Müjgan’ın içine Nagehan Alçı kaçmış

02.04.2014 12:06:31
A+ A-

Sevgili okurlarım kendimi artık köşe yazarı gibi hissediyorum. Her gün bir yazı yazmasam olmuyor. Gerçi bu durum başta eşim Müjgan'ın hoşuna gitse de dün akşam evde bir soğuk hava esmedi değil.

Tamam, doğalgazı kısıyorum bütçe yapmak için ama bu soğukluk ondan kaynaklanmadı. Müjgan'ın beni kıskanması ve yazdıklarımdan dolayı tavır almasıyla alakalı.

Malumunuz ben son iki yazımda muhtarlığı gelecek seçimde nasıl kazanacağımı ve bizim evde ava çıktığım kediyi yazmıştım. Müjgan Hanım dün iki yazıyı da arka arkaya okumuş. Tabii benim bundan haberim yok. Ben onun her dakika yazılarımı takip ettiğini sanacak kadar safmışım.

Tam ajansları dinledim ardından, Muhammed Ali ile Joe Frazier'ın boks maçlarından beri en zevk aldığım müsabaka olan Nagehan Alçı ile Nazlı Ilıcak'ın 122. kapışmasını izleyecekken Müjgan Hanım koltuğa biraz sert oturdu. Ben buna ilk başta bir önem vermedim. Meğer lastiği patlamış kamyonun son kornasıymış o oturuş.

Programda Nazlı ile Nagehan kapışmaya başlamış, ben gülecekken soru ortaya bomba gibi düştü; "Ben çok yemek yiyen, kilolu, kocasından lokma kaçıran bir kadınım tabii. O yüzden sen televizyondaki kadınları böyle ayran budalası gibi seyrediyorsun değil mi?"

İlk an soru mu yoksa ima mı ne oluyor anlayamadım ve trafoya girmiş kedi gibi kalakaldım. Benim boşluğumu gören Müjgan Nagehan Alçı gibi bundan yararlandı ve devam etti, "Yazmışsın ya okurlarına benim bir dilim pastırmayı senden gizlice yemek isterken kediye kaptırdığımı. Esasında yazıyı okuyan herkes pastırmaları benim yediğimi düşünüyordur. Sen de bunu istemişsindir."

Ben Müjgan'a abarttığını, öyle bir şey demediğimi anlatmaya çalışırken bir bomba daha geldi, "Bu yıl muhtar adayı bir sen bir de eski muhtardı ondan oyların arttı, yazılarından değil."

Bu kadarı da fazlaydı. Yazımı yanlış anlayabilirdi ama benim ile okurlarım arasına giremezdi ve gazetemin etkisini küçümseyemezdi. Ben o anda Nazlı Ilıcak gibi soğukkanlılığımı koruyarak sadece baktım ve yazılarımı açıklamaya gerek olmadığını herkesin istediğini düşünebileceğini ama zamanın haklılığımı kanıtlayacağımı söyledim.

Müjgan bu durur mu? Senin zamanın geçti türünden bir lafla başladı konuşmaya. Ben de altta kalır mıyım hiç. 14 köye öpüşme öğreten Kazım'ın torunu olarak karşı atağa geçtim.

Bu durum ne kadar sürdü bilmiyorum ama bir vakit televizyonda Nagehan ile Nazlı'ya baktığımda bizi izliyorlar gibi geldi. Benim durmama şaşıran Müjgan'da durup televizyona baktı. Sonra kalkıp televizyonu kapadı.

Bu sabah yıllardan sonra ilk kez bana kahvaltıda menemen yaptı Müjgan, ben de sabah ona çiçek aldım. Anlayacağınız arada Nagehan ile Nazlı hanımlara benzemek işe yarıyor ama arada. Ayrıca hala yazılarım ve okurlarım konusunda Müjgan ile konuşmam gerek. Bir de aklıma düştü sahi pastırmadan Müjgan bir dilim dahi yemedi mi?

Saygılarımla

Kazım Sadri



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.