Aileme benden bir teşekkür!

31.07.2013 12:14:38
A+ A-

Samsun'dan selamlar... Bugün nereden esti bilinmez -sanırım biraz önce emekçi annemi işe yol ettiğim için esmiş olabilir- bir teşekkür etmek istedim. Aileme benden bir teşekkür...

Neden mi? Beni "önce insan" şiarıyla büyüttükleri için! Belki şaka gibi gelir sizlere ama ben mezhep nedir hakikaten bilmezdim. Hanefi kime denir, Alevi kime denir? Yok bilmezdim. Kürtmüş, Türkmüş, Ermeniymiş, Lazmış, Çerkezmiş ne farkı varmış ki? Bilmezdim. (Kendim de bir Abaza- Abhaz olmama rağmen bilmezdim. Asimile olmuşuz kardeş. Bu da kötü. Kültürleri severim ama ırkçılığı asla!) Liseye başladığımda okuduğumuz kitapların türlerinin değişmesine müteakip çevremde konuşulan konuların da seyri değişmeye başlayınca öğrendim ben bunları. Öğrendiğimde de bir adaptasyon sorunu yaşadım. Ve bunu hala yaşıyorum. Adaptasyona karşı da direniyorum zaten! Ne anlamsız geliyor bu keşmekeş...

Lise yıllarımın başlangıcında babamlardan dinlediğim 12 Eylül anıları ile başlamıştı ilk bölünmeler kafamda. Sağ sol diyorlardı adına ama içeriğini bilmezdim. Biz solcuymuşuz ama kendin oku kendin öğren dediler yine de. Eyvallah dedim. Başladık okumaya ama kimi zaman yine de karmaşık geldi siyaset. Kafamda oturtamıyordum ki çoğu şeyi. Olaylar örgüsü hep birbirine bağlı ve birini bilmeden diğeri hakkında yorum yapmak sağlıksız. Uğur Mumcu'nun bir sözü yoldaş oldu bana. "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz!" Ben de öyle yaptım. Bilgi sahibi olmadığım konularda fikir sahibi de olmadım. Fikir sahibi olabilmek için de okudum, okudum... Ama ne istediğimi hep net olarak bildim. Ve bugün de isteklerim hiç değişmedi aslında...

Ne mi istiyordum? Doğunun herhangi bir köyündeki bir çocukla, batının bir yerindeki çocuğun eğitim olanaklarının eşit olmasını istiyordum! Ahmet amca cigarasını yakarken faturaları, büyük kızına alınacak atlasın parasını dert etmesin istiyordum. Bütün çocuklar tok karnına yataklarına yatsın, gözyaşları sadece oyun oynarken düşüp dizlerini kanattıkları için aksın istiyordum. Hiyerarşi de neymiş, o da olmasın istiyordum. İnsanın insana köleliği son bulsun diyordum yani. Bir insanın sadece mevki ya da para ya da başka bir şey yüzünden başka bir insandan daha üstün olduğunu filan düşünmesi nasıl bir kafa yok anlamıyorum ki anlamakta istemiyorum...

Parası olmadığı için ameliyat olamayan, ilaçlarını alamayan, sokaklarda sabahlayan insanlar olmasın istiyordum! İnsanlara maddi yardım edilmesini filan değil yoksulluğun ortadan kaldırılmasını istiyordum! Memleketin dört bir yanında herkes kitap okusun, kitapların içinde de bambaşka dünyalar keşfetsin, inanmaktan çok sorgulasın istiyordum. Dindar olan insanlara saygı duyulsun dinci insanlara prim verilmesin istiyordum. Herkes farklı düşünebilir, farklı inanabilir ya da inanmayabilir, farklı özel hayatları olabilir, işte farklılıklarımızla bütün olabilmeyi istiyordum! Çocuk gelinler olmasın, bütün çocuklarımız okula gitsin, namusun bacak arasında olmadığı algılansın, kadına yönelik şiddet, öteleme son bulsun istiyordum!

Bütün insanlar minimum hayat koşullarına eşit seviyede kavuşsun istiyordum. Bu minimumluktan kasıt, yaşamanın tadına varabilecek kadar yaşayabilmek elbet. İnsanlar zevklerine göre tiyatroya, operaya, baleye, konsere, sinemaya gidebilmeli ailecek misal. Sanatın o mistik duygusunu iliklerinde hissedebilmeli ki hayata karşı başka pencereler açabilsin zihninde... Arada bir dışarıda da yemek yiyebilmeli mesela. İsraf etmemeli belki ama katıkta etmemeli! İnsanların borcu olmasın arkadaş! Normal standartlarda yaşayabilecek kadar olsun asgari maaş!

Kısacası tramvayda karşılaştığım, yüzündeki kırışıklıklar yorgunluklarının resmi olan amcam, yoldan geçen elinde poşetleri olan şu teyze, okuldan gelen şu çocuk, büfede çalışan şu abi, bu yazıyı yazan ben, yaşamayı yaşamak istiyoruz! Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine!



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.