Ethem'in Ardından

05.06.2014 20:36:32
A+ A-

İç sıkıntımın, keyifsizliğimin maksadını aştığı bir günde bir tesadüf ile, bir isim duyuyorum bir dosttan beni telkin etmek için ; oku diyor oku da içinin sıkıntısı gitsin , biraz daha anlam yükle hayata...

Bir adam oğlunun ölümü ile adı duyulan bir adam. Okuyorum okudukça gözlerim affalıyor, duruşumu düzeltiyorum, hisleniyorum. Okudukça onun bilgeliğinde acılarım diniyor.

Biraz fotoğraflarına göz gezdiriyorum, sanki derviş edası var diyorum evet tam da bu derviş.

Dervişin 4 oğlu var, ama her zaman bir çocuğuna diğerlerinden daha fazla anlam yüklemiş. Belki hissetmiş, aslında bu cümleye belki fazla.

Onu, her gören farklı şeyler hissediyor ama kimsenin hisetiği acıma değil bunda hemfikiriz. Saygı, hayranlık, şaşkınlık çoğaltılabilir bunlar.

Kendini maddi hayattan tamamen soyutlamış bir yaşlı çınar. Ayakkabı giymiyor, et yemiyor saç ve sakalını kesmiyor. Kendi yaptığı bir barakada yaşıyor, şaşkınlıkla soruyorlar : ''Burada üşümüyor musunuz ? '' yatağıma girdiğimde üşümüyorum diyor yaşlı çınar.

Kendine batıllar ve kutsallar oluşturmuş , kimsenin elinden bir şey almadığını ve kimsenin eline bir şey vermediğinden söz ediyor. Bir şey alıp verme işlemini yere konulmak suretiyle gerçekleştiriyor.

Sorulan her soruya bir entellektüel edasıyla cevap veriyor. Bir sürü kitabı var ama özeliklle kırmızı ciltli bir kitabı gösteriyor. Bunu oğlum getirmişti diyor. Kitabın adı ''Devrimler ve Karşı Devrimler Tarihi Ansiklopedisi.''

Tüm bunları okurken bazılarınız kimden bahsettiğimi anladı . Can Ethem'in babası Muzaffer Sarısülük.

Ethem'i içselleştirdim. Sürekli ona dair bir şeyler okuyup onu biraz olsun anlayabilmek kalbime ferahlık veriyor. Neden Ethem'i yazıyorsun diye bir soru beliriyorsa aklınızda cevabı budur.

Muzaffer Sarısülük Karadeniz Teknik Üniversitesi mezunu bir edebiyat öğretmeni. Hikmeti bilgisini aşmış bir öğretmen. Turgut Özal'a yazdığı sünnet karşıtı bir yazıdan dolayı ceza alıp, soruşturma geçirmiş. Sonra istifasını sunmuş mesleğe küsmüş bir nevi benim anladığım bu.

Ailesi tarafından akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle hastahaneye yatırılmış ve 3 ayrı hastahaneden de kaçıp mesleğe dönmeyi reddettiği için istifası kabul edilmiş. Ailesini geride bırakıp köyüne, Sungurlu'ya yerleşmiş.

Tüm bunları biraz fikir oluşturabilmek adına kendimden bir şeyler katmadan yazdım.

Ethem'e biçilmiş bir farklılık var bunu görüyorum eminim siz de görüyorsunuz. Oğlunun ölüm haberini telefonuna düşen flaş haberden görüyor. ''Neden telefon kullanıyor ?''  dediğinizi duyar gibiyim. Oğullarının verdiği parayla dünyadan ve ailesinden haber alabilmek için kullanıyor.

Çaresizliğinin farkında, oğlunun bir devrimci edasıyla öleceğinin farkında. Koruyamadığı için hayıflanıyor. Çaresizliğini böyle ifade ediyor : ''Ölen öldü, kanadım kırıldı ama artık yapacak bir şey yok. Elden gelen yok. Ethem'in geri geleceği de yok '' diyerek.

O kadar naif tanımlıyor ki kör kurşunun, katilin ellerinden çıkan kör kurşunun zalimliğini, insan okurken soluk almaya çalışıyor. Zalimin zulmüne direnmek faydasız. Taraflar belli güçlü ve mazlum belli.

''Hep başkasının canı mı yanacak bu kez de bizim canımız yandı'' diyor Muzaffer Sarısülük.

Can Ethem'in bilgeliği babasından devrimciliği annesinden belli. Ethem 6 yaşında iken gitmiş Muzaffer Sarısülük . Mazlumun yanında olmayı, düzeni bozuk dünyaya çomak sokmayı Sayfi Ana'dan öğrenmiş.

Muzaffer Sarısülük'ün oğluna vedası Ethem'in mezarında nöbet tutan gençleri gönderdikten sonra mezarına kıvrılıp uyuyarak olmuş.

Bu yazıyı Ethem'in  ardında bıraktıklarına ulaşabilmek için , biraz daha anlamlandırabilmek için yazdım.

Ethem farklıydı.

Ethem'in kederi mazlumdu.

Ethem Can'dı.

Söyleyin, susmayın cevap verin.

Bir insan ömrünü neye vermeli?



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.