Kağıtlı, kürekli kuklalar

21.03.2016 23:54:01
A+ A-

'Ben insanın okumamışını severim' diyen bir üniversite rektörü, inançsızları seven bir dindar, mutfağı olmayan bir restorant, hastasız doktor, ögrencisiz okul, sevgilisi olmayan bir aşık kadar absürt, ama okumakla adam olunmayacağını bize bir kez daha hatırlatması açısından, üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.  

Cehalet oranının yüksek olduğu bir toplumda kendisini daha bir güvenli hissettiğini söyleyen şahıs: Sebahattin Zaim Üniversitesi rektör yardımcısı prof. Dr. Bülent Arı.

'Yettirdiği' insanlara olan bakışını gayet güzel anlatan bu sözler, bir rüyadan daha uyanmamız için yeterli sanırım. Bilgiye ve farklı görüşlere tiksinti duymak böyle birşey olsa gerek. Biz de eğitimcilerin ögrencileriyle gurur duyduklarını, ilim ve irfanın derinliklerine ulaşabilmek için profesör olduklarını falan sanırdık ama birçok hikaye gibi bu da safsata tabi.

Bu dünyada iki türlü cehalet var biliyorsunuz: Ögrenim eksikliğinden dolayı oluşan cahillik ve sahip olduğu bilgiye doğru yön verme yetisinin eksikliğinden kaynaklanan cehalet.

Birinci örneğin farklı koşullarda eğitim eksikliğini kapatma olanağı herzaman vardır ve eğitimsiz olması onun hayatı doğru algılamasının önüne engel değildir ama diğeri, şanslı gibi görünmesine ragmen, umutsuz bir vakadır çünkü o hakkını temelli ziyan etmiştir ve işin en kötüsü de; bunun farkında bile değildir.

Bilmediğini bilmeyen insandan uzak durun, diye bir söz vardır ya hani. Bu söz işte tam da bu grup için söylenmiştir ve ne yazıktır ki, kilit yerlerdeki insanlar bunların arasından seçilirler. Kağıtlı, kürekli kuklalardan yani.  

Bilginin ve bilgeliğin aynı insanda buluşması en idealidir tabi. Barış istedikleri için haklarında soruşturma açılan ögretim görevlilerinde olduğu gibi.  

İyi bir maaşla işe girmek, ya da her koşulda devletin aldığı kararlara kafa sallamak için okumayan, doğru bulmadığı yerlerde sesini çıkaran dürüst insanlardan bahsediyorum. Vicdanı olan, toplumun menfaati için elini ateşe atan insanlardan.

"Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır. Onlar bu yanlışların hiçbirini yapmazlar, o beyannamenin ben neresinden tutayım. Daha önce Jön Türklerin yaptığı gibi ateşe sürüklüyorlar Türkiye'yi. Türkiye'nin okumuş kesimi, profesörlerden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Çünkü zihinleri berrak. Üniversite ve sonrası durum çok vahim çünkü gidişatı okuyamıyorlar, zihinleri bulanık." , demiş profesör.

Hayır, 'Bakınız, ben..' diyerek bitirseydi sözlerini kutlayacaktım kendisini bu alçakgönüllüğünden dolayı ama yok, onun derdi başka. Cehaleti övdüğü falan da yok. Kısaca: Allah bizi Erdoğansız bırakmasın, diyor.

Ölmemiz isteniyorsa öleceğiz, başka yolu yok. Sorgusuzca savunduğu bir düşünceyi haklı çıkarmak adına, kendince, ve bir bilim adamına yakışmayacak bir şekilde ifade ediyor bunu. Karşıt zihniyeti ve bilgiyi yererek.    

"İnsanlarda beklenildiğinden çok fazla korku var', diyor.

Ne bu korku şeysi falan?

' Ben açıkçası Türk milletine yakıştıramadım. İki gündür dolaşıyorum etrafta hakikaten yollar boşaldı, marketler boşaldı, iş yerleri kapandı, okulları kapatanlar oldu.

Ben bombanın patladığı gün bir arka sokaktaydım. Yani Cumartesi günü için herkes söylemişti, şuralara gitmeyin diye ben o dedikleri yerlerde geziyordum. Pazar günü İstanbul'un boşalması hayra alamet değil, istenilen oydu zaten."

Cahil insan korkusuz olur, dedikleri böyle birşey olsa gerek..

http://www.radikal.com.tr/turkiye/prof-aridan-tartisma-yaratacak-sozler-en-tehlikeli-olanlar-universite-mezunlar-1534009

http://www.haberturk.com/gundem/haber/1181226-akademisyenlere-sorusturmada-19-gozalti

 

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.