Radikal Blog'un bu kategorisine uygun bulduğum yazılardan...

27.02.2016 16:35:37
A+ A-

"Sayın Cumhurbaşkanı, Bütün dünya biliyor ki, son üç aylık tutukluluğumuzu sizin şahsi şikâyetinize ve bir dediğinizi iki etmeyen sulh ceza hâkimlerinin şaşmaz itaatine borçluyuz. (...)

Bizi içeri atarak, ülkenin tırmanan iç savaş ortamından, domuz gribi salgınından, kirli havasından, karından kışından korunmamızı sağladınız. (...)

Bize, her gazetenin havuzda boğulmayacağını, her kuşun etinin yenmeyeceğini gösterme şansını bahşettiniz. (...)"
(Can Dündar)http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/488345/Bir_yandas_yazi_denemesi_Erdogan_a_acik_tesekkur.html

"(...) Dündar-Gül tahliye kararının, Türkiye'de adalete inanan, demokrasi ve özgürlük yanlısı herkes için, gelecek açısından iyimserlik duyulacak bir gelişme olduğunu düşünenler olabilir.
Ama, orada durmak gerekiyor. Söz konusu gelişme, Anayasa Mahkemesi'nin mevcut yapısı sayesinde elde edildi. Anayasa Mahkemesi'nun bu kararı, ne yazık ki, Türkiye'de anti-demokratik gidişatın yön değiştirmesi, demokrasi ve özgürlükler yönünde bir keskin virajın dönülmesine işaret etmiyor. (...)

Aradan 93 gün geçti. Can Dündar ile Erdem Gül, Anayasa Mahkemesi'nin almış olduğu son derece isabetli karar sonucunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın doğum gününde, sabaha karşı, serbest bırakıldılar. (...)

Tebligat, Can'ın ve Erdem'in tahliyesinden birkaç saat sonra geldi...
Ama, bence, asıl önemlisi aynı gün içinde aldığım bir başka "tebligat" idi. (...) Okuduğum vakit, "Akıl Tutulması" ve "El İnsaf" sözcüklerinin aklımdan aynı anda geçmesine neden olan bir "bildirim"... (...)" (Cengiz Çandar)
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cengiz-candar/akil-tutulmasi-el-insaf-1518620/

"(...) Hukuk güvenliğinin aşındığı, kuvvetler ayrılığının hoyratça ezildiği bir memlekette Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar elbette umut verici. Ancak bunun zaten verilmesi gereken bir karar olduğu, aksi bir karar çıkmış olsaydı memleketimizin kâğıt üzerinde dahi demokrasi olarak nitelenemeyeceğini de asla unutmamak gerek.

(...) Kasvetli zamanlardan geçerken çok uzun süredir yüzümüzü güldüren bir gelişme olmuştu. Ancak yine buna sevinirken unutmamız gereken bir şey var. Bunca insanı sabahın köründe bir cezaevinin nizamiyesinde sevinçle bekleten bir memleket, işlerin yolunda gittiği bir yer değildir. ["unutmamız" diye yazılmasına dikkat! aa.] (...)"
(Özgür Mumcu) http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/488363/Nereye_gidiyordu_o_TIR_lar_.html

"Muhalif olan herkesi susturmak çok güzel bi şey. Düşünün, size karşı çıkan kimse yok! Sözünüzün üzerine söz söyleyen kalmamış. Öncesinde de siz varsınız, sonrasında da. (...)

Kurduğunuz imparatorluğun, sürdürdüğünüz saltanatın sizden başka sahibi yok. Lütfen bunu da bir düşünün. (...)  Hep haklısınız, hep doğrusunuz, hep en iyisiniz. Hal böyle olunca da, neden sözünüzün üzerine söz söylensin ki? İnsanların akıllarını ekmek peynirle yemiş olmaları gerekiyor değil mi, size karşı çıkabilmeleri için? (...)

Çünkü bu ülke sizin çiftliğiniz. Arka bahçeniz, tarlanız, tapulu malınız. Çünkü bu ülkenin insanlarının yarısı size evet diyor.
(...) Diğer yarısı ise, yok öyle bir yarı. Olmaz olsun lan öyle bi yarı! (...)" (dila karam)
http://blog.radikal.com.tr/politika/90-yillik-enkaz-taze-beton-126251
 



YORUMLAR

Gerçekten "Eğlence Komik Yazılar" kategorisine uygun yazılar -

Her birinden yaptığınız alıntılar bunu gösteriyor. Mesela, ilk yazının ilk cümlesine bakalım: o cümlede dediğini bütün dünyanın bilmesi ne mümkün ! Sadece Türkiye'de bile marjinal bir kesim inanır o sözün doğruluğuna. Aynı inandırıcı olmama özelliği alıntılanan diğer yazılarda da söz konusu. Abartmanın daniskası bütün o yazılanlar. Başlığı iyi belirlemişsiniz. Bu yazılar ancak öyle nitelenebilir.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.