Bir muhteşem AK icraat: Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde neler oluyor?

01.04.2014 11:40:17
A+ A-

Kamu İktisadi Teşebbüslerinin sayıları Ak Parti döneminde hızla azalırken, ne hikmetse toplamda sene sonu ilan ettikleri görev zararları gayri safi yurtiçi hasıla ile oranlandığında bile Ak parti döneminde rekor üzerine rekor kırmaktadır. Konuya girmeden evvel görev zararının kısa bir tanımını yapalım. Görev zararı, en yalın haliyle, kamu işletmelerinin bazı zorunlu sebepler yüzünden, devletin ürettiği ilgili kamu kurumunun ürettiği ürünü/hizmeti maliyet fiyatının altında satma zorunluluğu getirmesi gibi, üstlendikleri görev yüzünden ettikleri zararlara denir.

Bu tanımı yaptıktan sonra asıl konumuza girelim. İşin ilginç olanı Ak parti döneminde, söz konusu kamu iktisadi teşebbüslerinin bir çoğu özelleştirilerek satılmıştır. Bu süreçte Ak parti döneminde önce mevcut olan kit sayısı 48 iken, günümüzde mevcut kit sayısı 19'a kadar düşmüştür. Bu kadar kurumun özelleştirilerek satılmasıyla beraber doğal olarak Ak parti hükümeti döneminde KİT'lerin Türkiye ekonomisindeki önemi ve Türkiye ekonomisindeki payı da bu gelişme ile doğru orantılı olarak azalmıştır. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse 2000 yılında KİT'lerin ürettiği katma değerin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı %3,5 iken, günümüzde devlet bünyesinde kalan KİT'lerin üretti katma değerin GSYH'ye oranı %1,1'e düşmüştür.

Özetle son 10 yıllık süreçte, yapılan özelleştirmeler ile beraber KİT'lerin hem sayısı, hem de bununla doğru orantılı olarak Türk ekonomisine yaptığı katkı önemli ölçüde azalmıştır. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen KİT'ler ile ilgili ilginç ve beklenmedik bir gelişme de olmuştur. KİT'ler yine aynı dönemde sene içerisinde gerçekleştirdikleri görev zararını inanılmaz bir şekilde arttırmıştır. Tekrar rakamlar ile ifade etmek gerekirse, KİT'lerin görev zararı rakamlarını uluslararası standartlara göre muhasebeleştirildiği ilk sene olan 2000 senesinde, o dönemde devlet bünyesinde mevcut olan KİT'lerin ilan ettiği görev zararı cari fiyatlara göre 58 milyon 56 bin TL olarak gerçekleşmiş. Bu rakam Ak partinin göreve geldiği 2002 senesinde birden bire 2001 seviyesi olan 95 milyon 481 bin TL seviyesinden, 787 milyon 945 bin TL seviyesine çıkarak bir senede kendini tam tamına sekize katlamayı başarmış (!).

Tabi ki ilerleyen süreçte birden uçuşa geçen kit görev zararları 2002 senesindeki seviyesinde de kalmamış ve cari fiyatlara göre 2011 senesinde 2 milyar 529 milyon seviyesine ulaşmış. Elimizdeki en son verilere göre de 2012 yılının ilk altı ayı itibariyle KİT görev zararları 1 milyar 900 milyon seviyesine dayanarak, rekorları alt üst etme trendine devam ettiğini de çok güzel bir şekilde kanıtlamıştır. Çok ilginç değil mi?

Ancak bu verileri Türkiye ekonomisinin de bahsedilen dönemde yakaladığı büyümeyi göz ardı ederek yayınlarsak taraflı olmuş oluruz. Bunun için bu seferde cari fiyatlarla Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasılası rakamları ile oranlayarak KİT'lerin görev zararlarının gelişen dönemde ne yönde ve ne büyüklükte değiştiğine bakalım. İlk olarak 2000 senesine geri dönelim. bu dönemde yukarıda verdiğim gibi KİT'lerin toplam görev zararları 58 milyon 56 bin TL iken, 2000 senesinin GSYH 166 milyar 658 milyon olarak gerçekleşmiş. Diğer bir deyişle 2000 senesinde kitlerin toplam görev zararlarının GSYH 'ya oranı %0,034 olarak gerçekleşmiş. Elimizdeki tam verilere göre 2011 yılında KİT'lerin toplan görev zararı 2 milyar 529 milyon seviyesinde iken Türkiye GSYH'si 1 trilyon 297 milyar seviyesine gelmiş. yine aynı şekilde 2011 senesi için KİT'lerin toplam görev zararının GSYH 'ya oranı %0,195'e çıkmış oluyor. Diğer bir deyişle Ak parti döneminden bir sene önce başlayan bu süreçte oransal olarak kamu iktisadi teşebbüslerinin görev zararı neredeyse altı katına çıkmış durumda!

Özetle 2000 senesinden 2011 senesine kamu iktisadi teşebbüslerinin sayısı yapılan özelleştirmeler ile yarıya düşerken, kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye ekonomisi içerisindeki payı üçte birine düşerken, bu süreç zarfında kamu iktisadi teşebbüslerinin görev zararlarının Türkiye ekonomisi içerisindeki payı tam olarak 6 (altı) katına çıkmış durumda. Hakikaten de insan gerçekten hayret ediyor! (CB A. Gül). Bu süreç içerisinde kamu iktisadi teşebbüslerini devlet elinden bir bir çıkarırken, diğer yandan geriye kalan KİT'lerin görev zararlarının müthiş bir şekilde artması oldukça manidar ve ilginç çıkarımlar yapmaya uygun bir ortam hazırlıyor.

Bir de son olarak Hazine Müsteşarlığı'nın açıkladığı verilere göre bu sene en çok görev zararı yazan iki kamu iktisadi teşebbüsünü açıklayalım. Bugün açıklanan verilere göre 2013 yılının en fazla görev zararı yazan iki KİT'i 755 milyon TL ile Toprak Mahsulleri Ofisi ve 731 milyon TL ile Türkiye Kömür İşletmeleri olmuş. Geleneksel olarak ekonomimiz için hayati önem arz eden Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçilere verdiği destekler ile en fazla görev zararı yazan KİT olma ünvanını elinde tutarken, Türkiye Kömür İşletmelerinin bu sene TMO'yu görev zararında yakalaması da oldukça manidar olarak görülebilir.

Sayın Başbakan Erdoğan Türkiye'de KİT'lerin kendi döneme mali disipline kavuşup görev zararlarını minimuma indirdiğini iddia ede dursun rakamlar hiç de öyle gözükmüyor. Gezi olayları sırasında faiz lobisinin (!) kirli oyunlarını dile getiren Erdoğan şunları söylemişti: ""Halk Bankası'nın şu andaki ederi 25 milyar dolar. Buraya durup dururken gelmedik. Bizden önce Halk Bankası görev zararı yazıyordu, Ziraat Bankası görev zararı yazıyordu. Vakıfbank görev zararı yazıyordu. şimdi bu bankalar Avrupa'nın sayılı bankaları haline geldi"

Görünen o ki, Sayın Erdoğan, devlet bankalarının görev zararlarına odaklanmaktan, diğer kamu iktisadi teşebbüslerinin görev zararlarını görmemiş. Oysa ki gözümüzün önünde olan rakamlar, hiç de görülmeyecek/gözden gelinecek rakamlar değil maalesef!



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.