AZRAİLİN DİĞER ADI: TOROS

12.09.2013 15:46:07
A+ A-

23 Temmuz 2013 tarihinde, AKP Urfa milletvekili Zeynep Karahan Uslu, bir özel televizyon kanalında barış süreci ile ilgili hükümetin icraatlarını tozpembe şeklinde basite indirerek anlatıyordu. Program sunucusu, barış süreci ile ilgili CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun ‘AK Parti çözüm sürecinde bölgede hiç bir şey yapmadı. PKK militanları silah bıraktığı için çatışmalar durdu.’ sözlerini hatırlatması üzerine, AK Parti Urfa milletvekili Karahan Uslu, “Sezgin Bey beyaz Torosları da hatırlar. Beyaz Toros geldiği zaman, araca bindirilen insandan bir daha haber alınamadığını da gayet iyi hatırlar” diyerek 1992-96 yıllarındaki devlet teröründen örnek vererek kendince CHP’ye gönderme yapsa da, sarf ettiği sözler çok önemliydi.

Urfa milletvekili Karahan’ın bahsettiği “Toros” Kürt bölgesinde Azrail’in diğer adıydı. Jitem ve TEM (Terörle Mücadele Masası) elemanlarına tahsis edilen bu araçta ölüm kol geziyordu. Gözaltına alınıp, bu araca bindirilenlerden bir daha haber alınamıyordu. Gözaltılar öyle çok gizli falan da değildi. Ya ev baskınında ya da yoldan çevirme yapılarak “bir ifaden var, bizimle geleceksin” denilerek Toros marka araçlara bindiriliyordu. Görgü tanıkları aracın plakalarını savcılığa vermesine rağmen, plaka sahte deyip soruşturma sonlandırılıyordu. Emniyet ise gözaltındaki kayıplarla ilgili kimseyi gözaltına almadıklarını, adı geçen şahsın terör örgütü ile ilgili sabıkası bulunduğunu, “muhtemelen örgüte katılmışlardır. Zaten bu şahıslar hep devlete iftira atmaktadırlar!” gibi kendilerince savunma refleksi ile karışık telaşlarla geçiştiriyorlardı.

Tabi, Toros’lar bazen katillerin güvenliğini sağlamada da kullanılıyordu. Şöyle ki, 1993’ te Urfa Sarayönü caddesinde gündüz ortasında tekbir getirilerek Ramazan Şat adlı Kürt yurtsever katledildi. Görgü tanıkları; “ yetişin adam öldürdüler pooliiiss” diye bağıranlar oldu. Katili, Toros marka araçtan inenler yakalayıp araca bindirdiler. Araç görgü tanıklarının yanında durarak; “ne bağırıyorsun işte katili yakaladık karakola götürüyoruz” deyip hızla uzaklaştı. E. V adlı görgü tanığı ertesi gün Av. Yusuf Karataş ile birlikte işlenen cinayet aydınlatılsın diye savcılığa giderek ifade verir, katilin de yakalandığını söyler. Savcı söyleneni not aldıktan sonra Avukata şöyle der; “Ramazan Şat cinayeti ile ilgili kimse gözaltında değildir”.[1]

Bugüne kadar “Toros” araçlarının karıştığı suçlar mecliste araştırma konusu oldu mu? Bilmiyorum. OYAK (Ordu yardımlaşma kurumu) Holding bünyesinde ortaklığı bulunan Renault adlı otomobilin üretimi olan Toros serilerinin bu cinayet şebekelerinde kullanılması TSK’nın malı Oyak’ ın özellikle bir tercihi miydi? 1990-97 yıllarında bu araçlar hangi resmi kuruma kime ne şekilde verildiği, ayrıca bir araştırma konusudur.

Urfa Milletvekili Karahan Uslu’ya önerim; siyasetçi kimliğini bir yana bırakıp, bir Anne yüreğiyle empati kurarak kaybolan evlatların akıbetinin aydınlatılması için çaba harcasın. Toros model araçları o dönem kimler nasıl kullanmış gibi soruları bir milletvekili aydınlatamıyorsa kim aydınlatacak? Sayın Karahan, Toros’ları CHP’lilere hatırlatıp kendince siyasi manevra yapacağına, devlete de leke getiren, devlet içerisindeki çeteci yapılanmaları açığa çıkarması yönünde emek harcarsa insanlığa katkı sağlar diye düşünüyorum.

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Bölgedeki “Katil Toros”ların neler yaptığını çok iyi bilir, unuttuğunu da sanmam. Sayın Karahan’ın asıl bu soruyu kendi partisinin Tekirdağ Milletvekili olan Ziyaettin Akbulut’a sorması lazım. 1990-96 yıllarında, katil Toros’ların Azrail olup, Urfa ve ilçelerinde terör estirdiklerini hatırlıyor mu? Dönemin Urfa valisi olarak sorumluluğu yok muydu? Diye

OYAK Holding ortaklığı ile üretilen “Toros” serileri terörle mücadele adı altında kaç adet tahsil edilmişti bilinmiyor. Bilinen tek şey, bir ifaden var deyip bu araca bindirilenlerden bir daha haber alınamaması idi. Bunun ne demek olduğunu Sayın Karahan yüreğinde hissediyorsa, ülkeye leke getiren bu karanlık işlerin aydınlatılması, en azından Savunma Bakanlığının yanıtlaması için “Toros”’ la ilgili iddiaları sorabilir. İçişleri Bakanından, Toros araçlarına kaybetmelerle ilgili kaç olayın yaşandığını akıbetlerinin ne olduğunu bakanlık olarak ne gibi çalışmalar yaptığını sorabilir. Hani kendisi iktidar partisinin vekili olduğu için belki doğru-dürüst bir yanıt alabilir. Zira muhalefet patilerinin konu ile ilgili verdikleri soru önergelerine ciddi yanıtlar vermediklerini biliyoruz.

Ocak 2013 tarihinde BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan (tutuklu) aracılığıyla, Pervin Buldan tarafından İçişleri Bakanlığının yanıtlanması isteğiyle, Urfa’da kayıp ve faili meçhul cinayetlerin akıbetini soruşturmaların hangi safhada olduğunu soran bir soru önergesi verilmişti. Bu önergeye, İçişleri Bakanı Muammer Güler şu yanıtı vermişti; “Urfa’ da 1992-97 yıllarında meydana gelen kayıp ve failimechul cinayetlerin büyük kısmı aydınlatılmıştır. Sadece Muhsin Melik (HADEP İl Başkanı) cinayeti soruşturması devam etmektedir” diyerek resmen kamuoyuna yanıltıcı kirli bilgiler vermişti. Oysa İHD Urfa şubesindeki bilgiler bile Bakanın sözlerini çürütecek belgelere sahiptir.

Bu ülkede siyaset yapan, ister muhalefette, ister iktidarda olsun, her siyasetçinin kayıp ve faili belli cinayetlerin aydınlatılmasına çalışmaları onların namus borcudur. Devlet yönetiminde süreklilik esas olduğundan “Toros”larla insan avına çıkan bu katil sürülerini açığa çıkarmak her şeyden önce mevcut siyasi iktidarın vazifeleri arasındadır. Öyle benim dönemimde olmamış demekle sorumluluktan kurtulunmaz.

CHP’nin, 1992-97 sürecinde yaşanan kayıplarla ilgili gelişmelerde elbet sorumluluk payı vardır.  Ana muhalefet olarak bu karanlık sürecin aydınlatılması, sorumluların yargı karşısına çıkarılması ve kayıp kişilerin bari bir mezarı olsun gibi insanlık çığlıklarını duymamaya çalıştığı için suç ortakları arasındadır.

AKP Urfa Milletvekili Karahan’ın sırf CHP’ ye gönderme olsun diye verdiği örnek ahlaki değildir.  Gözaltına alınanların yargıya teslim edilmeyip, infaz edilmek üzere “Toros”lara bindirilerek kaybettiklerini öğrendiği an harekete geçmeliydi. Farkındalık yaratma adına işlenen bu insanlık suçuna son verilmesi için gerekeni yapmamışsan, sen de bu suça ortak olmuşsun demektir.

Yine de, her şeye rağmen ülkenin bu lekeden kurtulması ve devletinde kendisi ile yüzleşerek bir daha böyle acıların yaşanmaması için, başta Vekiller olmak üzere tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve basın camiasına seslerini ortaklaştırmayı öneriyorum.

Çocuklarımızın geleceği için bunu başarmak zorundayız.


 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.