İran'da Sessiz Devrim

15.06.2013 14:45:32
A+ A-

İran’da yaklaşık bir hafta önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden zaferle çıkan Eski Nükleer başmüzakereci ‘‘ılımlı’’ lider Hasan Ruhani, İran’da geleceğe yönelik değişimin ilk sinyalini verdi. 2009 İran seçimlerinde Eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın seçilmesi ülke genelinde büyük tepkilere neden olmuştu. Hasan Ruhani’nin seçilmesi ise 2009’un rövanşı niteliğindeydi ve İran’da toplumun genel duruşunu ortaya koydu. Tabi hatırlatmakta fayda var ki, bu tam bir demokrasi değil zira İran’da cumhurbaşkanı adaylığı için Devrim Koruma Konseyi’nin onayı gerekiyor. Bu da demek oluyor ki gerçek patron hala: Hamaney. Her ne kadar Ruhani ‘‘ılımlı’’ gözükse de dış politika, nükleerleşme gibi İran’ı derinden alakadar eden konularda son söz her zaman Hamaney’in oldu. Nitekim, Washington’un kötü giden ilişkileri ‘‘resetlemek’’ adına Ruhani seçildikten sonra ılımlı mesajlar vermesine rağmen İsrail’in, Washington’u fazla umutlu olmamaları yönünde uyarmasının nedeni de budur.

Hamaney, dünyaya ve kendisine hala Humeyni rejiminin halk tarafından korunduğu ispat etmeye çalışmakta. Bugün Hamaney’in, sürekli ‘‘ılımlı’’ diye sunulan Ruhani’ye ses çıkarmama nedeni, iktidar üzerindeki otokrasisini tehlikeye atmadan biraz heyecan yaratabilecek bir Cumhurbaşkanı imajını korumak istemesi. Dolayısıyla İran’da, reformist ve özgürlükçü bir liderin iktidara gelmesi, Hamaney’in icraatlardaki veto hakkından dolayı yapabileceklerini kısıtlayacaktır.

Ruhani, insan hakları konusunda önemli reformlar yapmak istediğini kampanya sürecinde açıkladı. Tabii büyük patron Hamaney buna ne kadar müsaade eder orası muamma ancak Ruhani, İran’daki dengeleri iyi bilen bir lider, halktan bir adam. Bu nedenle değişim isteyen İran halkının umudu olacaktır. Bu aşamada İran’da bir bahar beklemek anlamsız. Hamaney sonrası için doğal bir dönüşüm süreci yaşanacak yeni reformlarla birlikte. İşte tam da bu nedenle Ruhani’nin seçilmesi çok önemli. Hamaney sonrası yaşanabilmesi olası olan değişim sürecinin yumuşak geçirilmesini sağlayacak olan Ruhani’nin ta kendisidir. Tabii başta ABD olmak üzere kimse Ruhani’den sert hamleler beklememeli, Hamaney’e rest çekebilecek bir konumu ve gücü henüz yok. Örneğin bugün bir anda Suriye politikasını değiştirme gibi bir lüksü yok lakin Ruhani’nin oğlunun 1992 yılında Hamaney rejimini protesto için intihar ettiği, Ruhani’nin İran sokaklarını iyi tanıdığı ve büyük bir değişimin ilk habercisi olduğu gözden kaçırılmamalıdır...