Kızıl bir puşi, zafer işareti ve bir sapan Berkin'i terörist yapmaz!

15.03.2014 03:27:49
A+ A-

Tayyip Erdoğan, artık iyice şirazeden çıktı.

Berkin ve ailesi için söylediği sözler ile Erdoğan,  nasıl bir ahlâka ve imâna sahip olduğunu bir kere daha gösterdi. 

Bildiğimiz kadarıyla Erdoğan, mesele Müslümanlık olduğunda çok hassas olurdu, burnundan kıl aldırmazdı, İslam dini adına ahkâm keserdi.

Şimdi ne oldu?

Başbakan Erdoğan neden sanki kendisinin hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi hem polis tarafından katledilen Berkin, hem de onun acılı ailesi hakkında bu kadar terbiyesizce ve haddini aşarak konuşuyor?

Öfkeden deliye dönerek, yırtınarak, bağırarak konuşmak, etrafa nefret dolu bakışlarla bakmak,  kesintisiz bir düşmanlığı körüklemek, toplumu ayrıştırmaya çalışmak da neyin nesi oluyor?

Bu nasıl bir vicdansızlıktır ki, Erdoğan, Berkin için “terör örgütlerinin içine aldığı, terör örgütlerinin içinde ne yazık ki yüzü poşulu, eline sapan verilmiş, cebinde demir bilyelerle olan bir çocuk” tanımlaması yapabiliyor. 

Başbakan bununla da yetinmiyor, adab-ı muaşeret gereği Berkin’in ailesine bir başsağlığı dilemek yerine, adeta mezhepsel bir kine ve reflekse sahipmişçesine bir yaklaşım sergileyerek, acısı henüz çok taze olan bu aileye bir de hiç utanmadan “ama sizin evladınızın mezarına karanfil ve demir bilyeler atışınızı pek anlamadım” demeyi tercih ediyor. 

Demir bilyeler ve anlamamak mı?

Aslında anlaşılmayacak bir durum yok; mezara atılan Berkin’in misketleriydi ve ortada hiçbir demir bilye yoktu...

Bu kadar basit!

Evet, siyaset insanı kirletir, yozlaştırır ve acımasızlaştırır; eğer insanın gözünü iktidar ve zenginlik hırsı bürümüşse. Bu evrensel bir kuraldır, dolayısıyla burada kişinin hangi ideolojiye, hangi kültüre, hangi dine sahip olduğunun hiçbir anlamı yoktur.

Gerçekten de bu ülkede yaşayan insanlar olarak çok vahim bir durumla karşı karşıyayız. Eğer bir ülkenin Başbakanı sürekli yalanlar ve iftiralar atıyor, hakaretler ederek toplumu birbirine karşı kışkırtmaya, düşmanlaştırmaya ve cepheleştirmeye çalışıyorsa, nasıl bir tehlikenin içinde olduğumuzu ve bu durumun böyle devam ederse yakın gelecekte nelere yol açabileceğini ciddi ciddi düşünmek gerekiyor. 

Gezi’de gördük, Erdoğan ve hempalarının katliamcı yüzlerini. Sırf kendi kişisel çıkarları için insanların ölmesini umursamadılar bile. Hatta bununla yetinmeyip, yaptıkları konuşmalarla ‘yalancı Müslüman’ nasıl olurmuş, sağ olsunlar bunu bizlerin görmesini de sağladılar. Şimdi Berkin için nasıl terörist diye bir yalan imal ettilerse, o zamanlarda hatırlanacağı gibi camide içki içildiğine, grup seks yapıldığına ve hatta Kabataş’ta bir grup “üzerleri çıplak, elleri deri eldivenli, başlarında tuhaf bantlı” insanın bir porno filminden çıkıp gelmişçesine başörtülü bir kadını dövmelerine, ardından da üzerine işemelerine dair hikayeler anlattılar. 

Yalan söylemek elbette bir zeka ürünü olduğu için iktidar partisi bunu çoğu zaman eline yüzüne bulaştırdı.

Fakat Erdoğan’ın son yalanı, bu sefer karışık bir kitleyi hedef almıyor. Bu defa hedef canımız, kardeşimiz, Berkin’imiz! Bu hedef gösterme en iğrenç karalama ve propaganda ile yapılıyor. Artık Başbakan nasıl bir korku yaşıyorsa, 15 yaşında devlet tarafından öldürülen Berkin’e iftira atmaktan, kara çalmaktan başka bir çare bulamıyor. Çünkü artık kendisi de bir çıkmaz sokakta olduğunu biliyor.

Erdoğan bir yandan Berkin’i karalıyor, diğer yandan da Burakcan’a üzülüyor! Ölüler üzerinden bir karşıtlık yaratarak, cansız bedenler üzerinden siyasi hedeflere varmaya çalışmak ne demektir, Allah aşkına? İnsan böyle bir duruma öfkelenmeden edemiyor. Burakcan üzerinden, özelde Kılıçdaroğlu’nu, genelde ise AKP’li olmayanları hedef almak nasıl bir aczin ifadesidir?

Lütfen bunu vicdan sahibi bir AKP’li açıklasın...

Aslında Tayyip Erdoğan çok basit bir düzlemde yalanını kurguluyor. Önce Berkin’i terörist ilan ediyor. Bu iddiasını Berkin’in yukarıdaki fotoğrafına dayandırıyor. Ayrıca belgem var diyerek, bir polis tutanağındaki ‘küçük çaplı bomba’ olarak tarif edilen Berkin’in cebinden çıkan torpilleri örnek gösteriyor. Böylece Başbakan’ın bir insanı, bir fotoğraf ile ve saçma sapan bir belge ile terörist ilan etmesini de görmüş oluyoruz. 

Tabii Başbakan burada durmuyor. Nefes bile almadan ‘şehit’ ilan ettiği Burakcan’ın da teröristlerce öldürdüğünü söylüyor. Hani Berkin teröristti ya, bağlantı buradan kuruluyor ve böylece Berkin’in katledilmesinin karşısına Burakcan’ın ölümü getirilip konuyor. Amaçlanan şu düşüncenin oluşması; Burakcan’ı, Berkin’in üye olduğu söylenen terör örgütü öldürdüğü için Berkin çok da masum değil. Berkin’i yakından tanıyın, görün onun demir bilyelerle polisi taşladığını ve onu yakından tanıyın! Ayrıca Berkin’in ölmesinin “ekmek almakla” herhangi bir alakasının olmadığını da unutmayın! İşte, olaylar arasındaki kurulan bağlantı ve yazılan senaryo bu. Böylece Berkin’in gerçek(!) yüzü milli iradeye gösterilmiş olunuyor ve iktidara yönelik yeni bir darbe(!) girişimi engelleniyor! 

Şimdi, bu mu siyaset yapmak? 

Bu nasıl bir düşünce sistemidir ki, insanların acıları üzerinden demagoji yapılarak, insanların acıları sömürülerek, belirli kesimler dolduruşa getirilip, belirli kesimler hedef haline getirilebiliyor?

Bütün bunlar aynı zamanda Türkiye’deki, başta siyaset kurumu olmak üzere, birçok kurumun nasıl da çürüdüğünü ve iş göremez hale geldiğini gösteriyor.

Buna rağmen yine de Türkiye halkları içinde sağduyulu insanların olması umut verici. Başbakan’ın dün yaptığı kışkırtıcı miting konuşmalarına rağmen hem Berkin’in, hem de Burakcan’ın babası bu toprakların insanlarına yakışacak bir şekilde, Erdoğan’a rağmen, birbirlerine şu mesajı verdiler:

“Senin evladın benim evladımdır!”

Erdoğan’ın kitleleri terörize etmeye dönük bütün çabalarına rağmen, Berkin’in babası ve Burakcan’ın babası bu ölümlerden kimsenin çıkar sağlamasına imkan vermeyeceklerini açıklayarak herkese örnek oldular. Biliyoruz ki, bu gibi örneklerin çoğalması ile yeni acıların yaşanması engellenebilir.

Ayrıca Tayyip Erdoğan’ın Berkin için söylediği sözlere karşılık Berkin’in babasının verdiği şu cevap, esasında birçok şeyi de özetliyor;

“Biz onun gibi gidip de, onun bunun parasını çalıp da veya onun bunun şeyini yapıp da, onun bunun arsalarını yani devletin, devletin arsalarını parselleyip de evlatlarımıza yedirmiyoruz. Biz helal sütümüzü, helal paramızı yediriyoruz. Nasıl anlatayım bilmiyorum ama insanları birbirine kırdırmak için elinden gelen her şeyi yapıyor bu insan.”

Bu yüzden Başbakan’ın uzun zamandır sergilemiş olduğu bu ayırımcı ve kışkırtıcı tutum, davranış ve söylemler çok tehlikeli, çok zararlı ve gayri ahlâki ve gayrı insanidir.

Unutmadan kızıl bir puşi, zafer işareti ve bir sapan Berkin’i terörist yapmaz!

Olsa olsa, devrimci yapar!

 

umitaggul@gmail.com

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.