2. Uluslar arası Vangölü Film Festivali ve Resim Çalıştayı devam ediyor…

06.09.2013 10:02:15
A+ A-

''Barışın Diliyle, Barışa İthaf''  mottosuyla yola çıkan festival, 1 Eylül Dünya Barış Günün de startını; Karma resim sergisi açılışı, 1927 yapımı “Zare” belgeseli gösterimi ve  Soprano Pervin Chakar konseriyle aldı.

Genç bir ekibin pek çok zorluğun üstesinden gelerek hazırladığı ve bizlerle buluşturduğu festivalin 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne denk düşen açılış töreninde; Festival Jüri başkanı Vecdi Sayar  “Bir işin oturtulması kolay değil. Bunun için yerel yönetimlerin de desteği gerek” diyerek söze başladı ve ekledi; “Halkın da katılımla destek vermesi sağlanmalı.” Belgesel Filmler Jürisi başkanı Fatin Kanat da “Kendi içinde deneye yanıla öğrenerek daha iyi olacaktır. Önemli olan sorunları görüp düzeltmektir” diyerek ikincisi düzenlenen festivale moral desteğinde bulundu.

Festival kapsamında ilk olarak diğer sanat dallarıyla etkileşimi diri tutmak anlamında resim sergisi ve resim çalıştayı da düzenlendi. Yerli ve yabancı ressamların ( Aynur Açıkgöz, İlknur Adıyaman, Ali Akdemir, Momunbek Akmatkulov, Yıldız Akmatkulov, Ali Babaoğlu, Meltem Babaoğlu, Jonal Buenafe, Filiz Çolak, Zeliha Demirel, Mehmet Göktepe, Svetlana İnaç, Aziz Karakoç, Birsen Küpeli Kara, Gülay Nalcı, Kadri Pamukoğlu, Mehmet Tekirdağ, Yusuf Tarım ) katılımcı olduğu, eserlerini sergilediği karma sergi Yüzüncü Yıl Üniversitesi Cengiz Andiç Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda açıldı. Daha sonra sergi Van merkezde Akdamar Otel sergi salonuna taşındı. Diğer yandan katılımcı ressamlar festival süresince Van’ın çeşitli ilçelerinde ( Gevaş, Edremit, …) resim çalışmaları yaptılar ve Van merkezde Sanat Sokağı’nda çalışmalarını sürdürüyorlar. Ressamların çalışmaları festivalin kapanış töreninde bir sergi ile halkın izleğine sunulacak.

Son derece duygusal ve samimi bir akışla başlayan festival’in açılış filmi;  Senaryosu ve yönetmenliği Hamo Beknazaryan’a ait olan ve Ermeni Sineması’nın gururu olarak görülen 1927 yapımı ‘Zare’ adlı dramatik belgeseldi. Belgeselde olaylar 1915’i işaret ediyordu. Kültürlerin iç içe geçmişliğini yeniden fark etmemize ayna tutan Zare, erken geçenlerle geç kalanlar arasında pek de kültürel anlamda fark olmadığını vurguluyordu. Bu gün hala pek çok şey aynıydı ve tarih nostaljik olarak adeta 1915’e izdüşüyordu…

Ermenistan Ulusal Film Arşivi’nin özel izniyle uzun uğraşlar sonucu 2011 İf İstanbul Film Festivali’nde Tara Jaff’ın arpı eşliğinde gösterilen, ardından Diyarbakır’a getirilen tarihi filme açılışında yer veren 2. Uluslararası Van Gölü Film Festivali, bu etkinlikleriyle Yüzüncü Yıl Üniversitesi Cengiz Andıç Salonu’nda adeta bir kültür harmanı yarattı.

Adını filmin başkahramanından alan trajik bir aşk öyküsü “Zare”.

Zare ile Seydo’nun 1915’te bir Yezidi köyünde geçen trajik aşk öyküsü 7 bölümden oluşan dramatik belgesel; yıkılmakta olan Çarlık Rusyası’nın savaş atmosferini, Kürtlerin yaşam biçimlerini, ağalık ve aile düzenini, 1915 yılında askeri güçlerin nasıl oluşturulduğunu, çeşitli insan tiplemelerini siyah-beyaz ve sessiz yaşatırken, sinemanın henüz gelişmemiş olduğu yıllara göre kamera hareketleri, çekim açıları ve bir anlatıcıya ya da anlatıya veyahut da diyaloga lüzum bırakmayan içeriğiyle de, Ermenilerden Kürtlere bir armağan olarak sinema tarihine geçmiş bir yapım.

Kürt sinema tarihinde kendilerini beyaz perdeye taşıyan ilk film olarak kabul edilen ve Ermenistan yapımı olan Zare festivalde izleyicilerin içini burkarak geçti salondan…

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla, insanların kardeşliği ve eşitliği üstüne, kısa bir konuşmayla programına başlayan Pervin Chakar, Müzik, içi kin ve nefretle dolmuş her kalbi iyileştirecektir. Bu ülkede kimse, diğerini ötekileştiremez. Birinin, diğerine öteki demeye hakkı yoktur” sözleriyle duygularını dile getirdi ve ekledi “Barış bayrağı rengârenktir. Bir ucundan da biz tutalım. Herkesin Barış Günü kutlu olsun.”

İtalyanca, Ermenice, Zazaca, Türkçe, Kürtçe ve Rusça halk türkülerinden örnekler verdiği konserinde Azeri ve İran kültüründen de parçalar seslendirdi.

La Scala ve La Fenice gibi önemli opera mekânlarında sahneye çıkarak sanatının zirvesinde olduğunu kanıtlayan, ödülleriyle sesinin kalitesini perçinleyen dünyaca ünlü sopranomuz Pervin Chakar’la ikinci kez yıldızlaşan açılışta, müziğin billur gibi tınıları Van’dan yükselirken, yaşadığımız coğrafyanın çoksesliliğiyle oluşan güzellik de yüreklerimizde hissettik.

Sanat her alanından tırpanlanıp budanırken, griye boyanırken gökyüzü, Dünya Barış Günü’nde barışı hatırlamak güzel.

“Bildiğiniz türküleri belki de ilk defa şan tekniğiyle seslendirilmiş olarak dinliyorsunuz. Umarım sıkılmıyorsunuzdur” sözleriyle muhteşem yorumuna espri katan dünyaca ünlü sopranoya piyanoda Naze İşxan eşlik etti.

Bir dini eser olan Ave Maria’yı ‘Barış uğruna ölenler’e adayarak seslendiren Pervin Chakar, İtalyan, Ermeni, Zaza, Türk, Kürt, Azeri ve Fars kültürlerine ait birbirinden güzel örneklerden oluşan repertuarıyla salondakilere harika bir deneyim yaşatmanın yanı sıra bu topraklardaki zengin kültürün bir parçası olan müziğin kaynaştırıcılığını da hissettirdi.

Ave Maria’nın ardından, Gomidas Vartabet’in eseri olan Garuna’yı Ermenice okuyan Pervin Chakar daha sonra da Metin Kemal Kahraman’a ait olan Zazaca parça Heredia’yı ve sevilen eserlerden Gelevera Deresi’ni seslendirdi.

Türkiye’nin her yerinden farklı renkleri, zengin tınılı sesiyle izleyiciye sunup gerçek bir Barış Günü yaşatan Pervin Chakar’ın programında; Sarı Gelin, Le Le Yaman, Hov Arek gibi Ermenice parçalar dışında Rus halk şarkılarından bir örnek olan ve kuş gibi şakıtan Salavey ile Azari halk şarkısı olan Baharımsan’a da yer vermesi onun evrensel bir sanatçı olduğunun göstergesiydi. Sanatın dili evrenseldi ve hangi dilde olursa olsun aynı duygu yansımasıyla izleyicide karşılık buluyordu.

Duygu yüklü örneklerle bu coğrafyadaki farklılıkları kucaklarken kendisinin en sevdiği Farsça türkü olan Pari Zanganeh’in eseri Yek Gole Saye Chaman’ini de izleyiciyle paylaştı. 

Festivalde Film Gösterimi Etkinlikleri hafta boyunca Türk ve Kürt Sineması ile Dünya sineması örneklerinden oluşan yaklaşık 22 sinema filmi ve belgesel filmden oluşuyor ve gösterim filmleri dışında başvuru filmleri de hafta boyunca yönetmenleri ve oyuncularıyla birlikte sunuluyor.

İnci Kefali Sinema Ödülleri’nin verileceği festivalde; jüri başkanı Vecdi Sayar (Genel jüri başkanı) ve Jüri üyeleri Serap Aksoy (Sinema Filmleri Jürisi), Aydın Bağardı (Sinema Filmleri Jürisi), Ali Sürmeli (Sinema Filmleri Jürisi), Thomas  Balkenhol (Sinema Filmleri Jürisi), Sabite Kaya (Belgesel Filmleri Jürisi), Fatin Kanat (Belgesel Filmleri Jürisi), Özlem Sarıyıldız (Belgesel Filmleri Jürisi) görüşleri ile başvuru filmleri arasından ödüllerin hak sahipleri belirlenecek.

Fotoğraf sergileri, atölye çalışmaları, seminerler ile devam eden festival dolu dolu ve samimi bir kucaklaşmayla devam ediyor. Festivalin hazırlanmasında emeği geçen herkese gönülden teşekkürler.

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.