Kitapsızlar!

23.10.2014 15:59:23
A+ A-

Genelde karıştırılır ancak büyüme ile kalkınma aynı kavramlar değillerdir. Mesela milli geliri bir önceki yıla göre artmış bir ülke için büyümüş diyebiliriz ancak sadece bu istatistiğe bakarak aynı ülke için kalkınmış diyemeyiz. 
 
Büyüme niceliksel bir unsur iken kalkınma, içinde nitel unsurları da barındırır. Diğer bir ifade ile büyüme yalnızca ekonomik bir kavram iken kalkınma sosyo - ekonomik bir kavramdır.
 
Bir ülkenin istihdam oranına, milli gelirine, yıllık sanayi malı üretimine vb. unsurlara bakarak büyüdüğüne dair fikirler yürütürken, kalkınma hakkında yorum yapmak için bahsedilen ülkedeki bireylerin yönetilme şekilleri, kültürel - sanatsal faaliyetlere katılım oranı, okullaşma oranı, bebek ölüm oranı gibi daha "insani" değişkenlere de bakılmalıdır.
 
Kalkınmayı gösteren bir unsur da ülkedeki kitap okuma sayısıdır. Eğitimin en önemli unsurlarının başında gelen bu alanda çok az ülke Türkiye'nin eline su dökebilir.
 
Örneğin birçok ülkede kişi başına düşen kitap hesaplanırken Türkiye'de kitap başına düşen kişi hesaplamak zorunda kalıyoruz. 
 
Örnek vereyim ;
 
  • Bir Japon yılda ortalama 25 kitap okuyor
  • Bir İsviçreli yılda ortalama 10 kitap okuyor.
  • Bir Fransız yılda ortalama 7 kitap okuyor
  • Türkiye'de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor.
 
Güzide memleketimizde acayipliklerin sonu yok. Yakın zamanda okuduğum bir istatistikte ilginç bir sonuçla karşılaştım. Evet enflasyonumuz artık tek hanelerde seyrediyor, işsizlik konusunda Yunanistan'dan iyi durumdayız, büyüyoruz vs. ancak son yıllarda Türkiye'deki kütüphane sayısı azalmıştır. Yani kütüphane kapatan bir ülke olmuşuz.
 
Tüik'in verilerine göre Türkiye'de 2002 yılında kütüphane sayısı 1348 iken 2009'da bu oran 1150'ye düşmüştür. Durumun diğer ilginç yanı 1950 - 2004 yılları arasında birkaç istisnai yıl hariç kütüphane sayısı sürekli artmıştır. 
 
Bir yöneticiyi sorgularken ya da yargılarken sorulması gereken temel sorular, erk sahibinin önem verdiği unsurları kapsamalıdır. Ekonominin iyi olması insanların daha iyi şartlarda yaşadığı anlamına gelmez. En basit ifade ile geliri %100 artan bir ülkede gelir dağılımında adalet yoksa o ülkedeki büyüme anlamsızdır.
 
Eğitim Türkiye toplumunun en büyük sorunudur. Her alanda bu eksiklik karşımıza çıkmaktadır. Üniversitede, siyasette, futbolda ve daha birçok alanda. Pisa endeksindeki son durumu birçok kişi öğrenmiştir. Ülkelerin eğitim sistemini değerlendiren bu endekste Türkiye son sıralardadır. Örneğin endekse göre bizim çocuklar kendi dilinde okuma ve okuduklarını anlamada çok ciddi problemler yaşamaktadırlar.
 
Durum bu kadar vahimken hala kütüphane kapatmak nedendir bilinmez. Tabi bir taraftan da  hurdacıya kitap satan kütüphanenin bulunduğu  ülkeden de beklediklerimizi gözden geçirmeliyiz anlaşılan.
 
 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.