TOMA: Çikolatadan çaydanlık mı?

23.02.2014 17:36:10
A+ A-

Panzerler gibi ağır tankların soyundan gelen, atalarından çok daha sulu bir emniyet aracı, geçen yılki gezi eylemleri sırasında ülkenin siyasi gündemine cuk diye oturdu. Bilenler bilir, bilmeyenler için söyleyeyim: TOMA denen, Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı'ndan söz ediyorum. Gezi günlerinde, biber gazı ile birlikte, TOMA da ülkede şöhret oldu. Dünkü 'internetime dokunma' eyleminde ise ilk kez kameralı olarak da kem gözlere göründü.

Aziz TOMA'ların gücünü, evlere verilemeyen suyu, suya katılmış kaşındırıcı kimyasalı, ve medyanın 'estetiği, dudak uçuklatıp düşman çatlatan' penguen duruşunu çok iyi kullanan emniyet güçlerimiz, adı bugüne kadar gizli kalmış büyük bir komutanın yönetiminde büyük işler yapıp iyi çalıştı; ondan daha büyük bir komutanın deyişi ile gezi günlerinde kendi halkına karşı şanlı bir 'destan yazdı.'

Şimdi burada durup bizi gözetleyen görevli abilerimi, ablalarımı uyarmalıyım: Sansürcüler üzülmesin, kimsecikler tedirgin olmasın!

Bu yazıda, ne küçük, ne de büyük komutana sataşmak niyetindeyim; derdim, ne TOMA'ları küçümsemek, ne de onları gelişi güzel kullanıp eylemcileri püskürtmeyi başaran emniyet güçlerinin yazdığı söylenen anlı-şanlı destana, haşa, dil uzatmak. Sadece TOMA'larla ilgili masum bir haberi paylaşmak istiyorum. Ayrıca, haberle ilgili küçük birkaç soruyu, memleketin kendisiyle sonsuz bir şekilde gurur duyduğu yüce başbakanımızın gözünden ve ağzından ortaya koymak için yazıyorum. Bu yazıda maruzatım bundan ibarettir. İşte buı yüzden görevli abilerim ablalarım üzülmesin, tedirgin olmasın, diyorum.

Önce haberi yazayım:

Geçen hafta Türkiye'deki birkaç gazetede çıkan haber, kısaca şöyle: Britanya'da TOMA'nın yasallaştırılıp kullanılması için yapılan öneriye altı büyük polis örgütünün beşi hemen karşı çıkmış. Hayır, paralel devletin adamları olduklarından değil; muhalifler, TOMA'nın yasallaştırılmasına, devlet bütçesinden satın alınarak kullanılmasına o araçları etkisiz ve gereksiz gördükleri için karşı çıkmışlar; bununla da kalmayıp böyle anlamsız başka şeyler için dillerinde yer etmiş yaygın bir deyimi TOMA için de kullanarak 'Çikolatadan Çaydanlık' demişler. Britanya basınını internetten araştırdım. Bu haberi, en azından sayın başbakan veya adamları tarafından yalanlanıncaya veyahut internetten dört saat içinde kaldırılıncaya kadar doğru saymak zorundayım.

Anlaşılan, TOMA muhalifleri, polise karşı güç kullanmayan bir topluluğa karşı bu aracın kullanımını orantısız şiddet sayacak olan yargıdan çekinerek veya kendi vicdanları ile tamamen gereksiz  bulmuşlar; polise karşı silah veya güç kullanacak olanlara karşı ise TOMA'nın etkisiz kalacağını düşünerek bu pahalı araçlara biraz da aşağılayıcı olan bu deyimi layık görmüşler. 'Çikolatadan bir çaydanlık, çay kaynatmada ne kadar iş görürse, bu TOMA'lar da toplumsal olaylarda işte o kadar,' demeye getirmişler.

İyi mi?

Şimdi meselenin büyüğümüz gözünden yorumu:

Sizi bilmem ama, sayın başbakanımızın gözleriyle bakınca, bu haber benim pek kanıma dokundu. Birkaç sebeple:

Bir kere, bir emniyet aracının yasallaşması ve kullanılması hakkında atanmışların değil, milli iradenin (yani bizim) söz sahibi olması gerekirken,  polis örgütlerine nasıl ve neden söz düşsün ki! Bunlar, yani polis şefleri, siyasi iradeye karşı çıkmakla milli iradeyi düpedüz hiçe saymış olmuyorlar mı? Sürülme korkusu olsa, böyle yaparlar mı? Yapamazlar. Neyse, burada daha büyük bir mesele daha var: Paralel devlete, bu yolla oralardan böyle prim verilmesi, benim halkıma gönderilmiş, beddualardan çok daha kötü bir mesaj değilse nedir? Bu adamların sadece uluslararası uzantıları da var, dediğimde bıyık altından gülenlere, bu hadise kapak olsun!

TOMA'ların orada iş göremeyip burada destan yazdıracak kadar tesirli olması maddeten mümkün değil. Bütün güzellikleri, iyi huyları ve bütün güzel isimleri sinesinde toplamış olan yüce liderimiz adına ben en çok buna şaşırdım. TOMA, çikolatadan çaydanlık olamaz. Bu fitneyi oralardan buralara boşuna yaymıyorlar. Bunda da bir oyun, bir mendeburluk olduğunu bütün milletim mutlaka görmelidir.

Memleketi çapulculara karşı savunmak için TOMA satın almak söz konusu olunca, polislerin pahalılıktan söz etmiş olmasını açıkçası ben çok yadırgadım. Bunu milli iradeye indirilmiş bir darbe olarak kabul ediyorum. Rabia'ya inen darbe ile bunun arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de dört dörtlük birer darbedir. Ayrıca, milli menfaatlerimiz, yani bizim menfaatlerimiz ve ülkemizin güvenliği söz konusu olunca, gerisi fikir değil teferruattır. 'One minit' demeyi birkaç dakikada öğrenmiş bir kardeşiniz olarak, az önce dediğim özlü sözün İngilizce nasıl söylendiğini de kısa zamanda Allah'ın inayetiyle öğreneceğim ve Britinya denen bozguncular ülkesine bu mesajı gerekirse diplomatik kanallarla ve bizzat oradaki büyükelçimi buradan kullanarak süratle ileteceğim.

Beni asıl üzen çok önemli başka bir mesele daha var kardeşlerim:

Tam da yerel seçimlere beş hafta kalmışken, paralel devletin adamları adalette ve emniyette yolsuzluklar için fırtına koparıp cirit atarken, bazı bakan kardeşlerimizin çocukları hala tutuklu iken, cahepe genel müdürü bira şişesiyle baş örtülü kardeşime hunharca saldırırken, bu arada gezi ruhu hortlamak için karanlıkta devamlı fırsat kollarken..

Yani tam da bu sırada, bizim TOMA'larımızdan Britinya adalarında 'çikolatadan çaydanlık' diye bahsedilmesi, bazı bozguncularla çapulculara ima yolu ile cesaret vermektir. Başka bir şey o-la-maz. Böyle kirli haberlerin, Fatih1, Fatih2, Teki, Seki ve başka medya elçilerimizi ve bekçilerimizi atlatarak ülkemizdeki malum ve hain medyada bunca yer bulması, internette dolaşması.

Yani bunların tam da bu sırada olması.

Çok manidar, değil mi?

Bunları inşallah önlemek için interneti durduktan sonra gizli bir basın toplantısında A, B, C ve Z planlarımızı açıklayarak.

Öfff fena halde sıkıldım!



YORUMLAR

erzurumlu ibrahim hakkı efendi ve marangoz hatası -

bu yazıda onun resminin ne işi var? adam üç asır önce yaşadı. tomalar çıkalı elli yıl olmadı. çikolata deseniz, muhtemelen o zamanlar o da yoktu. uzun sözün kısası, toma ile çikolatdan çaydanlık ve rte arasındaki izdüşümleri izleyen bu yazıda bu efendinin temsili resminin bulunması tam bir marangoz hatasıdır. blogumda benzer bir marangoz hatası daha var: bazı mahfillerde büyük itibar ve kudsiyet tanınan erzurumlu ibrahim hakkının yazdıkları keyifli fikirleri sergilediğim blogumdaki yazıda ise 'can çekişen medya özgürlüğünün katl' başlıklı yazıda yer alan, rte ile fatih altaylı aynı formalarla sarmaş dolaş ve kucakta gösteren bir karikatür var. hayali geniş efendiyle ilgili yazıda, o iki zevatın karikatürünün bulunması da tamamen marangoz hatasıdır. bu hataları gideremiyoruz. adı geçenlerden ve geçmeyenlerden özür dilerim. bu kadarını yazmışken, söylemesem olmaz: bizim oduncu çarşısında, keresteleri hızara verirken onlardan özür dileyen bir usta yaşardı. talaştan öldü. allah encamımızı hayreylesin:)

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.