Barış süreci ve demokratikleşme

12.09.2013 00:16:04
A+ A-

Sekiz aydır süren çatışmasızlık ortamının ne denli kıymetli olduğunu anlatmama gerek yok. Savaş sebebiyle ölümlerin yaşanmıyor olması ve normalleşme umutlarının artıyor olması sanırım ciddi rahatlık vermiştir herkese.

Ne mutlu ki otuz yıldır süren savaş artık sona erecek diyorduk. Bu umudumuzu ve sevincimizi hala da korumaktayız. Dağlarda CAN kaybının yaşanmasını ve evlere yeni cenazelerin gelmesini istemiyoruz. Problemlerin anlaşıldığı ve çözümü noktasında gayret sarf edileceğini düşünmek doğal olsa gerek. Çünkü herkesin en temel beklentisi ve talebi demokratikleşmedir.

Demokratikleşemediğimiz içindir ki acılar ve kayıplar yaşıyoruz. Demokratik hayatı tadamadığımız içindir ki ölümler ve yıkımlar eksik olmadı hiç. Devasa sorun olarak ortada duran Kürt Meselesi elbette ki sekiz ayda çözülecek değil. Ancak çözme iradesi göstermek bile başlı başına bir umudu besliyor.

Seksen küsur yıldır cumhuriyetin resmi ideolojisi altında ezilen ve bir türlü yaşam bulamayan nice sorunlar var. Ve bu sorunların giderilmesi birikim, bilinç ve cesaret ister.

AKP iktidarında bu birikim, bilinç ve irade var mı? Olmasını isterim. Çünkü yüzde elli gibi bir güce sahip. Ama bu gücünü menfaat uğruna kullanmaya çalışıyor. Her açılımda olduğu gibi canı istediğinde topu sahaya sürüyor, canı istemediğinde ise topu taca atıyor. Hatta gerektiğinde tekrar aynı şeyi yapıyor. Faul yaptığında bile karşı tarafı ustaca suçlayıp topu tekrar kendi oyuna sokuyor. Top ta saha da hakem de bana ait istediğim gibi oynayacağım diyor. Oysa siyasetin futbol maçına benzemediğini  düşünemiyor.

Çözüm iradesi bile göstermede kadük davranan bir AKP zihniyeti var. Ve her ihalede olduğu gibi siyaseti de ihale usulü götürmeye çalışıyor. Rant devşirmeye. Kazanç aracı veya seçim yatırımı gibi görmeye çalışıyor. Benim anladığım AKP bu zihniyette ve maalesef demokratikleşme adımlarında da oldukça beceriksiz ve ufuksuz. Eşitlikçi ve özgürlükçü olmadığını ise yazmama gerek yok. Çünkü her muhalif tepkiye baskı ile, zor ile, biber gazı veya tazyikli suyla karşılık veriyor.

Komşunuzda yangın varsa söndürmek için çaba harcarsınız. Oysa AKP ne yapıyor. Yangına körükle gidiyor hatta benzinle gidiyor. Suriye’ye kısmi müdahaleye bile karşı çıkıyor. Kapsamlı müdahale istiyor. Bu nasıl zihniyet ki ve bu nasıl bir İslam anlayışı ki savaş çığırtkanlığı yapıyor. Ne İslam’da böyle bir tutumun yeri var ne komşunun canına kast etmek gibi bir geleneğimiz var.

AKP’nin iç ve dış siyaset belgesini her gün MEDYA gözümüze sokar gibi şişirip, allayıp, pullayıp anlatıp duruyor ve halkı aldatmaktan başka bir işlev yürütmüyor. Üstelik insani değerlerini  bir kenara koyan masum  yurttaşlar da medyanın ve AKP’nin yalanlarına da inanıyor. Savaş isteyen bir başbakanımız var ve bunu idrak edemiyor.

Şimdi böyle durumda nasıl demokratikleşme adımları atılsın. Bakan tokat yedi diye 5 emniyet mensubu yerinden oldu. Oysa nice ölümler ve aşırı şiddet uygulamaları oluyor hiçbir cezaya maruz kalmıyor. GEZİ olayları sürecinde 6 genç polis saldırısı sonucu öldü ama AKP duyarsız kaldığı gibi düşmanca söylemlerle halkın kutuplaşmasını sağladı.

Üstelik ülkemizde yaşanılan acılar ve ölümlere gıkını çıkarmayanlar başka ülkelerdeki acılar üzerinden pirim toplamaya çalıştı. Kendi halkına zülüm uygulayan diğer başka ülke başkanları gibi kendi vatandaşına acımayan bir başbakanımız var artık. Üstelik her dediğine ve uygulamasına aynen riayet eden milyonlar var.

Kendisi için demokrat olanlardan demokratikleşme adımları beklemekteyiz. Sekiz aydır silahların susmuş olmasına sevinip yıllarca gasp edilen temel hakların iade edilmesi gerekirken ayak direyen ve kurnazlık peşinde koşan bir iktidar olmamalı.

Kürt halkının temel haklarının iadesi için AKP içindeki Kürtler bile sessiz kalıyorsa ne demeli artık bilemiyorum. Demokrasi herkese lazım. Demokrasi güçlü olanların rejimi değil.

Yalan üretenler ve halkı aldatmaya çalışanlar demokratikleşme konusunda sınıfı geçemezler. Oysa halkın demokratik hakları ve talepleri için tüm kesimlerin sesi daha da gür ve yüksek çıkmalı. AKP zihniyetinde olmayan eşitlikçi ve özgürlükçü bakışın gelişmesi için çaba sarf edilmeli.

Cami ile Cem evini aynı yerde inşa etmekle Alevilere gönül kapısı açılmıyor. Televizyon kanalı veya AA’nın Kürtçe yayın yapmasıyla Kürtler rahata kavuşmuyor. On yıldır bayrak ettiğiniz başörtüsünü dilden düşürmemekle başörtülüler huzura ermiyor. Her inanç gurubu ve her etnik yapı bu ülkeyi çok sevmesine karşın hala mutlu değil. Kendini mutlu hissedecek bir demokratik anayasanın inşaası hiç de zor değil.

Hukukun ve adaletin tam anlamıyla uygulanabilmesi öyle sanıldığı gibi güç değil. Ne anadilde eğitim çok zor bir iş ne de eşit yurttaşlık adımları. Demokratik Anayasanın bir an önce hayat geçirilmesi gerekir. Savaşsız bir ülke hak ve hukuka uyan bir sistem. Eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa!..

Vedat Uzun

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.