Korku Bulutları

29.05.2014 00:05:57
A+ A-

Bundan tam 1 yıl önceydi. Birileri çıktı, bir ağaç sevgisi dedi. Sonra o birileri;  onlar, yüzler, binler, yüzbinler ve hatta milyonlar oldu. Yaşam alanlarını işgal eden, hayatları rant ile kontrol altına almaya çalışan bir iktidara karşı on milyonlar sokaklarda ateş oldu, iktidarın yüreğine düştü. Bir kıvılcım ile başlamıştı herşey. Bir ağaca sarılmakla başlamıştı. Nefes almak yasaklanmıştı. Bakmak ve görmek bile yasaktı. Konuşmak ve birlikte düşünceyi paylaşmanın cezası ile paha biçilemezdi. 
 
Sonra birden sokaklar doldu, hava gaz bulutuyla kaplandı. Her yerde biber gazı vardı. Göz gözü görmez, kulak sözü duymaz olmuştu. İşte ne zaman ki, o gaz bulutları havayı kapladı. İşte o zaman herkesin gözü açıldı, sesi duyuldu. Görmeyen gözler görür, işitmeyen kulaklar işitir olmuştu. İşte o zaman anladık ki, meğer bunca yıldır görmüyor ve duymuyormuşuz. Takke düşmüş ve keli görmüştük artık. 
 
Sokaklar gençlerin çığlıkları ile doldu ve taştı. Caddeler, meydanlar. Heryer ama heryer haykırıyordu: ÖZGÜRLÜK diye!.. Yıllardır içimizde biriken, patlamıştı sonunda bir volkan gibi. Lav oldu yaktı hükümeti. Hava ağır mı ağırdı. Gaz kokusu heryerdeydi. Ama o gaz bulutu gibi gözükenler, aslında korku bulutlarıydı. Bunca senedir, rejime, ilke ve devrimlere kin kusan, nefretini döken bir adamın dizleri titriyor ve onun içindeki korku, paralı askerleri tarafından sokaklarda gaz bulutu olarak yansıyordu. Meseleyi hep 12 ağaca bağlayan, asıl meseleyi hiçbir zaman anlamayan bir adamın korkusuydu o gaz bulutları. Plastik mermiler, TOMA'lar, kimyasal sular ve daha niceleri. Hepsi ama hepsi bir korkağın dizlerinin bağının çözüldüğünün göstergesiydi. 
 
Sömürüye karşı çıkan, bizim olana sahip çıkan bu halktan korkmanın ne demek olduğunu öğrettik onlara. Onlar yıktı, biz yaptık. Yeni yaşam alanları oluşturduk. Kütüphaneler kurduk. Onlar bağırdı, biz kitap okuduk. Onlar küfür etti, biz kitap okuduk. Onlar TOMA ile geldi, biz çiçek ile geldik. Onlara karşı hep "Duran Adam" olduk. Dimdik durduk, asla pes etmedik. 
 
Heryeri rengarenk yapmıştık. Yazın habercisi, ilkbahara yakışan bir hal almıştı Gezi Parkı. Adına yakışan bir parka dönüştürmüştük orasını. Omurgasız olmadığımızı, başımızın ne kadar dik olduğunu gösterdik onlara. Korktular hemde deli gibi korktular. Halada korkuyorlar. Ama onlar hala 12 ağaç diyor.
 
Anlaşılan o ki, 1 sene geçmesine rağmen hala meseleyi anlayamamışlar. Bizler, hem rejime ve devrimlere hemde şehre ve yaşam alanlarına yapılan saldırılara karşı çıktık. Katliam yapmak için uygulanan neoliberal politikalara karşı çıktı. Sokaklara çıkan insanlar; yaşam haklarının ellerinden alınmasına, özgürlüklerinin kısıtlanmasına, adaletin ellerinden alınmasına, devletin milletini kutuplaştırmasına karşı çıktı. Buna karşılıkda ittirildik, ötekileştirikdik, ayrıştırıldık, tekmelendik, dövüldük ve hatta öldürüldük. Vandal ve çağulcu olduk. Ama hiçbir zaman omurgasız ve onursuz olmadık. İşte biz bunları yaşadık.
 
O adam, dün çıkmış ve yine şunları söylemiş: " Borsa gerilemeye, faiz ilerlemeye başlamıştı. Sokaklarda vandallık yaptılar. Dünyaya Türkiye'de sanki terör esiyor gibi servis ettiler. Ana muhalefet olayları kışkırttı. Milletvekilleri aktif rol aldı, erzak-para dağıttı. Yandaş medyaları yalan yazarak halkı sokağa döktü. İşverenler, işveren örgütleri, memur örgütleri sorumsuzca açıklamalar yaptı. Tek gerekçeleri ne! 12 tane ağaç." demiş. Dedim ya asıl meseleyi bu adam anlayamaz. O günlerde medyanın ve patronların tutumunun nasılda hükümetten yana olduğunu biliyoruz. 
 
Açıklamaya bakacak olursak, havayı harbiden korku bulutları yeniden kaplamış. Baksanız ya şu kin ve nefret dolu söyleme ve iftiralara. Yıl dönümü yaklaşıyor diye nasılda tırsmış yine. Bence biletini de almıştır. Yine gider bir yerlere devlet ziyareti adı altında. Adamcağız, ben şimdiden başlayayım açıklama yapmayada, ne olur ne olmaz demiş herhalde. Dizleri birkez daha titremeye başlamış. Bu korku ona mezarda bile yeter artık. 
 
Son olarak, unutmayalım bu yaşadıklarımızı. Hafızalarımızda sağlam bir yer edinsin. Geleceğimize anlatalım bunları. Neler yaşadığımızı, nasıl ötekileştirildiğimizi unutmayalım. Unutmayalım Gezi Parkını! Berkin Elvan'ı, Ethem'i, Ali İsmail'i ve daha nicelerini unutmayalım!..
 
www.serhatcevrim.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.