasi ve dini bir mesleğin mensuplarına verilen bir isimdir. Mecazi anlamda hangi dine mensup olursa olsun, taassupta aşırılığa varan görüş ve eylemler içinde olmayı ifade eder. 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.