Barış zor kullanılarak geliştirilebilir mi?

09.12.2013 23:44:46
A+ A-

Demokrasinin amacı şiddet ve zorun toplumsal ve siyasal sorunların çözümlenmesinde gündemden çıkarılarak uzlaşma yolu ile problemleri çözümlemeye çalışmasıdır. Bu uzlaşmayı zor ve baskı ile sağlamaya çalışmaz. Hak temelli bir yaklaşımla evrensel insan hakları ve diğer uluslar arası anlaşmalara uyularak tüm kesimlerin yasal, hukuki demokratik hak ve talepleri dikkate alınmalı ve uygulamaya konulmalıdır. Toplumun tüm sınıf ve tabakalarını özgür bir biçimde tartışmalara katarak sorunları en doğru ve sağlıklı bir biçimde çözümlemeyi hedefler. Kürt siyaseti barışını yolunu açık tutmak için her türlü uzlaşma yolunu açık tutmaya çalışırken TMK, hiçbir demokratik batı ülkesinde görülmeyen % 10 baraj sorunu, ana dil ile eğitim gibi barışa katkı sunacak önemli sorunlar yerli yerinde duruyor.

Ama uzlaşmayı boyun eğmecilikle, her şeyi kabul etmekle karıştırmamak gerekir. Özgürlük zor ve baskının olmadığı ortamlarda en iyi bir şekilde toplumda gelişir ve yaygınlaşır. O nedenle zora, şiddete, baskıya, adaletsizliğe ve zorbalığa karşı duruş en demokratik bir hak ve aynı zamanda insani-ahlaki bir görevdir. Zoru dışlayan tarihi bir sürecin başladığına inanan demokrasi güçleri, bilim ve tekniği de en iyi şekilde kullanarak bunu felsefi bir temele oturtmaya çalışmaktadırlar. Cezaevleri, baskı ve tutuklamalarla demokrasi değil teokrasi gelişir. Maalesef ülkenin bir tarafında halen kan durmamıştır.

Ancak demokrasiyi ağzından düşürmeyen bazı sol olduğunu iddia eden kesimler halen halkla bütünleşerek gerçeği, hakikatı, felsefeyi, dini kitlesel olarak halkla bütünleşme konusunda muhafazakar-sağçı kesimler kadar başarılı olamamaktadırlar. Halktan kopuk, ayakları havada belli bir gençlik kesimi ile sınırlı kalmaktan kurtulamıyorlar. 1978-1979 yılları arasında Ankara caddelerinde on binlerce kişinin katıldığı gençlik mitinglerine baktığımız zaman “yarın devrim olacak” havasına giriyorduk. Halkla ilişkiler zayıftı. Bunu genç Türk solu arkadaşlarımıza “Gençlik tek başına devrim yapamaz. İşçileri-köylüleri ve halkı örgütlemeniz, onlarla kaynaşmanız, bütünleşmeniz gerekiyor” dediğimizde “sizin gibi küçük burjuva devrimcilerini çok gördük” deyip Kürt Özgürlük hareketinin önerilerini adeta küçümsüyorlardı. Daha sonra 12 Eylül oldu ve Özgürlük hareketinin dışında hiçbir hareketin esamesi bile kalmadı.

Şimdi de AKP kadar başarılı olamayan, Kürt sorunun çözümünde sağ-muhafazakar kesimin gerisinde kalan ve kendilerine sosyal demokrat sıfatını takan CHP’ye baktığımız zaman o günler aklıma geliyor. Kürt ve Kürdistan sorununun çözülmesinde BDP-HDP gibi partilerle işbirliği ve dayanışma içerisinde radikal tavırlarla buna öncülük yapması gereken CHP maalesef MHP’ye paralel bir çizgi takip etmektedir. Çağdaş bir demokrasiden, barıştan yana olan bir siyasal parti öncelikle Kürtlere, Alevilere, Emekçilere, ezilen-sömürülen dezavantajlı kesimlere, kadınlara, gençliğe karşı yaptığı eksiklik ve hatalardan dolayı özeleştiri yapabilmesi ile işe başlamalıdır. Çünkü demokrasiye inanan bir parti özeleştiri yapmaktan çekinmez. Şimdiye kadar CHP’nin içerisinde yer alan ve kendilerini sosyal demokrat kesim gibi göstermeye çalışan kesimden de böyle cesaretli bir çıkış veya özeleştiriye şahit olmadım. Çağdaş sosyal demokrat bir parti toplumla ilgili tüm kimlikleri, meşru ve doğal haklarını kabul etmekte, başta eğitimde ana dil hakkı olmak üzere hiçbir meşru hakkına yasak getirmemekte, özgürlük ve eşitlik haklarını hiçbir etnik grup arasında fark gözetmeksizin savunmaktadırlar. Ne yazık ki CHP’den bunu beklemek abesle iştigaldir. Böylece CHP demokrasinin gelişmesinde, Kürt sorunun çözülmesi önünde yol açıcı değil, yolu tıkayıcı bir rol oynamaktadır. CHP demokrasi güçlerinin yolu üzerinde tıkayıcı bir rol oynamaktan vazgeçmeli, ya bir yol göstermeli, ya bir yol vermeli ya da yoldan çekilmelidir.

08.12.2013

Ahmet Gegez-Eğitimci-Sosyolog

Not: Belimden geçirdiğim ağır bir Skolyoz ameliyatım nedeni ile uzun bir süre hastanede, yatakta yatmak zorunda kaldım. O nedenle uzun bir süre yazmam mümkün olmadı. Fırsat buldukça görüşlerimi belirtmeye çalışacağım. Bana kan veren, çiçek gönderen, maddi-manevi yardımlarını esirgemeyen tüm dost, arkadaş ve akrabalara teşekkür ediyorum. 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.