Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar almak

20.05.2013 10:34:21
A+ A-

 

Başbakan'ın son açıklamalarının satır arasında stadlarda ve üniversitelerde güvenliğin tekrar polis tarafından sağlanmasına yönelik düzenleme yapılacağı beyanı yer aldı. Halihazırda özel güvenlik firmalarının güvenliği sağladığı bu alanlarda “ danışıklı dövüş” olarak özetlediği bu değişikliğin nedenini  Başbakan, Recep Tayyip Erdoğan diliyle ifade etti.

“Danışıklı dövüş”den  işin iyi yapılmadığı, göstermelik yapıldığının ötesinde  kanunsuzluklara göz yumulduğu, görevin yapılıyormuş gibi yapılıp aslında yerine getirilmediği gibi anlamlar çıkarmak mümkün.

Bir taraftarın bıçaklanarak öldürülmesiyle ön plana çıkan “ futbolda şiddet”  tartışmaları arasında stad güvenliğinin polise devri  kararı anlamlı görünse de, olayın stad içerisinde gerçekleşmediği, polis bölgesinde gerçekleştiği göz ardı edilmektedir. Polisin yıllarca futbol karşılaşmalarının güvenlik hizmetinden çıkmaya çalıştığı ve özel güvenlik kanunu çıktıktan sonra da rahat bir nefes aldığını biliyoruz. Bu kanunla polis görev listesindeki daha üst işlerle uğraşmaya zaman ayırabilmiş, diğer önleme ve asayiş görevlerine odaklanmıştı. Hafta sonu karşılaşmalarının güvenliği için uzun mesai süreleri harcaması, dinlenememesi, yorgunluk içerisinde yeni bir haftaya başlaması ve üstelik bunun için de ek bir ücret almıyor olması yıllarca konuşulup her yönüyle tartışılmıştı.

Başka bir pencereden bakarsak  “stadlar polis denetimine geçtiğinde fark eden ne olacaktır?” sorusu, “Özel güvenlik hizmetinden önce ne oluyorsa aynısı olacaktır” şeklinde cevaplanabilir. Polis de baksa, özel güvenlik de baksa stadlarda şiddetin  bu tip polisiye tedbirlerle önlenmesi mümkün değildir. Bu bir genel eğitim ve yaklaşım değiştirme meselesidir. Bunu düzeltmek için politikalar geliştirilir ve uygulanır. Süreye de ihtiyaç vardır.

Ancak stadlarda Bizans’dan bu yana gelen başka bir risk vardır. Toplumsal ve siyasi sorunların yükseldiği dönemlerde kalabalık kitlelerin olduğu stad gibi yerlerde geniş katılımlı toplumsal olayların ateşlendiğini biliyoruz. Bunun örnekleri de mevcut. Aslında spor için bir araya gelmiş insanların kolayca siyasi meselelere dair tepkiler geliştirdiğini günümüzde de çeşitli spor etkinliklerinde gördük. Bir futbol karşılaşmasında ıslıklanan bir Başbakan, başka bir karşılaşmada ıslıklanan bir Bakan. Ancak bu tepkilerin ne zaman, nerede başlayacağı ve nerde duracağı öngörülemeyen şeylerdendir. Özellikle de provoke edilirse “çığrından çıkma” sürecinin koşmaya başladığı da bilinmektedir.

Güncel siyasi sorunların çözümüyle uğraşan hükümet bu sebeple özellikle de böyle bir dönemde stadları yönetimsel açıdan riskli olarak görebilir ve daha sıkı kontrol altında tutmak isteyebilir.

Üniversitelerde de durum farklı değil. Özerk bir yapı içerisinde olan üniversiteler kampus içinde ancak belirli şartlarda polisin müdahalesine imkan veren bir yasal  statüye sahip. Bu durum idarenin ve tabi polisin Üniversite içerisinde izleme ve kontrolünü, denetimini zorlaştıran bir yapı. Son dönemlerde Üniversitelerde gelişen ve yükselme eğilimi gösteren siyaset ilgi ve algısı, gruplaşmalar ve zaman zaman çatışmaya varan sonuçları da Hükümeti endişelendiriyor olabilir. Üniversitelerin de stadlarda olduğu gibi eski pozisyonuna döndürülmesi, polis gücünün daha ağır bir baskıyla Üniversite gençliği üzerine yönlendirilmesi bir çözüm olarak görülüyor olabilir.

Halbuki her iki uygulama da eskiden denenmiş, faydalı sonuçlar üretmemiş ve terk edilmiş uygulamalardır. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar almanın mümkün olmadığını Hükümet de biliyor olduğuna göre yapılmak istenen nedir? Bu uygulamalar eskiden olduğu gibi Üniversitelerde gerilimin daha da artmasına ve kamplaşmanın derinleşmesine ve daha büyük çatışmalara yol açabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.