İnsan nefsi ve mekanik determinizm

05.10.2015 12:33:50
A+ A-

İnsanoğlu kimbilir hayatı boyunca kaç acıyla sınanır? Kendiyle, nefsiyle, ailesiyle ve hatta tüm bir toplumla mücadeleye giren insan ne büyük imtihanlardan geçer bu süreçte. Yaşamak dediğimiz; bir dolu etiketle yaftalanmak ve binlerce önyargıyla başa çıkabilme becerisi kazanmak demektir...
 
Dünyanın adil bir yer olduğunu söylemek güç. Hepimiz eşit şartlarda dünyaya gelmiyor. Belirli değerlerden yoksun kalarak, bir diğer tam tersi durumda ise varlıkla sınanarak  sürdürüyoruz hayatımızı. Hepimizin zorluklardan geçtiği aşikar. Kendimize göre dertlere sahibiz. Lakin öyle durumlar var ki, yaşanılanın hesabını vermek güçleşiyor. Birimiz bir diğerimizin hayatına özeniyor belki. Ama kimse bilmiyor bizde olmayan bir şeyin diğerinin felaketi olacağını...
 
Nefsimizin, irademizin yoldan çıktığı oluyor. İnsan dediğin beşer, şaşar da nihayetinde. Ayarı kaçırmak hatta kimi zaman isyan etmek insanın doğasında var. Öyle şeyler görüyor tanık oluyoruz ki bir yerde insan kendi kendini durdurup söz geçiremiyor. Şartların, önümüze sunulanların esiri oluyoruz. Akıl ve mantığın yerini bir arzu furyası alıyor. Nefsimizin çoğu kez kurbanı oluyoruz...
 
Bazılarımız durumu kader olarak değerlendiriyor. Kimilerimiz buna "mekanik determinizm" diyor. İnsanın kararları bu tanımda kendi dışındaki nedenlerin sonucu olarak önümüze konuyor. Yani insanın tercihleri, içinde bulunduğu şartlarla ilgili. Güdülenme; gerek toplumsal, gerekse diğer dış etmenler tarafından gerçekleşiyor. İnsan nefsi tercihe zorlanıyor...
 
İnsanın varolduğu andan itibaren eşlik ediyor nefsi ona. Adem ile Havva ile başlayan insanlık tarihi şu güne kadar kanlı ve zalimce bir sürü süreçten geçiyor. Kan demişken insanoğlunun akıttığı ilk kandan bahsetmek istiyorum. Yeryüzüne sıçrayan ilk kanın sahibi ve o kanı dökenin hırsı. Hiçbir şey değişmiyor aslında binlerce yıldır bu gökkubbenin altında. Her zalim yanında mazlumu sürüyor, her ağıt peşinden laneti getiriyor...
 
Kabil ağabey, Habil kardeş
Kabil çiftçi, Habil çoban
Kabil katil, Habil maktül...
 
Hangisine üzülmeli? Ağabeyi tarafından kanı dökülüp kurban edilen Habil'e mi yoksa insanlığın ilk katili, hemde kardeşinin katili Kabil'e mi? Ölen Habil mi kurtuldu, yoksa gücüyle kan döküp üstün olan Kabil mi kurtuldu? Hangisi daha zavallı, adı merhametle anılan Habil mi yoksa adı insanlık tarihi boyunca nefretle anılacak olan Kabil mi? İnsanoğluna şu hayatta tek kalan ya merhamet ya da nefret...
 
Habil de, Kabil de Rablerinin onlara verdiği nimetlere şükran duymalarıyla adak adarlar. Habil çobandır sürüsünün en besili hayvanlarını seçer, gerçek bir minnet duyar yaradana. Kabil çiftçidir pek de özenmez aslında, iyileri kendine kalsın ister nefsine uyar elindekinin pek azı ve cılızını sunar Tanrıya. Yaradan içten davranan Habil''in adağını kabul eder. Kabil kızar, kinlenir kardeşine. Yaradanın Habil'i kayırdığını düşünür...
 
Bir başka kutsal kitap, Habil ile Kabil'in asıl kavgasının dayanağını farklı işler. Habil ve Kabil'in birer ikizleri vardır, nesillerinin devamı sebebiyle birbirilerinin ikizleriyle evlenmeleri emrolunur. Habilin ikizi Lebuda Kabil ile, Kabilin ikizi Aklima ise Habille evlenecektir. Lakin Kabil'e göre burada bir haksızlık söz konusudur. Çünkü Kabil'in ikizi Aklima, Lebuda' dan daha güzeldir. Kabil bu duruma karşı çıkar...
 
Kabil iki durumda da nefsine yenilmiştir. 
Habil iki durumda da ağabeyi tarafından katledilecektir. 
Kabil iki durumda da katildir.
Yüzyıllarca alnında katil damgasıyla gezecek, yeryüzünde elini kana bulayan ilk kul olacaktır...
 
Şimdi ne yapmalı, kimi suçlamalı? Nefis dediğin her insanda var. Nefsine yenilen Kabil mi yalnızca suçlu? Peki ya yasak elmayı ısırıp insanı cennetten, dünyaya düşüren Adem ile Havva suçlu değil mi? Lebuda dan daha güzel olan Aklima suçlu değil mi? Habil'in bu dünyada miyadının dolması ne olacak? Azrailin Kabil kılığında Habil'in canını almadığını ne bileceğiz???
 
Sorulabilecek onlarca soru var. İlk insan ilk nefis, ilk iyi ilk kötü, ilk güzel ilk çirkin efsanesi. Ve insanlığın ilk lekesi. Dedik ya kimilerine bu dünyada merhamet gösterilir, kimilerinden sadece nefret edilir. Yaşamak ne kadarda zor iş. Nefis dediğin ne başa bela bir olgu...
 
Kim iyi kim kötü bilmiyoruz artık. Bombardımana tutar gibi yargılıyoruz birbirimizi. Şartları, kaderi işimize gelmeyince bir yana ne de güzel fırlatıyoruz. Birileri hep günah keçisi oluyor. Kimilerini ne kadar da acımasızca eleştiriyoruz...
Unuttuğumuz Habil'in ölüp soyunun kuruduğu. Hepimiz katil Kabil'in evlatarıyız unutuyoruz. Kötülük mayamızda. Kurban etmeye de kurban olmaya da müsaitiz...
 
Boynumuzda asılı kaderimiz. Gözümüzdeki şeytani bir ışıkta gizli bir anlık nefsimiz...
 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.