Bu kategoriye uygun bulduğum haber ve yazılardan...

12.03.2016 08:54:36
A+ A-

"Yirmi yılı aşkın köşe yazarlığımda bugünlerdeki kadar sıkıntı duyduğum az olmuştur.
Sorun konu yokluğu ya da herhangi bir başka şey değil.
Sorun, tam tersine, konu bolluğu... (...)
Okurun yazardan haklı olarak çıkış yolu göstermesini beklediği bu deli saçması ortamda, insan ne diyeceğini, ne yazacağını şaşırıyor... (...)

(...) Bütün bu ilçe, mahalle adları, sanki ülkemizdeki yerleşim yerlerinin değil de, savaştığımız bir başka ülkedeki çatışma alanlarının adları...
Türkiye'nin bir iç savaş cehennemine çekilmesinin, bunca ölümün, bodrumlardan yanık insan kemiklerinin toplanmasının, adı geçen ilçe ve yerleşim yerlerinin harabeye dönüşmesinin sorumlusu sadece, oraları silah deposuna dönüştüren PKK mi, yoksa onunla birlikte, buna göz yumduğu apaçık siyasal iktidarın kendisi mi? (...)

Yaşamakta olduğumuz günlerin bir başka can alıcı konusu, mülteci sorununun hem Türkiye hem Batı, hem bütün dünya bakımından, yüz kızartıcı, utanç verici, isyan ettirici bir duruma gelmiş olması...
Bu sorunu yaratanların, Suriye'yi parçalama girişiminin sorumluları olduğundan kuşku yok.
Onların başta gelenlerinden biri de ülkemizdeki siyasal iktidar değil mi? (...)" (Ataol Behramoğlu) 
http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/496545/Atesle_oynamak.html

""Kirli anlaşma"dan, "ahlaksız, hukuksuz anlaşma"ya terfi ettik.
Avrupa'nın, özetle Merkel'in, Ankara ile pişirdiği mülteci anlaşması damardan artık böyle tanımlanıyor.
Anlaşmanın ilk kamuoyuna düştüğü günlerde daha... bir "schumtzigem deal/kirli anlaşma" şeklinde tanımlandığını yazmıştım.
Ankara'nın "Kayseri pazarlığı" olarak güle oynaya iç kamuoyuna takdim ettiği anlaşma Avrupa'da ayan beyan "ahlaksız", "hukuksuz" olarak damgalanıyor.
Tamamen artık Merkel güdümünde olan Avrupa'nın pek çok ülkesinde kamuoyu önderleri, insan hakları temsilcileri ve siyasi parti liderleri Ankara'daki baskı rejimini bir "güvenli ülke" maskesi altında aklayan ve kaçak göçmenleri uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde toplu halde sınır dışı etmeyi öngören "mülteci anlaşmasını" derin tepki ve nefretle karşılıyor. Ama anlaşmanın yönünü ve içeriğini değiştirmek açısından etkili olamıyorlar. (...)
" (Nilgün Cerrahoğlu) 
http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/496548/_Ahlaksiz__hukuksuz__pazarlik.html

"Kılıçdaroğlu: 'Delidir ne yapsa yeridir' derler o noktadayız" başlıklı haberden:

"RADİKAL- (...) Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada Türkiye'de anayasa değişikliği ve başkanlık tartışmalarının sığ bir düzlemde yapıldığını öne sürerek, şunları söyledi:
"(...) Davutoğlu geldiğinde bunları anlattım. Başbakan'a 'bu anayasadan dolayı görevinizi engelleyen bir düzenleme var mı' dedim. Birbirlerine baktılar ve sorun yok dediler. (...)

Türkiye birinci sınıf demokrasiye layıktır. Bunu engelleyen yasalar varsa çıkaralım. Ancak biz ilk dört maddeye dokundurtmayız dedik. 'Efendim değiştireceğiz' dediler. Nesini değiştireceksiniz? İzmir'den Davutoğlu'na açık ve net soru soruyorum: Siz bu maddelerin nesini değiştireceksiniz? Bana anlatmıyorsunuz, ama millete anlatın bir bakalım. Bunlar bizim kırmızı çizgimizdir. Bu irade cumhuriyeti kuranlarındır. Altın tabak içinde toplumun önüne konan bir irade değildir. Şehitlerin gazilerin acıların kanların olduğu bir iradedir ve sen bu irade ile oynayamazsın. Hala Başbakan meclisin kapanış konuşmasında 'hiçbir önyargı olmasın' diyor. Ben ülkemi seviyorum. Benim atalarım, dedem bu ülkeyi kurarken bedel ödedi. 'Seçimle geldim her şeyi yaparım' olmaz. Böyle bir kural yoktur hiçbir demokraside."

(...) Yargısı bağımsız olmayan bir ülkede demokrasi ve adalet olmaz. Hiç kimsenin can ve mal güvenliği olmaz. 'Ben Anayasa Mahkemesi kararına saygı duymuyorum' dedi. Şimdi ne diyor? 'Anayasayı koruyorum' diyor. Allah korusun sen anayasayı koruma. Sen başka işlerle uğraş. Sen telefon et, sıfırlat. Bu senin işin değil.

(...)

(...) Siz halkınıza hesap veremiyorsanız konuşma hakkınız yoktur. Oturduğunuz sarayın maliyetini bu milletten gizliyorsanız orada rahat uyuyamazsınız. Benim paramla yapacaksın bana hesap vermeyeceksin. Hangi demokrasi? Yemin edeceksin sonra tarafsızlığı unutacaksın. Bu namus ve şeref pazarda mı satılıyor? Bunları söylerken rahatsızlık duyuyorum. Karar veren yargıcı neredeyse vatan haini ilan edeceksin. Bütün dünya gülüyor. Anadolu'da 'delidir ne yapsa yeridir' derler, o noktadayız." (Radikal.com.tr > Politika > Kılıçdaroğlu: 'Delidir ne yapsa yeridir' derler o noktadayız) 

***

"(...) Ben bir Türk gazeteci olarak elbette kendi ülkemle ilgili detaylara odaklandım. Bunun sonucunda memnuniyet duyduğumu söyleyemem, yalan yok.

Gelin birlikte o detaylara bakalım, ne çıkacak.
BİR: Sky News sözkonusu belgeleri eski IŞİD'li Ebu Hamid'den nerede almış? Türkiye'de 'gizli bir yerde'.
İKİ: Belgelere göre IŞİD savaşçılarının yüzde 70'i Arap ülkelerinden. Suudi Arabistan, Tunus, Mısır ve Fas. Arap ülkelerinden sonra en çok yabancı savaşçı hangi ülkeden başvurmuş? Türkiye'den.
ÜÇ: (...) Bu belgeye göre Huseyin, IŞİD'e nasıl ulaşmış? Türkiye'den. Evet, maalesef böyle. (...)
DÖRT: Amerikan yetkililerine göre IŞİD'e katılan yabancı savaşçı rakamlarında ciddi bir düşüş var. 35 binden 19 bine gerilemiş. Sebep nedir? Türkiye'nin daha önce yol geçen hanına dönen sınırlarını artık daha iyi koruyor olması. Ve (İngiliz The Times gazetesine göre) "ABD destekli Kürt güçlerinin Rakka'ya 30 km mesafeye kadar yaklaşabilmesi."

Bu dört maddeye bakarak hangi sonuçları çıkarabiliriz?

Türkiye'nin 2013'ten itibaren ortaya koyduğu yanlış Suriye politikası hem hayalci yöneticilerinin hem de Cumhuriyet'in ilk yıllarından gelen Kürt fobisinin bir sonucuydu.

Bu yanlış politika ile "sınırımızda Kürtler olmasın da ne olursa olsun" ile "IŞİD ve benzerleri ne kadar kötü olabilir ki, sonuçta Müslümanlar" karışımı bir şeydi.

Türkiye olarak bu yanlış politikanın bedelini her geçen gün ödüyoruz, ödemeye devam edeceğiz. (...)" (Ezgi Başaran)
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ezgi-basaran/sizan-isid-belgelerindeki-uzucu-turkiye-portresi-1527371/

"Ülkede tek adam hayalleri kuran bir siyasetin pekiştirilmesi için devlet, tüm hegemonya araçlarını  fütursuzca kullanmaktan çekinmiyor.
Bir yandan silahlı güçleri ile Kürt illeri harabeye çevrilmiş, Kürtler teslim alınmaya çalışılmış, savaşta bile olmayacak ahlaksız davranışlara tanık olmuşuz.
Diğer yanda devlet maliyesi ile kayyımı ile muhalif olan şirketlere dönük operasyonlarıyla korku imparatorluğunun sınırlarını genişletiyor. Gazetelere kayyım atıyor, televizyonları keyfi bir biçimde uydu vericisinden çıkartıyor, medyada muhalif olanları işinden ettiriyor. Ülkede bir anlamda korku terörü estiriliyor. Zaten devlet şiddetinin en büyük yöntemi topluma çeşitli araçlarla korku salmaktır.
(...)
Cemaatin geçmişte Kürtlere yaptıklarını bir an için aklımdan çıkarmadan, unutmadan yazıyorum bu yazıyı. Evet cemaatin geçmişi özgürlüklere, sola ve Kürtlere karşı oldukça kirlidir. Bugünkü operasyonlar cemaati masum noktasına getirmiyor. Burada cemaate dönük operasyonlara soldan bir itiraz yapacaksak, o da AKP'nin bu operasyonları hukuk adına değil güç tahkimatı için hukuksuz bir biçimde yaptığına dair bir itirazımız olmalıdır. (...)" (Celal Deniz)
http://blog.radikal.com.tr/turkiye-gundemi/dun-cemaate-bugun-akpye-biat-127588#

 

 

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.