Gezi Günlüğü 1: Gezi Terörü!

29.05.2014 13:39:05
A+ A-

Bir yıldır her fırsatta "Gezi", ya da "Haziran Direnişi" artık hangi ismi kullanmak isterseniz, terörize edilmeye çalışıldı. Olayların çıkış noktasından itibaren, ilk afallama süreci atlatıldığı anda, gerek göstericilerin arasına provokatörler sokarak, gerek polis şiddetini artırıp insanları şiddetle karşı vermek zorunda bırakarak, hatta ölümler üzerinden, insanların acı çekme hakkına bile saygı duymayarak, miting meydanlarında bağırarak, başörtülü bacılar üzerinden, cami gibi kutsal değerler üzerinden sürekli terörize edilmeye çalışıldı bu onurlu, ahlaklı, yürekli direniş.

Adı üstünde direniş işte! Saldırı değil, eylem değil, direniş, bu ismin seçilmesinin bir anlamı vardı elbet. Şiddete karşılık vermeden boyun eğmemek, sinmemek, direnmek... Saldırıya geçmeden karşı koymak... Hiç saldırıya geçilmedi demeyeceğim, ama zararsız saldırılardı, telsiz çalmak gibi, TOMA’yı (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) ‘POMA’yla (Polis Olaylarına Müdahale Aracı) kovalamak gibi, molotoflar atılmadı Gezi’de, havai fişekler patlamadı Güvenpark’ta, Kuğulu’da, Gündoğdu’da... Zaten siyasi iktidarı, otoriteyi şaşkına çeviren de buydu ya!

Türkiye teröre yabancı bir ülke değil, örgütlere yabancı bir ülke değil. Şiddetle bir yere varılmak istendiğinde toplumun tepkisi belli. Bizde kolluk kuvvetlerine el kalkmaz, devlet malına zarar verilmez (Yersen tabi, "devletin malı deniz, yemeyen domuz" diyen de aynı toplum değil mi, ama işte görünüşte kamu malı namustur, sözde). İşte bu sebeplerle siz insanlara gezide zarar verilen otobüsleri sergilerseniz, gezinin terör olduğuna inandırabilirsiniz. Halbuki insanların hiç sebepsiz aldığı polis saldırıları medyada yeterince yer alsa, amacın kamu malını talan etmek değil, yine kendini savunmak olduğunu, insanların bazı şeylere mecbur bırakıldığını herkes görecekti.

Gerek Ankara'da direnişin içinde bulunarak, gerek İstanbul'dan izlediğim videolar ve arkadaşlarımdan dinlediklerimden yaptığım çıkarıma göre olayın özü şudur: Devlet büyüklerimiz bu zamana kadar yaşamadıkları bir tecrübe yaşadılar. Ellerinde molotofu olmayan, barışçıl bir şekilde haklarını savunan, 11 yıldır kendini kapana kısılmış hissedip susmuş, ama artık patlama noktasına gelmiş, özel hayata müdahaleden sokaktaki özgürlüklere kadar her şeye burnunu sokan hükümetten bezmiş, değişim isteyen, sandıktan çıkmanın gönlünce at oynatmak anlamına gelemeyeceğini göstermek isteyen bir kalabalık vardı karşılarında. Her türlü kötü muamele ve şiddete rağmen saldırıya geçmeyen bir kalabalık... Çadırlar yakılana kadar, geziden de ağaçtan da haberi olmayan, ama çadırların yakıldığı haberiyle "Yettiniz artık!" diyen, vicdanlı insanlardan oluşan, kavga etmekten öte sesini duyurmak ve dinlenilmek isteyen bir kalabalık...

Ama gelin görün ki bu kalabalık karşısındaki insanlıktan nasibini almamış, göklere çıkarıldığı için "ben bilirim"den öteye geçemeyen, gözü dönmüş, elindeki gücü paylaşmak istemeyen ve kaybetmekten ölesiye korkan, iktidar zehirlenmesi geçirmiş bir Başbakanın amacı tabi ki bu seslere kulak kabartmak olamazdı. Tabi ki dinleyip, icraatlarını sorgulayamaz, empati yapamazdı. Tabi ki kendi doğrularını dayatmaya devam edecekti. Bunu yaparken kendini "haklı" gösterebilmesinin tek yolu Geziyi terörize etmekti. O zamana kadar sokağa çıkmamış, bırakın örgütü bir siyasal partiyle bile ilişkisi olmayan, çoğu hayatı boyunca bir eyleme katılmamış, herhangi bir dernek, oda, STK üyeliği dahi olmayan, ki olsa bile ne olacak, bunların her biri her vatandaşın yasal hakkıdır, bu insanlara terörist yaftası nasıl yapıştırılabilecekti? Yasal olmayan, piyon örgütler, gerektiğinde sivil polisler araya karıştırılarak... Miting meydanlarına çıkıp "başörtülü bacıma" diye başlayan cümleler kurarak, camide içki içilmesi gibi toplumun yumuşak karnını kaşıyarak, kamu malına zarar veriyorlar, parası cebinizden çıkıyor reklamları yaparak... 1 yıldır ne başörtülü bacıları görebildik ne camide içkiyi, seksi... 1 yıldır tek kanıt yok Geziyi terör ilan edebilecek, tek bağlantı yok. Ama bu meydanlarda söylenen yalanlar insanları kanıtlardan çok etkiledi ne yazık ki!

Gezi cumhuriyet tarihimizin belki en güzel dönemecidir, ama bu onurlu ve temiz hareketin karalanmasına ön ayak olan başta medya olmak üzere, kamuoyunu yönlendirme yeteneğine sahip herkes Gezi sürecinin yüz karasıdır!

 

 

Aşağıda Gezinin toplum vicdanında terör ilan edilmesi amacıyla yapılan ilk orta oyununun fotoğrafları var, hatırlarsınız, hiçbir şey yayınlamayan medya canlı olarak vermişti, herkesi gaza suya boğan, döverek adam öldüren polis meydan ortasındaki 3-5 kişiyi saatlerce yakalayamamıştı, asıl direnişçiler meydanın kenarına çekilmişti polis provokatörler, yakalayabilsin diye de, bir türlü olmamıştı. Yakalanmalarının sonrasında da kendilerinden haber alınamadı... Eldeki resimlerinden sivil polis oldukları çıkarımı yapılması dışında, belirsizlikler içinde yok olup gittiler...


 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.