BARIŞ SÜRECİ ve ANNELER ve KADINLAR

18.04.2013 13:27:31
A+ A-

 

"Çocuğun gördüğü düştür" barış diye başlıyor şair ve devam ediyor "Annenin gördüğü düştür barış, Annenin gülümsemesidir" Evet savaş en çok çocukları ve anneleri vurduğu içindir ki birçok şiirde ve metinde çocuklar ile anneler çıkıyor ön plana. Anaların çocukların ağzından ağıtlar, türküler yakılıyor. Hep bir ağızdan "Analar ağlamasın" diye bağırıyoruz son süreçte de. Kutsallaştırılan annelikten yola çıkılarak gündeme oturtulan "Analar ağlamasın" söylemine karşı çıkabilen çevreler de az bu yüzden.  Karşı çıkmak bir yana "Analar ağlamasın" edebiyatına kadar vardırılıyor iş. Anneleri, ölen çocukları için ağlamaktan başka bir şey yapmayan edilgen kişiler olarak saptayan bu söylemin yerine veya birlikte; barışın gelmesinin sadece anaların ağlamasıyla bağlantılı bir süreç olmadığını, bir demokrasi sorunu olduğunu söyleyebiliyorsak, gerçekten barışın gelmesini yürekten istiyoruz demektir.  Çünkü anneler-kadınlar sadece ölen çocukları için ağlamıyor, demokratik hak ve özgürlükleri için meydanlarda gösteri yapıyor, bunun için hapse girmeyi göze alıyor, her alanda çalışırken sömürülüyor, gittikçe artan erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybediyor. İşte bu yüzdendir ki şimdi de barış süreci içerisinde de aktif olarak yerini almak istiyor, almalıdır da. Barış sürecinde kadınların olmaması demek 30 yıldır süren savaşın mağduriyetinin tam olarak giderilmemesi demek, barışın toplumsallaşmaması demek. Bu nedenledir ki, gerçekten barış istiyorum diyen her anne-kadın, barış sürecinin örülmesinde aktif olarak rol almalı, geleceğin yeniden kurulmasında söz sahibi olmalıdır. Örnek verecek olursak, köylerinden zorunlu olarak göç ettirilen kadınlar, gittikleri yerlere alışmakta oldukça zorluk, eziyet çekti, baskı gördü. Tüm bunlara paralel olarak da bir sürü olumlu deneyim edindi yaşama dair. Ataerkillik çemberini kentte daha az hissetti, yaşamın birçok alanına katıldı. Köyünde sadece ev ve hayvan bakımı ile uğraşan kadın, kentin akışı içerisinde çarşıya, pazara çıktı, sosyalleşti, kendini bulmaya başladı. Şimdi bu kadınlara barış sürecinin olumlu bir getirisi olarak köye dönüş garantisi verilse, ne düşünür bu kadınlar? Tekrar ataerkilliğin boğucu baskısına girmeyi göze alır mı? Geriye gitmek ister mi? Kadının yerine masada olan erkek köye dönmeye karar verirse, kadın bu kararın alınmasında hiç söz sahibi olmazsa gelecek nasıl kurulur?

 

Barış süreci örülürken karar verilecek her alanda kadınların olmasını etkili ve kalıcı bir barış için önemserken, silahların susacak olması umudunun da kaygılarımızın önüne geçmesini, barışın kaygılar, amalar denizinde boğulmamasını diliyorum.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.