Öğretmenler sadece kitaplardaki dersleri öğretmez, yaşatır da.

24.11.2014 15:34:55
A+ A-

Okul arkadaşlarının bulunması diye başlayan sosyal medya mecraaları, günümüzde çok farklı amaçlar için kullanılmış olsa da, çoğu insanımız için hala aynı işlevi görüyor. Okul arkadaşları, öğretmenler, iş arkadaşları, asker arkadaşları için buluşma noktaları hala Facebook, Twitter...
 
Bugün 24 Kasım... Öğretmenler günü. 
 
Sosyal Medya sabahtan beri, "Başta xxx öğretmen olmak üzere öğretmenler gününü kutlarım." mesajları ile dolup taşıyor. Popüler bir devlet adamı, bir siyasetçi gibi yapılan samimiyetten uzak kutlamaları nedense hiç sevemedim. O nedenle klasik cümlelerden uzak durup öğretmenler gününe özel bir şeyler yazayım diyorum. 
 
Tabii ki, okul hayatım boyunca onlarca öğretmenim oldu. Belki de bir çoğu hayatta bile değil. Bazıları ile de ihmalkarlık, şartlar derken iletişim kuramadık. Aralarında mutlaka unutamadıklarımız ve yeri geldiğinde anlattıklarımız var. İşte böyle bir öğretmenim ile yaşadığım bir anı paylaşmak istiyorum.
 
Yer.. Kırşehir... Kırşehir Meslek Yüksek Okulu...Sene 1992
 
Erbaa'dan uzakta gurbette okuyoruz. İşimiz sadece okumak değil elbette. Okurken de yaşamak, hayatta kalabilmek. Fakirlik bir yandan, iletişim sıkıntıları bir yandan. Memleketten ise öyle ha deyince para gelmiyor. Memleketten zor şartlarda para isteyecek kimse de yok ya neyse... 
 
Hâl böyleyken, tam hatırlamadığım bir sebebten dolayı acil para lazım. Öğrenci arkadaşlardan borç isteyecek kimse yok. Biliyorum ki, samimi arkadaşlarımın durumunun zaten benden bir farkı yok. Yurt yemekhanesinden yemek yiyecek yemek kartımız dahi yok. Sizin anlayacağınız yok oğlu yok. Tek bir çare, yani tek atımlık kurşunumuz vardı. O da bir hocadan para isteyip, alabilirsek onunla da günü kurtarmak. 
 
Tüm gücümü toplayıp, futbol oynadığımdan dolayı samimiyetine inandığım bir hocamın yanına gittim. Nasıl söyledim o an hatırlamıyorum ama hoca durumu anladı. Belki onda da yoktu, ya da ne bileyim okulun böyle bir fonu vardı bilemiyorum. Bana git kantinci Ramazan'dan xxx kadar para al, dedi. Durur muyum orda daha.. Fırladım ve kantinciden parayı aldım. Rakamın hiç bir önemi yoktu. Hatırlamıyorum da... Bana göre Dünyanın en zengininden daha zengindim o an.
 
Mezun olduk ve ayrıldık 'ozanlar diyarı' şirin Kırşehir'den. Belki de o hocayla vedalaşamadık bile. Hocam bana sadece müfredatta yazan dersleri değil, en sıkışık en çaresiz haldeyken yardımıma yetişti. Karnımızın doymasına vesile oldu. Utanarak yazıyorum ama bir kere bile teşekkür edemedim. 
 
Şimdi hocam yine aynı yerde çalışmaya devam ediyor. Eminim, benim gibi nicelerine yardımcı olmuştur ve olacaktır. Ve eminim başım yine dara düşse yine yardım eder.
 
Hocam bu satırları Facebook'ta okursa yazdığıma inşallah kızmaz. O hocamın adı... Nejat Oymak.
 
Hem, hiç bir öğretmen öğrencisine kızamaz ki... Kızar gibi yapar ama aslında formaliteden ibarettir... Şüphesiz her daim sever ve korur. Öğretmen, sadece kitaplarda yazan dersleri öğretmez. Yaşatır da... O yüzden okul şarkıları hem ana, hem bir baba diye başlar.
 
Geç kalmış olsam da teşekkürler, 'Nejat Oymak' hocam teşekkürler...Öğretmenler gününüz kutlu olsun...
 
Cevdet Aykan Demir
 
 
 
Gazi Üniversitesi Kırşehir Meslek Yüksek Okulu - 1992
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.