ADALET SULH'UN TEMİNATIDIR

13.02.2013 14:48:56
A+ A-

 

Bir evde, işyerinde veya Ülkede şayet yaşayanlar arasında adaletli bir paylaşım ve uygulama varsa; orada huzur ve güven vardır. Orada birlik ve beraberlik vardır. Orası şen, orada yaşayanlar da mutludurlar. Bunun için aynı anadan babadan olmaya gerek yoktur, aynı dili de konuşmaya bilirler, belki yaşam tarzları da değişik olabilir. Önemli olan yaşantılarında eşit bir şekilde muamele görmeleridir. İçlerinde ayrıcalıklı bir zümre olmamalıdır. Kimileri diğerlerinden daha önemli ve daha kıymetli olmamalıdır.

Yusuf Has Hacip; Meşhur Kutadgu Bilig adlı eserinde bir toplumun birlikteliğini sağlamak ve onun devamını temin edip ayakta tutabilmek için orada yaşayanlar arasındaki uygulamalarda ADALET olması lazımdır der.  Adalet ihmal edilirse, halk devletinden uzaklaşır, küser ve vergi vermek istemez. Devlet fakirleşir yol, okul yapmak ve ordusunu beslemek için para bulamaz. Ülke fakir, onu koruyan ordu da güçsüz kalınca; dışarıdan gelen tehlikelere karşı koyamaz. Böylece o toplum yıkılışa ve çökmeye doğru gider. Bunun için Ülkede Doğru kanunların yapılması ve Adalet ile hükmedilmesi gerekir demektedir. Adaletle hükmedilen bir ülkede huzur olur, huzurlu toplum; devletine sadık olur, vergisini zamanında verir.  Devlet Refah içinde kalkınmasını sürdürür, yatırımlar yapar ve güvenli bir toplum haline gelir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra, dünyanın en şanslı bölgesinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti; Tarih, Turizm, Tarım ve İpek yolu gibi coğrafi konum olarak çok önemli bir bölgede kurulmasına ve ülkede dört mevsim yaşanmasına rağmen, ayrıca yaklaşık yüz yıldır bir dış savaşa girmediği ( Kıbrıs Barış Harekatı Hariç) halde, sadece iç meselelerle uğraştığından layık olduğu gelişmeyi sağlayamamıştır. Çünkü ülkede birlik ve beraberliği sağlayamamıştır. Dindar kimselere, Kürtlere ve azınlıklara uygulanan birçok muamele ile bir tek ırk üzerine bina edilen kanunlar yüzünden toplum kaynaşması sağlanamamıştır.  

Şimdi Cumhuriyet Tarihinin en şanslı ve başarılı hükümeti işbaşında bulunuyor. Yaşadığı tecrübeler; yapacağı işlerde gidilecek yolu, arkasında ki toplumun desteği de yapacağı işlerde istikrarı sağlayabileceğini göstermektedir. Birçok maddesi yapılan askeri darbelerden sonra değiştirilen ve bir ırk nazara alınarak tanzim edilen Anayasa; medeniyetler beşiği olan Anadolu da yaşayan aslı unsurları ile sonradan gelip yerleşerek burada yaşayan toplulukların Dil, Din, Irk ve mezhep ayrılıklarına bakmadan her kese eşit ve adil olan bir Anayasa yapılmalı uygulanmalıdır.

Toplum içinde yapılacak birlikteliği sağlanması için bireylerin yaşam hak ve özgürlüklerini esas alan bir Anayasadan sonra yapılacak uygulamalarda;

1-      Irkçılık yapılmamalıdır. Hiçbir ırkın diğer ırklara göre bir üstünlüğünün olmadığını, bu ülkenin burada yaşayanların olduğunu ve refah payından herkesin eşit şekilde yararlanacağının altı çizilerek belirtilmelidir. Bu hususta bugüne kadar yapılan işlev, söz ve söylemlerden vazgeçilmelidir.

2-      Ülkede yaşayan bireylerin eşit bir şekilde yaşamalarını temin ve takip etmek için bir şura oluşturulmalı, bu vesile ile ülkede yaşanacak haksız uygulamaların önüne geçilmelidir.

3-      Yeni meri'yette sokulacak kanunlar ile uygulamalarda asla enaniyete yer verilmemeli, toplumun huzur ve güveni, devletin bekası öne alınarak gerekli tedbirler alınmalıdır.

4-      Toplum içinde Birlik ve Beraberliğin sağlanması için; Bilgi ve Kültür birliğinin sağlanması için insanlar eğitilerek aydınlatılmalıdır. Yıllardır insanların belleğine yerleştirilen ırk ve enaniyet kokan kitap ve eğitimlerde bulunan bütün Tarihi bilgiler doğrusu ile değiştirilmeli, inkâr ve asimile politikasından vazgeçilerek halka öğretilmelidir.

Hz. Ömer (r.a.) ait olduğu bilinen "Adalet Mülkün (Devletin) temelidir" Sözünde bir toplumun huzur ve refah içinde yaşaya bilmesi için öncelikli ihtiyacın " Adalet" olduğu açıkça belirtilmiştir.

Yazıma "Ey İman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınız hakkıyle bilmektedir." Maide süresinin 8'nci ayeti meali ile sonlandırırken, bir dahaki yazımıza kadar cümlenizi Allah'a Emanet ediyorum.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.