Faşizmin ekonomik aygıtları ve bir direniş olarak Bank Asya

26.08.2014 15:19:57
A+ A-

Gezi Direnişiyle başlayan süreçte hükümet karşıtlarına destek verdiği ya da hükümetin istediği gibi davranmadığı için pek çok şirket ve sahibi cezalandırıldı. Bu ekonomik baskı önce Koç Grubu ve Aydın Doğan’a uygulandı. Yandaş şirketler ihale alırken yandaş olmayanların payına bol bol vergi cezaları düştü. Doğan Yayın Holding ve Kaynak Holding’e verilen astronomik vergi cezaları malumunuz. Peki, aynı denetleme memurları neden hiç Akit’e ya da Yeni Şafak’a uğramaz? Soma faciasının sorumlusu şirket neden denetlenmedi? Yoksa Halk Bank müdürünün evinde yaşanan felaket (ayakkabı kutularındaki paralar) tekrar yaşanmasın diye mi? Bu ara özellikle Hürriyet ve Taraf Gazeteleri ile Bank Asya baskı rejiminin kıskacında.

 

Devletin aygıtlarını baskı aracı olarak kullanan hükümet kirli ayak oyunlarıyla bir grup insanın üzerine giderken bir kurum direnişin sembolü oldu: Bank Asya. Hükümetin yolsuzluklarını dile getiren ve eleştiren dindar bir kesimin üzerine aylardır ‘paralelci’, ‘haşhaşi’ hatta ‘ajan’ gibi iddialarla gidiliyor. Hiçbir delil olmadan gözaltılar ve tutuklamalar yapılıyor. Bu hukuksuzluk her alanda işlemeye devam ediyor. Okullar ve dershaneler uydurma sebeplerle kapatılıyor, polis memurları oradan oraya sürgün ediliyor. Bu süreçte aylardır Bank Asya’nın da batmak üzere olduğu şeklinde bir algı yönetimi yapılıyor. Asıl amaç bu özel şirkete el koyarak yolsuzluklara direnen dindarların finans kaynaklarını yok etmek. Serbest piyasa ekonomisinde eşine az rastlanan bir vaka. Neredeyse gün aşırı; Bank Asya’ya bir darbe daha, son darbe, bankaya kötü haber vs. şeklinde haberlerle karalanan ve piyasa değeri düşürülen şirket direnmeye devam ediyor. Bankaya ortak olmak isteyen Katar’lı bir şirket hükümet yetkilileri tarafından engellendi yani serbest piyasaya müdahale edilerek manipülasyon yapıldı. Önce Ziraat Bankası'yla anlaşmak zorunda bırakıldı sonra hükümet tarafının son anda masadan kalkmasıyla zor duruma düşürüldü. Kuruluşundan bugüne tüm ortakları belirli olan bu şirketin tahtası borsada ‘gelir kaynakları belirli değil’ yalanıyla kapatıldı. Fakat çok ilginçtir ki Bank Asya hala direniyor. Aynı anda hem parti başkanı, hem başbakan hem de cumhurbaşkanı olan süper zat-ı muhterem en güçlü olduğu bu dönemde; tüm şartların aleyhinde olduğu bir şirketi batıramıyor.

 

Bank Asya direnişi AKP’li olmayan dindarların Gezi’sidir. Kurumlar Sosyolojisi dersinde okutulabilecek bir örnek. Güç karşısında pek çok insanın eğilip büküldüğü; eğilmeyenin üstüne vergi memurlarıyla, içi boş iddianamelerle tetikçilik yapan savcılarla gidildiği; öğrencilerin, gazetecilerin hatta polislerin bile suçsuz yere tutuklandığı bir istibdat (baskı) döneminde direnen bir kurum.

 

Öyleyse artık Bank Asya, Gezi Parkı gibi bir semboldür.  Bu süreçte hesabı olmadığı halde sırf destek olmak için hesap açıp bu bankaya para yatıranlar var. Bunun adı sivil itaatsizlik değil de nedir? AKP’li olmayan dindarlar kendi destanını yazıyor. Dik duruşun, direnmenin ve boyun eğmemenin destanı. Hiçbir hareket ya da kurumun sözcüsü olmamakla beraber Türkiyeli bir sosyal demokrat olarak vadeli hesap açarak Bank Asya’ya destek olduğumu ilan etmek isterim. Bunu özel mülkiyete ya da büyük sermayedarlara olan hayranlığımdan değil ülkenin tüm kaynaklarını kendi malı gibi kullanabileceğini sanan tiran bozması derebeylere boyun eğmeyeceğimi göstermek için yapıyorum. Dindar, seküler veya ateist tüm despotizm karşıtlarını Bank Asya’ya sahip çıkmaya davet ediyorum. Unutmayın Doğan Yayın Holding ve Bank Asya’dan sonra sırada siz varsınız.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.