İnanç ya da inançsızlık

11.12.2014 11:20:19
A+ A-

Yazar-akademisyen Umberto Eco ile piskopos-akademisyen Kardinal Carlo Maria Martini arasında başlıkta belirttiğim  konuda yüzleşme anlamında yazışarak gerçekleştirilen görüş alışverişinin  kitaplaşmış olduğu (Belief or Non Belief) ve bu kitabın Türkçeye çevrildiği ve yayınlandığı  malûmdur (Umberto Eco ve Kardinal Martini, İnanç ya da İnançsızlık-yüzleşme, Çeviri: Onur Şen,1001 Kitap, Birinci Basım: Aralık 2005)

Bu kitaptan yorumsuz ve değinmesiz olarak bazı alıntılar yapacağım.

"Değerli Carlo Maria Martini , Umarım ünvanınızdan bahsetmeden sahip olduğunuz isimle size hitap etmekle saygısızlık ettiğimi düşünmezsiniz. Lütfen bunu size gösterdiğim saygının bir ifadesi ve ihtiyatlı davranmak için gösterdiğim bir çaba olarak düşünün. Saygı ifadesi dedim, çünkü Fransızların, bir yazar, sanatçı ya da siyasetçiyle mülakat yaparken; Doktor, Üstat ve Bakanım gibi indirgeyici ifadeler kullanmaktan sakınmaları beni her zaman için etkilemiştir. (...) Eğer Aziz Augustine'e bile hitap edecek olsam, (lütfen verdiğim örneğin aşırılığını saygısızlık olarak düşünmeyin) ona 'Hippo'nun yüce piskoposu' demez, (çünkü Hippo'nun Aziz Augustine'den başka piskoposları da olmuştur), Tagaste'lı Augustine diye hitap etmeyi tercih ederdim. (...) hitap sorununu hallettiğimize göre, geriye etik sorunları kalıyor. Bence yazışmalarımızın geri kalan bölümlerinde, bu sorunlar üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor çünkü amaç Katolik ve Laik dünya arasında bazı ortak noktalar bulabilmek. (...)

Kıyamet hakkında (iletişim araçlarının bizi alıştırdığı gibi büyük bir kayıtsızlık içinde de olsa) kendi korkularımızı yaşıyoruz. Hatta korkularımızı, sorumsuzca tüketim anlayışının oluşturduğu bir girdap içinde ideolojinin ve dayanışmanın sonunu kutlayarak bibamus, edamus crasmoriemur (yiyin, için, çünkü yarın öleceğiz) düsturunca yaşadığımız bile söylenebilir. (...)

Zamanın sonu ve ve kıyamet kavramının günümüz laik dünyasında eski Hristiyan dünyasına oranla daha yaygın olduğu konusunda seve seve iddiaya girerim. (...) Öte yandan, Laik dünya zamanın sonu yokmuş gibi davranmaya çalışıyor ama bu kavram bir saplantı haline gelmiş durumda. (...) Yuhanna gayet açık bir şekilde bin yıldan bahsediyor. Ama bazı rahiplerin de dediği gibi, Tanrı'nın bin yıılı bir gün anlamına gelebilir ve aynı şekilde bir gün bin yıl sürebilir. (...)

Acaba hem inananlar hem de inançsızlar tarafından paylaşılabilecek bir umut kavramı (ve geleceğe karşı sorumluluğumuz) mevcut mu?" (a.g.e., s. 25-35 arasından)

Umberto Eco

 

"Değerli Umberto Eco, Sizinle aynı kanıdayım. Bana ismimle hitap ettiniz ve ben de aynı şekilde karşılık vereceğim. Kutsal Kitap, unvanlar söz konusu olunca pek de iyimser sayılmaz. ('Kendinize haham dedirtmeyin... Ve yeryüzünde kimseye babamız diye hitap etmeyin... Ve kendinize efendi dedirtmeyin.' Matta 23:8-10) (...)

Etik mevzular hiç şüphesiz en önemli konular arasında. Ancak kamuoyunu en fazla ilgilendiren günümüz konuları (özellikle bioetik konularını kastediyorum) ve geneklde 'manşet' olayları. (...) Önemli olan, ilk olarak yargılarımızın şekillendiği sınırları belirlemektir. Bu noktadan hareketle, pratik değerlendirmelerin neden bu kadar muhalif olabileceğini tespit edebiliriz. (...)

İlk milenyumun sonunda toplulukları korkudan titrettiği söylenen apokaliptik (kıyamete dair) imgelerden bahsettiniz. Bu korku yersiz olsa bile, yerinde bir tespittir çünkü insanlar gelecekten korkar. (...)

Peki Vahiy'in, Yeni Ahit'in son kitabının bunlarla ne ilgisi var? Acaba bu kitap, trajik ve kaçınılmaz bir sonu çağrıştıran korkunç imgelerle dolu bir kaynak olarak karakterize edilebilir mi? (...)

Lütfen açıklamama müsaade edin. Apokaliptik metinlerin ana konusu genellikle şimdiki zamandan kaçıp geleceğe sığınmaktır. Dünyanın mevcut yapısını alt üst ederek, üzerine kitabı yazan kişinin umutlarına ve beklentilerine uyan kesin bir değer sistemi bina etmeye çalışır. (...)

Bu anlamda, günümüzde zamanın sonu -kıyamet- konusunda duyulan kaygı Hristiyan dünyasından çok laik dünyayla bağlantılıdır görüşünüze katılıyorum. (...)

Yazdıklarım 'umut' kelimesinin bana hatırlattığı düşünceler. (...) Hayır, kıyameti beklerken insanların kendilerini elektronik görüntülerle zehirlemesinin vakti henüz gelmedi. Birlikte yapacak daha çok işimiz var." (a.g.e., s. 36-43 arasından)

Carlo Maria Martini

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.