Abdullah Öcalan Faktörü ve Kürt Meselesi

25.02.2013 17:21:13
A+ A-

"Kim ki kendi ırkının, kavminin, kendi kabilesinin diğerlerinden üstün olduğunu iddia ediyorsa o kişi şeytanın izindedir. Kavimler, kabileler, ırklar, inançlar farklı olabilir ama hepsi saygındır"

 

François Mitterrand

(Fransa Eski Cumhurbaşkanı)

 

Bir süreci daha geride bırakırken, aslında nasıl da barışa aç olduğumuzu bir kez daha anladık ve bunu idrak ettik. Bu süreçte önemli kişiler, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları var. TBMM var. Bu bağlamda düşündüğümüzde genişçe bir kesimin barış istediğini - CHP/MHP koalisyonu hariç- görüyorum. Barış adına yapılan ikinci görüşmede Abdullah Öcalan'ın 3 önemli mesajı vardı. Bu mesajlar ile birlikte PKK'nın silahlara veda etmesi, ülkede barış şarkılarının söylenmesi ve siyasetin alanını daraltan yasaların ortadan kaldırılması, bu süreçteki amaçlar olarak göze çarpıyor

 

Peki bu süreçteki taraflar nasıl bir yol izleyecekler?

 

Görüldüğü kadarıyla AKP, bu barış sürecinde önemli bir aktör olmayı ve son kertede islam üzerinden bir Kürt - Türk barışı sağlamayı amaç edinmiş gözlenimi var. Başbakan, ''milliyetçiliği ayaklar altına aldık'' derken Hz.Muhammed'in bir hadisine atıfta bulunuyor. Bu durum ile birlikte bir sünnilik birliği üzerinde durduğu söylenebilir Başbakan'ın.

 

Öte yandan BDP kanadı ise bence kafası karışık bir biçimde ilerlemekte. Bunun sebebi ise sürekli kendi istekleri üzerinden siyaset yapan Türkiye'deki Kürt siyaset hareketi, uzlaşı siyaseti üzerinde çok da tecrübeli olmamakla birlikte temkinli adımlar atmakta. Bu psikolojiyi, AKP ile ilgili açıklamalarında bulma şansımız var. Peki BDP, bu kadar yıl bu talepler için siyaset yaptıysa, neden bir uzlaşı arayışı içerisine girmedi bu da tabii bir merak konusu.

 

Bu barış sürecindeki en çok konuşulacak isim ise Abdullah Öcalan olacak tabii ki. Ben artık ismini rahatça zikredebileceğimizi var sayarak böyle bir tabir kullanıyorum. Abdullah Öcalan, bu süreçte şu ana kadar kapalı bir kutu olarak kaldı diye düşünüyorum. Kapalı kapılar ardında kalan bir barış süreci kim ister ki? Son 4 yılda dile gelen taleplerin aynıları Abdullah Öcalan'ın ağzından tekrarlanmakta. Off the recordda neler var? Bunları, bu halkın bilmeye elbette hakkı var. İlk görüşme ile ilgili açıklamalar çok sığ oluyor diye düşünüyorum. Bu görüşmede de sığ açıklamalar olacak ve iki kanat arasındaki görüşmeler sır olarak saklanacak. Devletin gizli ibareli dosyaları ve belgeleri olacak bu süreçle ilgili.

 

Peki, Abdullah Öcalan, PKK'yı tasfiye edebilir mi diye sorulurken, bu sorunun psikolojisinde neler yatmakta? Yıllardır PKK'yı Apo yönetiyor diyen ulusalcı-milliyetçi kanat değil mi? Neden bu sorular soruluyor o zaman? Neden barış süreci bu denli saçma sapan sorularla irdelenmeye daha doğrusu örselenmeye çalışılıyor? PKK, bu lanet silahları elbette bırakacaktır. Burada Abdullah Öcalan'ın etkisi çok büyüktür. Bu bağlamda barış sürecinin silahların bırakılması ve bazı taleplerin devlete iletilmesinde de Abdullah Öcalan'ın etkisi olacaktır buna şüphe yok. Ancak burada bu görüşmelerin tamamının ya da çok gizli kısımları hariç hepsinin açıklanması gerektiği kanısındayım. Bu konuda, barış konusunda hepimiz hassas davranmak, bu süreci heba etmemek zorundayız.

 

Hülasa; devlet kanadı da Abdullah Öcalan kanadı da dikkatli olmalı ve birbirlerinin menfaatlerini düşünmelidirler. Barış böyle gelecektir. Barış bizim olana dek bu toplumun barış isteği bitmeyecektir.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.