Barış karaborsada...

16.04.2013 00:50:50
A+ A-

 

Hayat enteresan.

Ölüm diye bir gerçekliğin altında yaşamaya çalışıyoruz. Bugünün son gün olacağını bilmeden, çoğu zaman son günün  olabileceği olasılığını da göz ardı ederek. Ama hepimiz haberdarız ölümden. Bizi es geçmeyeceğini biliyoruz. Bir tek ölüm konusunda geçmişi, geleceği bırakıp sırf onu umursamamak için anı yaşıyoruz.

Bir maratondasın. Ne olabilir ki diyorsun kendi kendine. En kötüsü bir daha koşamayacağına inandığın bir sakatlık. En kötüsü o kadar çalışmadan sonra dereceye giremeden oradan boynu bükük ayrılmak.

Koşuyorsun. Git gide yaklaşıyor bitiş çizgisi. Arandaki açığı kapatamıyorsun önündekilerle. Daha da hırslanıyorsun. Olmuyor. Hatta büyüyor mesafe. Sen değil, bedenin pes ediyor yavaşlıyorsun. Ama bırakmaya niyetin yok. Önündeki grupla biraz daha açılıyor mesafe. İlk sıradaki adam, kontrollü bir şekilde yönetiyor yarışı, kendinden emin. Galibiyetinin farkında ama ısrarcı değil. Sona yaklaşıyorsunuz. Sen hala öndeki grubun gerisinde hırsla takip ediyorsun onları. İlk sıradaki adamın bir kadına takılıyor gözü. Güzel bir kadına, gülümsüyor ona. Sonra yere yığılıyor. Herkesin gözü önünde.

Hemen arkasındaki grup yarışa kendini o kadar kaptırmış ki fark etmiyorlar ilk sıradaki adamın düştüğünü. Koşmaya devam ediyorlar. Sen duruyorsun, yardım etmek için. Zaten ilerideki grubu yakalayıp dereceye girmen çok zor. Zaten kazanmak onun hakkıydı. Yenilgisini, yenilgini onunla paylaşmak istiyorsun Adam kısa bir sersemlikten sonra kendine geliyor. Koşuya geri dönmek istiyor. Durduruyorsun: "İkimiz içinde artık çok geç. Kaybettik." Yarışı bile tamamlayamamanın huzursuzluğuyla birbirinize destek olup yürüyorsunuz, geriye başlangıca doğru.

Birkaç adım sonra ses duyuluyor. En olmadık yerde, en olmadık vakitte. Birinin uzun zamandır beklediği ve son anda kazandığı bir zaferin üzerinde BOMBA patlıyor. 

Savaşta yanındaki silah arkadaşına kurşun isabet edince önce sevinirmişsin bana isabet etmedi diye. Sonra fark edermişsin acımasız olanı. Olasılıklarda sana da eşit derecede uzak olan ölümün dirseğine sürtüne sürtüne sana değil yanındakine çarpışını. 

Hayat baya enteresan. Nasıl da birkaç dakikada yıkılıyor her şey! Gülümsemen yüzünden kaybolmadan başlıyorsun hıçkıra hıçkıra ağlamaya.

Kadere dahil olmayan ölümler, kinler bu şahit olduklarımız ve şahit olmaya devam edeceklerimiz: Barış dolu bir maratonda patlayan bombalar, yüzümüze doğrultulan silahlar, nefret söylemleri, tehditler... Eşit uzaklıkta her birimize. Yok bireyin dokunulmazlığı, ırkların üstünlüğü, ülkelerin uluslararası arenadaki yadsınamaz gücü. 

Yarın hangimizin üzerine yağacak bombalar? Neden hep birlikte sahip olamıyoruz barışa? Çünkü barış hep karaborsada. Ama birlikte olursak, hep birlikte belki gücümüz yeter onu almaya.



YORUMLAR

Sözcük fırtınası! -

Yazıyı yıkar sözcük fırtınası. "Hayat, enterasan" sözcüklerinden sonra "Olasılık" diyemezsin. Yazı bütünlüğü açısından "İhtimal" diyeceksin. Yani "İmakanlarımın olanakları" benzeri cümleler kuramazsın. Ya biri ya diğeri... Maratondasın: Uzun koşudasın. Elbette "Baya" da olmaz. Doğrusu "Bayağı" Neyse. Zaten konu da çok sıkıcı. Yazmış olmak için yazmışsın. Okuyan sıkılıyor.

0 4
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.