Sadelik, derinliktir

11.03.2016 18:57:22
A+ A-

İnsanlar, doğada en akıllı varlıklardır. Kimi fikrine göre kimi yaşadığı zamana göre dünyayı algılamadan göçer gider. Bazen bilgelik makamı verilir cahillere, bazen de zalim ilan edilir, âlimler. Bu böyle devam eder durur. Birçoğu insan bu satırları yazan kişinin kendisi de dâhil olmak üzere kimse aslında farkında değildir.

Bir kısım diğer halkın genelin sırtına binmiş gidiyor. Her şeyin birbirine bu denli girdiği, bilgi karmaşasının zirveye çıktığı bu denli karmaşık bir çağ aslında hiçbir zaman görülmemişti. Bilgi ve iletişim araçları bu denli yaygınlaşması insan için oldukça önemli ama nereden biliyorsun ki doğru bilgilere sahip olup olmadığını. Bunu bilmenin çok fazla bir yolu olmadığını biliyoruz, dersek itiraz olur. İnsanlar referans gösterir, deliller oluşturur, daha da olmadı yalancı tanık, yalancı şahitler ortaya çıkarır. İnanmak bize düşer. Birçok olaydan sonra kafanızı arkaya yasladığınız, uzunca bir süre düşündüğünüzde aslında kandırılmış olduğunuz anlarsınız. Veya işinize gelmediği için kafaya takmamayı, düşünmemeyi alışkanlık haline getirisiniz. Bu da alışılmış düzenleri yaşamak, başkasının koyduğu kurallar, alışkanlıklar, tarzlar, modalar, hayat düzenleri yaşarsınız. Uymazsanız mı ne olur? Uydururlar. Standartlara uymayı reddetmek her yiğidin harcı değildir, öncelikle büyük bir özgüven gerektirir. Sözgelimi kravatın tarihini bilen her Osmanlı torunu olduğunu iddia eden kişinin şüpheyle bakmasını gerektiren bir durumdur. Frak, papyon bu gibi şeyler moda olabilirken, sonra gözümüz alışıyor. Gönlümüz alışıyor. Kabulleniyoruz. Bu bir süreç uzun soluklu bir süreç. Planın arkasındaki uygulayıcıların çok kararlı olmaları gerekiyor.

Kararlı durumlara uymayan kişiler, gerek davranışlarıyla oluşturulan toplumsal normlar, otoriteler tarafından sistem tarafından, kişiler tarafından cezalandırılıyor. Bu normal sonuca göre kişi ya çoğunluğa uymaya çalışıyor, ya da yok oluyor. Aksi çok basit bir kurala karşı geldiğiniz için cezalandırılıyor. Yaş kemale erince insanlar daha fazla düşünüyor, bu ise genellikle kişinin elinde değil. Bütünü birleştirmeye çalışıyor. Erkeği huriyle tavlamaya çalışan sistem, kadını başka bir şeyle ikna yolunu seçmeye çalışıyor. Günlerden Cuma günü yine iki yaşlı adam oturmuş hasbihale dalmışlardı. Derin düşüncelere dalan bir çift kulak belki de bu yüzden olsa gerek konuşulan konuların bir kısmını dinlemiş, dinlediklerinden bu insanların bu gün de dinden bahsettikleri sonucunu çıkarmıştı. İnsanlar belli yaşlarda belli konulardan söz ederler, sevgililer, çapkınlıklar, işler, çocuklar, hastalıklar ve ağrılarından bahsederken, bir zaman sonra dinden de bahsederler. Türkiye'de dinden bahsetmek genellikle tehlikeli görülür. Sıradan insanlar sözlerinde hata yapacakları korkusuyla dinden bahsetmeyi pek fazla tercih etmezler. Malum Kur'an dilinin de Arapça olması onların bu konuda fikir yürütmesine çoğu zaman gerçek bir engeldir. Kimse neticede dilinden çıkacak bir söz yüzünden dinden çıkmayı, nikâhının düşmesini, küfre kapılmayı göze almaz. O yüzden de bu konuyu çok iyi bilen iki yaşlı çok fazla kesin konuşmamakla birlikte diğer dinlerden bahsetmeyi daha uygun bulmuş olacaklar ki, Hüseyin Efendi:"İslam bir tebliğ dinidir. Fetihler zamanında gönüllü İslam mücahitleri, ordulardan önce İslam Dininin emirlerini yaymak amacıyla uzak diyarlara giderler, İslam dinini diğer topluluklara Allah rızası için tebliğ ederlerdi. İslam dininde bilindiği gibi "dinde zorlama hükmü yoktur." Aynı zamanda "yaratılanı sev, yaratandan ötürü" felsefesi hâkimdir. Din dünyayı güzelleştirmek, doğa, diğer canlılar ile insanlar ebedi barış inşa etmeye hizmet etmesi bakımından önemli bir görev ifa eder. İnsanların insan vasfını koruyabilmeleri için diğer canlıların vasıflarına bürünmeleri hoş bir durum değildir. Aynı zamanda kendilerine verilen görev gereği bir takım kurallara bağlı kalmaları düzenin gereğidir. Matematiksel kuralların oluşturulması binlerce yıl aldı. Varılan sonuç, tüm pozitif bilimlerin de bir yaratıcıyı işaret ettiğidir. Bu açıdan tek tanrılı dinler daha fazla taraftar toplarken, daha sonra aralarında acımasız savaşlar baş gösterdi. Dinler bölündü. Din tacirleri doğdu. Hâlbuki Allah Cennetine koyacağı insanları için diğer insanlardan izin beklemesi gibi bir şey düşünülemeyeceği bilinmesine rağmen, uzun yıllardır cennet aracıları türedi. Bunun maddi boyutta ciddi meblağlara denk çeşitli miktarlarda cennetten arsa kampanyaları bizzat insanlar tarafından yapıldı. Emlak komisyonculuğunu aratmayan bu satış kampanyaları Orta Çağ karanlığının belki de en büyük satışlarına neden oldu."

Hasan Efendi: "Bir şeyi anlamıyorum, İslam nasıl oldu, tebliğcilerden çileciliğe döndü. Tekke ve insanların kendini dünyadan tamamen soyutladığı bir hırka ve bir külaha döndü. Bu durum aslında bir anlamda pozitif ilimlerde İslam Dünyasında geride kalmasına neden oldu. Dünyanın kurallarını diğerlerinin koymasına izin verildi. Ekonomi dünyası, bilim, sanat, aklına ne gelirse. Pozitif bilimlerle dünyaya egemen olan, sopası güçlü olanın kuralı koyduğu bin nizamın olduğu bir çağda, ben füze üretmeyeceğim diyemezsin. Ya da onun füze üretmesine mani olamadıysan, füzesini uçurup Müslümanların katline engel olmalısın. Bu çilecilik akımı uzun bir süre daha İslam Dünyasında hâkim olduğu sürece ciddi uyanışlar beklemek yanlış olur."

Hüseyin Efendi: "Bugün şu sıralarda sokağa çıkalım, mutlaka sokaklarda dinlerini tanıtan gönüllüler görürsünüz."

Hasan Efendi: "Onları suçlayabilir misin? Bence kesinlikle hayır. Doğru bildiklerini yaymaya çalışıyorlar. Adamda bakır var, onu satıyor. Sende altın var ancak sen altının değerini bilmediğin gibi, diğerlerine de doğru tanıtmayı beceremiyorsun."

Hüseyin Efendi: "Son yıllarda inanılmaz din değiştirmeler yaşandığı söyleniyor. En son bu yoğunlukta bir din değiştirme operasyonunun Ermeniler üzerinde yapılan çalışmalarda gözlemleniyor. 1815 yılından sonra artarak çoğalan misyonerlik faaliyetleri, temel olarak Balkan ülkelerinde ciddi bir bilinçlenme ve Balkan devletlerinin Osmanlı'dan kopuşunu hızlandırmıştı. Daha sonraki süreçte yabancı yazarlar Amerikalı, İngilizler başta olmak üzere Merzifon Amerikan Koleji'nin bu konudaki önemli başarılarından söz eder dururlar. Gizli değil, aleni ve açık açık."

Hasan Efendi:"Pontus Rum, Ermeni ayaklanmalarında da söz konusu misyonerlerin ciddi faaliyetleri olmuştu. Bunu günümüz koşullarında gerek Amerikalı gerekse İngiliz araştırmacılar aleni olarak yazıyor. Bu konuda onları özgüvenlerinden dolayı kutlamak gerek. Milleti cahil bırakmakla kalmamış, aynı zamanda dinsiz de bırakmışız ki bizim veremediğimiz şeyleri millet başka yerlerde arıyor."

Hüseyin Efendi: "Bunların birçok sebebi var tabi ki. Gerçi şu an İngiliz veya Amerikalıların misyoner göndermesine gerek yok. Gün yirmi dört saat televizyonlarda çizgi filmlerle başlayan propaganda savaşı daha sonra olgunlaşıyor. Kıyafeti ne olursa olsun, belli yaştan sonra zaten fikren insanlarımız, ne yazık ki taraf değiştirmiş oluyor. Her ne kadar kendine çeşitli sıfatlar, isimler koysa da aslında zihnen yenilgiyi kabullenmiş oluyor."

Hasan Efendi: "Garip olan ise, şu milli manevi değerleri savunmak için de aynı merkezin alim, rehber göndermesine ne demeli. Yol uzun ve çetin. Fedakârlık yapmadan zafer kazanılmaz. Konu her ne olursa olsun, hata yapan bir şeyler de yapmak için çalışıyor demektir. Buna din de dâhil" dedi ve sustu. Çaylarından birer yudum alan ihtiyarlar birbirlerine baktılar. Taşıdıkları isimler hata yapmalarına engel değildi. Ancak hata yapmayalım diye fikirlerini ifade etmelerinde bir sakınca görmeyen bu iki yaşlı adam sohbet ediyorlardı işte kendi adlarını farklı yaşantıları süren milyonlarca insan gibi. Öyle ya dünyanın en mükemmel fikrine sahip olsanız, kime ne? İfade etmedikten sonra. İfade edilmeyen her güzel fikir yer altında yatan madene benzer. Kimseye bir faydası yoktur. Değerli fikirler ise yazıya dökülmezse, unutulmaya mahkûmdur. En iyi bellek en kötü kâğıttan daha iyi değildir neticede. İlim Çin'de de olsa alınız düsturunu dinin öğrenip ilk emri "Oku!" talimatını alan her Müslüman illa ki okuyacaktır.

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.