Realizm ve Optimizm Diyalektiği

24.08.2015 02:33:16
A+ A-

İnsanoğlunu dünya görüşü, toplum içinde üstlendiği rollere, hatta ve hatta sanrılarıyla sonu "-izm" ile biten bir sürü kola ayırabiliriz. Hepimiz bardak efsanesini biliriz. Bardak dolu mu boş mu?sorusuna elbette şu yaşımıza kadar en az bir kere maruz kalmışızdır. Lakin durum boşluk yada doluluk olarak nitelendirilecek kadar sığ ve yüzeysel olmamalı...
 
Esasen bardak tam anlamıyla doludur. Yarısı su ile yarısı ise hava ile. Sonuçta hava dediğimiz de salt boşluk anlamına gelmiyor. Soluduğumuz hava da en nihayetinde bilmem kaç gazın birleşmesiyle oluşmuş. Yani teknik olarak o bardak tepeleme dolu...
 
Realizmi açacak olursak içinde fayda gözetme ve güç arayışı barındıran bir düşünce yapısı. Birebir doğruluk ve gerçeklik barındırmıyor aslında. O direk gerçeklik tanımına uyan kavram pozitivizm ve şuan ki konumuzla pek alakası yok. Realizm görüşünü savunan insanları biraz pragmatist eğilimler gösterdikleri için bencil tanımı ile destekleyebiliriz. Zaten realizm in en ünlü savunucularından Machiavelli de realizmi biraz daha karmaşık bulup yalınlaştırmış ve ortaya makyavelist; yani çıkarcı kavramı ile yeni bir görüş ortaya çıkmış...
 
Aslında günümüz insanını bu şekilde tabir etmek yeterli olmayacaktır. Tüm kavramları da sırf realist diye bir insana yüklemek de doğru bir yaklaşım değil. Realistler,makyavelist pragmatist ve oportünist olarak kendi içlerinde ayrılabilir. Realistler için direk gerçekçi ve doğrucu tanımını kullanmamamızın sebebi; içinde fayda,fırsatçılık ve çıkar amacı barındırdığı içindir...
 
Bir diğer irdelememiz gereken fikir optimizm diğer adıyla nikbinliktir. Optimizmi olumlama ve her koşulda iyi bir çıkış yolu uman kişileri tabir etmek için kullanabiliriz. Bunun bir aşırı kademesi polyannacılık olacaktır. Sürekli umut etmek ve iyilik düşlemek esasen bir fayda sağlamayabilir. Lakin optimizm  içinde çıkar barındırmasa bile bir nebze olsun fırsatçılık barındırabilir. Ummak eylemi gerekli şartlar sağlandığında potansiyelinde barındırdığı olumlamayla bir kavgaya girecektir. Hayal etmek, ümitlenmek aktif bir direniş halini alacaktır...
 
Tüm kavramlar bir yana peki kim bu bardağı boş veyahut dolu görüyor. Aslında her iki durumda hem realistlere hem optimistlere göre de bardak doluluk arz ediyor. Realistler yarısının suyla dolu olduğunu görünce faydacı eğilimleriyle,ispat için suyu içmeye yelteniyor. Kanıtlama esnasında giderilen susuzluk eylemin tamamlanmasıyla görüş bir yerde aklanıyor...
 
Peki optimistler??? Onların niyeti tam olarak suyu içmek olmasa da onlar açısından da bardağın yarısı suyla dolu.  Peki ama ispat edilemeyen bir görüşün pratikte bir öneminin kalmıyor oluşu ne olacak ??? Bize göre görmek bilmek anlamına gelmiyor. Emin olunmayan doğruya bu derin bağlılık tam da optimistlerin işi. Gerekli şartlar sağlandığında demiştik az önce. Sanırım onlar; krizi fırsata çevirmeyi sevdiklerinden anca bardak devrilip su dökülünce aklanacaklar gözümüzde. Optimistler biz dememiş miydik deme hakkını anca ozaman bulacaklar...
 
Nitekim birisi size "bardak dolu mu boş mu?" diye hala ısrarla sormaya kalkarsa "dolu kardeşim yarısı hava yarısı suyla" deyin. Boşluk yok deyip konuyu kestirip atın. Bu realizmin optimizmin yada bilmem neyizmin sonu yok. O bardak full dolu o kadar...
 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.