1 Numara TC Vatandaşları

07.09.2013 00:12:59
A+ A-

Türkiye’de yaşayan Rumlar, kaç kişiler? 4.000? 2.000? 1.000? Kaç kişi olduklarını bilemiyorum, ama hepsi de 1 numara TC vatandaşları. “Benim Rum arkadaşlarım var, hepsi de çok iyi, 1 numara insanlar” kafasında değilim. Kısa bir süre önce gayrimüslim TC vatandaşlarına gizli soy kodu verildiğini öğrendik, bu kodlamada Rumlar için 1, Ermeniler için 2, Museviler için ise 3 rakamı belirlenmişti, ondan bahsediyorum. Bu rakamların elbette bir anlamı vardı, Cumhuriyet kurulduğunda en çok nüfusa sahip olandan en aza doğru sıralanmışlardı. Mübadele ile 1.2 milyon Ortodoks Hristiyan Rum (evet inanılmaz bir sayı) Türkiye Cumhuriyeti topraklarını terk etmek zorunda bırakıldı, mübadeleden muaf tutulanlar İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada Rumları’ydı. O vakit İstanbul’da kalan Rum sayısı 100.000 civarındaydı. Şimdi İstanbul’daki nüfusları birkaç binle ölçülüyor. Şimdi Bozcaada Rum mahallesi turistik merkez. Şimdi Gökçeada Rumları (yazları Yunanistan’dan kalkıp doğdukları topraklara gelen hüzünlü yaşlılar sayılmazsa) bir avuç. 

 

Mübadele sonrası kalan Rumlar’ın Türkiye’yi terki sürecinin en büyük kilometre taşlarından birinin yıldönümünü yaşıyoruz bugünlerde: Meşum 6-7 Eylül “Olayları”. Kimse ‘istenmeyen olay’ klişesiyle yumuşatmaya kalkmasın, buz gibi pogrom. “Pogrom dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir gruba karşı yapılan şiddet hareketleridir. Bu şiddet hareketleri genellikle evleri, işyerlerini veya ibadet yerlerini tahrip etmek, insanları dövmek, yaralamak, tecavüz etmek veya öldürmekten oluşur. Bu deyim ilk olarak tarihin çeşitli dönemlerinde Yahudilere karşı yapılan şiddet hareketlerini tanımlamak için kullanılmış, sonra da anlamı diğer gruplara karşı yapılan benzer şiddet olaylarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir.” (kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Pogrom) 6-7 Eylül Pogromu’nda insanlar öldürüldü, dövüldü, kadınlara tecavüz edildi,  dükkanlar, evler yağmalandı, mezarlara bile saldırıldı. Bunları yapan da bağzı insanlar değil, senin-benim gibi, komşumuz, eşimiz-dostumuz, iş arkadaşlarımız gibi insanlardı.   

O zaman iktidarda bulunan Menderes hükümetiydi. “Menderes’i astınız - Usta’yı yedirmeyiz” sloganındaki sahiplenmeyi yabana atmamak, hatta ürpererek yukarıda bahsettiğim bağlamda, linç kültürünün Türkiye’de hâlâ bir yerlere tekabül ettiği gerçeğinin gölgesinde dikkate almak gerek bugün. Bizatihi devletin istihbarat teşkilatı marifetiyle yayılan Atatürk’ün Selanik’teki evi bombalandı söylentisi karşısında camide içki içtiler - başörtülü kardeşlerimize saldırdılar - %50’yi zor tutuyorum söylemleri bıçağın keskin yüzü gibi ışıl ışıl duruyor. 

Bunun yanında bugünlerde 6-7 Eylül olaylarını ırkçı organizmalar dışında hemen hemen herkes kınıyor. Ama bu kınamaların çoğu “yaşandı bitti saygısızca, artık bu bahsi açmayalım kuzum” veya “çok kötüydü, çok kötüydü bu münferit olay, evvel zaman içinde kalbur saman içinde yaşanmıştı” tandansında. Peki “orda bir pogrom var uzakta” nağmesinin ötesinde, bu ‘münferit’ olayı capslock ile KINAYANLAR Türkiye tarihinin azınlıklarla ilgili diğer karanlık gerçekleriyle yüzleşmeye hazır mı? Yoksa en ufak bir çatırtıda bahsettiğim linç kültürüne fiilen veya fikren katılmaya hazır asker haline mi gelecekler? Örneğin tehcir konusunu açtığımda daha ben gak bile demeden, anlamadan dinlemeden yine capslock ile “SÖZDE Ermeni Tırıvırıları Bunlar” isimli orotoryoya mı başlayacaklar? Akdeniz’e White Sea diyen zihniyetle pek bir eğleniyoruz da, babamın doğduğu Trabzon’daki bilmem kaç yüz senelik Pontos köyü Kisarna’ya “burda memba suyu varmış yahu, bak sen şu işe” denilerek 60’lardan sonra özhakiki Türkçe ‘Bengisu’ isminin verilmesine ne diyoruz? Roboski dediğimizde tüyleri diken diken olup “Uludereee” diye düzeltenler ne olacak? “Herkesin tarihi kendine” mantalitesiyle toplumsal barış olmaz. Hepimiz hakikaten eşit ve özgür 1 numara TC vatandaşları olacaksak, halkların barışı için, kardeşliği için takke düşecek, kel görünecek.  

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.