Sevgi merkezli eğitim ve dershanelerin dönüştürülmesi

28.11.2013 11:03:57
A+ A-

Vehbi Vakkasoğlu 24 Kasım öğretmenler gününde Adana’daydı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ADİMDER iş birliği ile hazırlanan konferansta “Sevgi Merkezli Çocuk Eğitimi” adını verdiği projesini anlattı.

Seyhan kültür merkezinin büyük salonu böyle kalabalıkları nadiren görüyor. Öğretmenlerin programa yoğun ilgi göstermesi sevindirici ve ümit verici, çünkü Vehbi Vakkasoğlu hoca öğretmenler gününde, alışıla gelmiş öğretmenlerin sorunları, sosyal hakları, bordro sorunları v.s gibi konuları konuşmaya gelmemişti.

Gündemde “Dershanelerin Dönüştürülmesi ve Aktif Eğitim Sen’in yeniden kurulması”  gibi konular varken. Programı organize edenlerin,  gündemi aşarak eğitimin gerçek gündemini yakalamaları takdire şayandır.

“Sevgi Merkezli Eğitim” Eğitime öğretmen gözüyle bakan bir anlayış. Basit, uygulanabilir ve sonuca götürecek bir yaklaşım. Bu, Hz. Peygamber’in (a.s) “Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim” sözünü rehber edinen bir öğretmen yaklaşımı.

Ne diyor Vakkasoğlu;  Öğretmenlik dünyanın en önemli ve en zor mesleğidir.  Yüreğinde sevgi taşımayan kişiye öğretmenlik yaptırmayacaksın, hem kendisini hem de çocukları kurtaracaksın. Çünkü yüreğinde sevgi taşımayan biri öğretmenlik yapmaya çalışırken çok yıpranacak ve başarılı da olamayacaktır, dolayısıyla arada harcanan hem kendisi hem de öğrenci olacaktır.

Eğer öğretmen öğrencinin gönlüne giremezse aklına hiç giremez diyor. Sevgi ailede başlar, onun için birbirini sevmeyen insanları evlendirmeyin diyor. Eğer parası için, fiziği için, kariyeri için evlenirse insanlar o yuvada sevgi olmaz ve doğan çocuklar sevgisiz olur.  

Evinden mutlu çıkmayan öğretmen, öğrenciyi mutlu edemez. Evlerimizi sevgi yuvalarına çevirmeliyiz diyor. Evlerimizi okullarımıza yaklaştırmalıyız, her ev biraz okul her okul da biraz ev olmalı. Her evde bir kütüphane olmalı her ebeveyn biraz öğretmen, her öğretmende biraz anne baba olmalı.

Şunu da unutmayalım diyor Vakkasoğlu, çocuklar bizim dediklerimizi değil, yaptıklarımızı yaparlar. Sözlerimizden değil eylemlerimizden daha çok etkilenirler. Anne baba tartışırsa onlardan çok çocuk etkilenir. Onlar barışsa bile çocuğun iç dünyasında bir burukluk kalır. Aile çocuğun yetişmesinde, en önemli etkendir. Çocuk dışarıdan eve geldiğinde üzerindeki toz toprak ve pisliği gören anneler, onu temizlemek için uğraşır hatta çocuğa kızar. Ama dışarıdan getirdiği zihin kirliliğini, kalp ve beyin kirliliğini görmez. Asıl önemli olan bunların temizlenmesidir.

Vakkasoğlu hocaya göre öğretmen dikiş iğnesidir, nasıl iğne giysileri diker, herkes o giysileri giyer ama kendisi her zaman çıplaktır. Öğretmende böyle olmalı almadan verebilmeli. Tek taraflı çalışmanın zevkine varmalı.

Eğer öğretmende heyecan bitmişse verimli olmasını bekleyemeyiz. Heyecan biterse her şey biter. Öğrencilerinize faydalı olamıyorsanız, bana ne oldu ki deyin, niye öğretemiyorum, niye dinletemiyorum deyin,  Öğrencilere ne oluyor demeyin.

Öğretmenler toplumun içinde olmalılar, arabalarından inip toplu taşıma araçlarıyla yolculuk yapmalılar ve hayatın her alanında toplumdan bir şeyler öğrensinler ve onlara öğretsinler…

Eğitim sistemi ne olursa olsun, dershaneler dönüşsün ya da dönüşmesin, A sendikası ya da B sendikasına üye olalım, benim Vakkasoğlu hocadan anladığım şu;  öğretmenler işlerini ibadet aşkıyla yapmalı, öğrencilerine kendi çocukları gibi yaklaşmalı, onlarla mutlu olmalı, onlarla üzülmeli. Öğretmen iyi insan, örnek model olmalı. Böyle olursa öğrenci, dolayısıyla toplum iyiye doğru dönüşür.                                                                                                                                      Vesselam.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.