Barış takipçiliği ve ödül

27.09.2013 21:25:34
A+ A-

"Yargı yolunun şahsıma açılmasının, toplumsal uzlaşmaya, halkların kardeşliğine ve iç barışa katçı sunmasını dilerim."

Orhan Doğan bu sözleri ne beraat ettiği bir mahkeme salonunda söyledi ne de dokunulmazlığının kapılarının kapandığı bir salonda.

Orhan Doğan bu sözleri 1993 yılında onu on yıl hapse gönderen kararın hemen öncesinde dokunulmazlığını kaldıran Türkiye parlamentosunda söyledi.

Yargı yolunun Orhan Doğan ve arkadaşlarına açılması toplumsal uzlaşmaya, halkların kardeşliğine ve iç barışa katkı yapmadı; aksine 20 yıl sürecek kanlı bir dönemin başlangıcı gibiydi.

Binlerce insan hayatını kaybetti.

Zorbalık aldı başını gitti; her yer işkencehane oldu, köyler yakıldı, asker ve gerillalar birbirlerini öldürdü, sivil katliamlar yaşandı.

Bütün bunlara rağmen Orhan Doğan bütün barış savunucuları gibi "iflah olmaz" bir şekilde iyimserliğini daima korudu.

Doğan her durumda yüzündeki tebessümünü ve içtenliğini korudu.

Bu yıl Türkiye Barış Meclisi ilk defa Barış Ödülü verdi.

Türkiye Barış Meclisi bu ödülü Tebessümü yüzünden hiç eksik olmayan bedeni küçük, vücudu çelimsiz ama yüreği kocaman olan bu adam adına verdi. Bu "küçük" ve "çelimsiz" insan 21 Eylül 2013 Cumartesi günü lütfü Kırdar'da güzellikler içinde anıldı.

Onun anısına Barış ödülü Kardeş Türküler'e verildi.

Ödül heykelciliğini heykeltıraş Mehmet Güleryüz tasarladı ve yaptı. Ödülü Yaşar Kemal'in elinden aldılar.

Ardından Kardeş Türküler Arap, Rum, Ermeni, Kürt ve Türk ezgilerini seslendirdiler.

 

Ayşe Soysal'ın ifadesi ile Barış Ödülü "müzik alanında savaş karşıtlığının öncülüğünü" yapan Kardeş türkülere çok yakıştı.

Kardeş Türküler 20 yıl önce kuruldu. Bu yirmi yılda 30 dilde şarkılar seslendirdiler. Barışa ezgileri ve notaları ile eşlik ettiler.

Kardeş Türküler'in solisti Feryal Oney teşekkür konuşmasında; "Bu ödül aynı zamanda bizden önce bu yolu açan tüm sanatçıların, yazarlarındır. (.) 20 yıl boyunca bizim yanımızda olan müzisyen ve dansçılarındır. (.) Ve tabii bu ödül, kayıplarına, yitirdiklerine rağmen bu memlekette birlikte yaşamak isteyen, barış için mücadele veren tüm anne, baba, eş, sevgili ve kardeşlerindir.

Barış ancak hepimizin şarkılarını birlikte söyleyebildiğimizde, danslarını birlikte yapabildiğimizde gelecek" dedi.

Orhan Doğan'da on yıl hapis yatmasına, onca yaşananlara rağmen birlikte yaşamaktan yana oldu ve herkesin şarkılarını birlikte söyleyebildiği, danslarını birlikte yapabildiği özgür bir gelecek için mücadele etti.

 

Mahir Günşiray'ın Cahit Sıtkı Tarancı'dan okuduğu "Memleket isterim/Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun/Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; kardeş kavgasına bir nihayet olsun/ Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; olursa şikayet ölümden olsun." dizelerini seslendirdi. Barış Meclisinin, Türkiye savaş karşıtlarının, cumartesi annelerinin, kardeş türkülerin, Orhan doğanın ve hepimizin ortak çabası, emeği ve mücadelesi Tarancı'nın şiirindeki mananın gerçekleşmesi içindir.

Bu elbette ki Barış Meclisi sözçüsü Hakan Tahmaz'ın dediği gibi: "savaş muktedirlerin eseri, barış hepimizin eseri olacak."

Kardeş Türküler, muktedirlerin yıllarca yok etmek için uğraştığı Ermenice, Kürtçe, Rumca ve Arapça ezgilerini seslendirdi ve yaşattı. 

 
Orhan doğan Zarafeti, nezaketi, ikna gücü ve sabrıyla gerçek bir barış insanıydı.

Daima özlemini duyduğu barışın takipçisi oldu.

Barış ödülünün onun adına verilmesi hem ona, Kardeş Türkülere ve Barış meclisine çok

yakıştı.

 

21 Mart 2013 tarihinde startı verilen barış süreci aksak ve zayıf birçok yanına rağmen sürüyor.

Bu süreci kalıcı bir barışa ve özgürlük ile neticelendirmek kararlı takibimiz ile mümkün.

 

Evet, barışı istemek yetmiyor; Orhan Doğan gibi takipçisi olmak lazım.

 

 


 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.