Gezi'den çok şey öğrendik, en önemlisi de...

28.05.2014 14:49:08
A+ A-

Geçen yıl bu zamanlar bir arkadaşımla otobüs durağında beklerken dertleşiyorduk. Umutsuzca sordu:

Ne olacak sonumuz? Bu insanlar neden bu kadar duyarsız? Bu AKP’ye karşı neden bu kadar aciziz?

Dedim ki:

Bu kadar umutsuz olma. Yalnız değilsin, değiliz. Birçok kişiyiz ama demek ki şartlar sesimizi çıkaracağımız ortamı henüz yaratmadı. Hiç belli olmaz bir bakmışsın tüm ülke olarak ayaklanmışız.

Arkadaşım güldü ve “Çok iyimsersin, ahh nerde o günler” dedi, otobüslerimize bindik ayrıldık.

Bu konuşmanın üzerinden tam 3 gün geçmişti. O günün akşamında telefonum çaldı. Geçen gün konuştuğum arkadaşım aramıştı. O kadar heyecanlıydı ki: “Oldu, oldu” diye bağırıyordu. Cevap vermeme fırsat bırakmadan devam etti.

“İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir her yerde insanlar sokaklarda. Oldu işte. Artık yalnız değiliz. Artık korkmuyoruz”

O gün Gezi Direnişi başlamıştı ve artık korku sınırı aşılmıştı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Apolitik gençler artık barikatların ardında Özgürlük diye haykırıyor, dünyanın öbür ucundaki akranları ise gıpta ile onları izliyordu.

Artık korkan taraf, yıllarca susturulmuş, yok sayılmış bizler değildik. Korkma sırası halkın sırtından geçinen, yalanlarıyla kurduğu düzenin yıkılmaya başladığını anlayan iktidardaydı.

Polislerini, TOMAlarını üzerimize saldı. Canlarımızı aldı, sakat bıraktı. Ama korkutamadı. Yok edemedi.

Aradan 1 yıl geçti ve mücadele kaldığı yerden devam ediyor.

Gezi bir ÖZGÜRLÜK mücadelesiydi. İnsanlık tarihi boyunca süregelen direnişin en güzel örneklerinden biriydi. Ama GEZİ’yi daha da özel kılan ise artık birbirimizi anlayabilme yolunu açmasıydı.

ÖZGÜRLÜK talebinin bencillikten çıktığı bir alandı Gezi Direnişi. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, işçi, işsiz, dindar, ateist, ulusalcı, sosyalist, kadın, erkek, LGBT kısaca herkes aynı alanda ÖZGÜRLÜK talebiyle buluşabilmişti.

O güne kadar bizler bu grupları çeşitli zamanlarda alanlarda görebiliyorduk. İlk kez tüm ezilenler bir arada birbirleri için ÖZGÜRLÜK istiyorlardı. İşte iktidarı en çok korkutanda bu olmuştu. Henüz ortada kazanılmış bir şey yok aksine daha da baskıcı, bizleri daha da çok yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Öldürülüyoruz üstüne aptal yerine konuluyoruz. Dikkatli olmalıyız, akıllı olmalıyız en önemlisi de ÖRGÜTLÜ olmalıyız.

Öğreniyoruz ama bedeller ödeyerek öğreniyoruz. Mücadelenin daha çok başındayız. Geziden çok şey öğrendik ama en önemlisi de birlikte olursak başarabileceğimizi öğrendik. Şunu iyi anlamamız gerekiyor. Benim özgürlüğüm, senin özgürlüğünden bağımsız gelişemez.

Bu ülkede işçiler madenlerde topluca ölürken ben özgür olamam, Aleviler-Kürtler öldürülürken ben özgür olamam, kadınlar-LGBT bireyler öldürülürken ben özgür olamam, çocuklar öldürülürken ben özgür olamam. Benim özgür olamadığım ortamda da sen ÖZGÜR olamazsın.

ÖZGÜRLÜK için, insan onuruna yakışır bir hayat için mücadeleye devam!

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.