Polis bir destan daha yazdı

16.09.2013 09:37:09
A+ A-

Destan,  edebiyat tarihinin en eski türlerinden  birisidir. Olağanüstü kahramanlık konularını ele alan manzum öykülerin konusudur destan.

Kahramanı kahraman yapan, karşındaki güçlerin, canavarın, devletlerin, doğaüstü güçlerin. akıl almaz üstün gücüne karşı elindeki ilkel, kıt kanaat olanaklarla bu sınırsız güç karşında direnenlere, boyun eğmeyenlere, bu uğurda yaşamını hiçe sayanlara kahraman denir. Bu mücadele sırasında gösterilen kahramanlıklar için "destan yazdı" denir. Çanakkale'de ve  Anadolu'da verilen kurtuluş savaşında olduğu gibi.

Elinde gaz bombası, suratında maskesi, önünde akrebi, TOMA'sı, sırtını siyasal iktidara dayamış,  dedelerinin küffara saldırırken "Allah Allah" nidalarıyla saldırdığı gibi saldıracak kadar militanlaşmış polise "destan yazdı" demek yerine, korkaklığının kara lekesini yazdı demek daha uygun olurdu. Destanın konusu kahramanlık olduğuna göre, bu kadar orantısız güç karşında ölü, yaralı, sakat.vermesine karşın direnişini sürdüren halktır. Elindeki dürbünlü tüfekle fili yere seren zalim avcıya kahraman demek ne kadar mantıklıysa, her türlü silah ve teçhizatla donatılmış polise kahraman demek, destan yazdı demek bir o kadar yakışıksızdır, ayıptır, densizliktir, kendi militanın sırtını sıvazlamaktır.

Evet, ortada destan yazan birleri vardır. O da başta Taksi-Gezi olmak üzere başlayan direnişin dalga dalga bütün yurda yayılan direnişte sadece elinde  pet şişeden, limondan, derme çatma gaz maskesinden ve canından başka kalkanı, silahı olmayan sadece haklı olmanın, inanmanın cesaretinden başka imkanı olmayan gençlerin bu direnişi, direnişleri destan konusuna girer, bu  şanlı ve haklı direnişin adıdır destan yazmak.

Her diktatörün korkulu rüyasıdır halkın sokağa çıkması. Sokakta atılan her adım diktatörün ömrünün kısaltan, yüreğini daraltan, nefesini kesen, sinir ve ruh yapını alt-üst eden eylemlerdir. Kısaca halk direnişi, diktatörlerin korkulu rüyasıdır.  Ülkemizde bir diktatör yoksa,(olmadığını kendileri söylüyor) bunca korkuyu, polisin bunca gaddarlığını, militanlığını nasıl açıklarsınız.  Göstericilere "Allah, Allah" naralarıyla saldırırken arkasından "Kaçmayın lan, Atatürk'ün piçleri" diyenler, bu ülkenin, bizim vergilerimizle maaşları ödenen polisleri olamaz. Bunlar paralı askerdir, iktidarın, AKP'nin resmi giyimli, silahlı militanlarıdır.

Taksim-Gezi direnişinde orantısız güç kullanarak siviller üzerinde terör estiren, kimini öldüren, yaralayan, yarım bırakan, hastanelik eden polise destan yazdınız" derseniz, yetmedi başarısını maddi olarak ödüllendirir, polisin cinayetini maskelemek için bir türlü ispatlanmayan, "onlar da polise hakiki mermiyle ateş ettiler" der, öldürülenlerin ismini bile söylemeye değer bulmaz, parmaklarınızla bir, iki, üç, dört, der, Mısır'da kurşunlara hedef olan bir genç kız için hıçkıra hıçkıra ağlarsanız(eğer zaman bulursanız) inanın, sizin bir ruh ve sinir poliklinik uğramanız  gerekir. 

Hatay'da kırk kişilik bir genç ODTÜ'deki  "Ben yaparım olur, karşı koyan ölür" uygulamasını protesto için çıkıyor sokağa. Bu kırk kişi, sanki profesyonel savaşçıymış gibi karşına yüzlerce polis çıkıyor, bu orantısız güçte yine iktidarın polisi 'destan yazıyor' ve Ahmet Atakan, nedeni bilinmez, faali meşhur bir şekilde öldürülüyor, hayatının baharında dal gibi,  daha 22 yaşında.  Ve necip iktidar polisi, militanı, bir destan daha yazıyor. Aslında yazılan destan yaşamını kaybeden Ahmet Atakan'ın destanıdır.  Çakma kahramanlar, destancılar bu hizmetlerinin  parasal ödülünü ne zaman alacaklarının hesabını yapmaya başladılar bile.

Hatay'daki kırk kişi "kaldık 39, mücadeleye devam" diyorsa işte destanın konusu budur. Ve bu destan tarihin sayfalarındaki yerini mutlaka alacaktır.

HÜSEYİN CELEP

12 Eylül 2013

 Hüseyincelep@gmail.com



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.