Gezi Parkı'nda bir gözümü kaybettim, keşke yalnız bu kadar olsaydı kaybettiklerim

10.02.2014 12:02:30
A+ A-

Bu yazı keşke gerçek olmasaydı denilen bir yaşamdan alıntıdır.

İki hafta önce arkadaş ortamında tanıştığım birinin hikayesini anlatacağım. Kendisi hikaye fazla kişisel olduğu için adının verilmesini istemedi. Radikal blog ekibi kurgu ile gerçek ayrımı konusunda hassasiyetlerini bildirdiler. Bunun üzerine kendisine mail attım. Gelen cevabı aynen aktarıyorum.

'Sana kendime bile itiraf edemeyeceğim duygularımı aktardım. Bu nedenle adımın yayınlanması kendimi kalabalığın içinde çıplak hissettirecektir. Ayrıca insanlar muhtemelen 'aaay çok yazık' ile başlayan  cümleler kuracaktır ki... Duygu sömürüsü yapmak, insanlardan bir beklenti içindeymişim gibi görünmek istemiyorum. Senin isteğin üzerine anlatılacak bir hikaye bu, kurgu olarak da gönderebilirsin. Böyle şeylerin yaşanmadığı bir an var mı ki? İstersen uzaydan gelen istilacılarla başlayıp, oradan hikayeye girebilirsin. Aslında hiç göndermesen de olabilir? Sen bilirsin. Ben , beni tanımayan birine içimi dökerek rahatlamayı amaçladım. Ve bu noktaya kadar başarılı idim. Artık benim üzüntülerim üzerine konuşmak ve hatta seninle de görüşmek istemiyorum. Sevgiyle kal...' 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

‘Zaman durmuş gibiydi, öleceğimi zannettim. Sanki bütün kalabalık açılmış ortasında ben vardım. Kamera dönerek yükseliyor ve beni çekiyordu. Büyük bir film kahramanının vurulması anıydı bu. Ancak bu kez gerçekten acıyı hissediyordum. Bütün hislerim sol gözümde yoğunlaşmış , yalnızca orada bulunan keskin bir acı. Ben o acıyı taşımakla görevlendirilmiştim. Öldüm dedim kendi kendime. Hayatım bir film şeridi gibi geçmedi gözümün önünden, çünkü zaten oradan vurulmuştum.

İki saniye sonra annem geldi aklıma, beni bu halde görse kim bilir ne kadar üzülecekti. Ne kötü bir şey evladını böyle görmek... Sonra kız arkadaşım geldi yeni ayrılmıştık, dedim iyi ki de ayrıldık yoksa acıma duygusu ile sevgi birbirine karışacaktı. Sevgiye ve aşka derinden inancı olan birisi için yalnızlık daha çekilir şeydir.

Yanımda tanımadığım birkaç kişi ile yürüyerek taksiye bindim,. Oradan hastaneye bir kaç ameliyat sonrası uyandım. Etrafımda, ağlayan ailem, arkadaşlarım bana kahramanlık yükleyen insanlar... Sevdiklerimin üzülmesi dışında bütün bunlar anlamsız...Çünkü  hiç bir zaman hiç bir şeye başkasına zarar verecek kadar inanmadım. Fanatik bir takım tutamadım, sınavlarda hırs yapamadım, zafer şarkıları söyleyip, kendimi solcu, sağcı, dindar diye tanımlayamadım...

O yüzden gitti bizim bir göz.

Hele bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Artık insanlar olayları yavaş yavaş unuttular. Daha da unutacaklar... Artık eskisi kadar yakışıklı değilim. Uzaktan güzel bir kızla bakışamayacağım. Yanına gidip merhaba diyemeyeceğim eskisi gibi. İş bulmak için görüşmeye gittiğimde, ne kadar prezantabl olduğumu anlayacaklar. Durumu anlatsam belki daha baştan eleneceğim. Ehliyetim değişecek, belki de hiç alamayacağım. Üç boyutlu film izleyemeyeceğim.

En ciddi ortamlarda, en neşeli anlarda çocuklar abi ‘ Neden bir gözün böyle diye soruyorlar?’ ve ben daha 22 yaşındayım. Ne büyük bir yük bıraktınız bana ah bilseniz.

Bazen ölsem daha iyi olurdu diyorum. Ama ‘yaşamak kolay değil ya kardeşler/Ölmek de değil/ Kolay değil bu dünyadan ayrılmak. ’

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.