Barışa Karşı Birleşik Cephe

05.05.2013 13:40:10
A+ A-

Bulgar devrimci Georgi Dimitrov, Almanya’da yükselişe geçen Nazizm’e karşı büyük mücadele sergilemişti.  O dönem yazdığı yazılardan oluşan kitabın adı da Faşizme Karşı Birleşik Cephe’dir. Dimitrov,  o cephenin içinde faşist olmayan herkesin olmasını istiyordu. Bugün ise barışa karşı birleşik bir cephe oluşturulmuş durumda. Faşizme karşı birleşik cephenin ana motoru sosyalistler iken, bu gün barışa karşı birleşik cephenin ana gövdesini CHP oluşturuyor.  Defalarca barış cephesinde yer alması için çağrıda bulunulan CHP, bir yanına MHP’yi, öbür yanına İP’i, beri tarafına BBP’yi, koluna Cemaati takmış, peşine de eski faşist artıkları H. Celal Güzel’i, Altemur Kılıç’ı, Yaşar Okuyan’ı bağlamış, savaş cephesini oluşturmuş durumda. Koskoca partiye ise, adı aydınlık, kendisi karanlık gazete yön veriyor.

CHP, ırkçılığını maskelemek için, bir süredir Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ları kullanmaya çalışıyorlar. 1 Mayıs’a birçok ilde ’68 Ruhuyla alanlardayız’ pankartı altında katıldılar. Bazı gençlerin ellerine Deniz’in Mahir’in resimlerini tutuşturdular. Bunu yapmak için ya utanmaz ya da siyasal tarihten bihaber olmak gerekiyor. 68 Ruhunun o ölümsüz gençleri, CHP’den fersah fersah ileride olan TİP’i bile revizyonist olarak görüyorlardı.  CHP’yi komprador burjuvazinin bir ayağı olarak niteliyorlardı. Hiç biri CHP binasına adım bile atmamıştı. O gençlerden Mahir Çayan, Kemalizm’in milliyetçi-otoriter maskesini ilk indiren kişilerden biriydi. O gençlerden Deniz Gezmiş, idam sandalyesinde; “Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!” demişti. Bu gençlerin tamamı, halkların kendi kaderini belirleme hakkını kayıtsız şartsız kabul ediyorlardı. CHP’nin kankilik yaptığı ülkücüler, CIA tarafından bu gençlere karşı kullanılmak için komando kamplarında yetiştiriliyorlardı.  Bu ülkede 1 Mayıs İşçi Bayramını ilk yasaklayanın da, kendilerine rehber edindikleri M. Kemal tarafından gerçekleştirildiğini tekrar belirtelim.

***

Kürtleri eşit görmek istemeyen, barış düşmanlığı yapan beyaz Türkçü CHP, 1923’ten bu yana bir milim ileri gidememiş.  Dağlara-taşlara herkes Türk’tür yazılarının yazıldığı, kafatası ölçümlerinin gerçekleştirildiği, bayrağa selam durmayan kuşun yolunduğu pagan dönemin anılarına kendini kaptırmış, dünyada olan değişim, dönüşümlerden habersiz bir halde, siyaset dünyasının zavallısı olmuş durumda.  Partinin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, geçen Salı Barış Manifestosunu(!) açıklıyordu. Büyük bir siyasi deha sergilemiş gibi, kırmızıçizgilerimiz bunlar diyordu.  O kırmızıçizgileri Anayasa’nın ilk üç maddesi. Herhalde dünyanın hiçbir yerinde, kendine sosyal demokrat diyen bir parti bu kadar tutucu olmamıştır.  Dünyanın hiçbir sosyal demokrat partisi, halkla bu kadar alay etmemiştir.

Eee canım ben de barış olsun istiyorum diyen Kılıçdaroğlu’nun kırmızıçizgilerine bir bakalım. Birinci maddeyi geçelim, çünkü orda bir sorun yok. Anayasanın 2. Maddesi ise kendi içinde çelişkiler yumağı adeta. Hem insan haklarına saygılı, hem Atatürk milliyetçiliğine (her ne demekse) bağlı, hem de demokrat bir devletten bahsediyor. Kimin milliyetçiliği olursa olsun, devleti milliyetçi tarif eden hiçbir anayasa ne demokrat, ne de insan haklarına saygılı olur. Çünkü ötekini dışlar. 3. Madde ise, Üniter yapıyı, devletin dilini, bayrağı, Ulusal Marşı ve başkenti tanımlıyor. Bu ülkede 30 yıldır süren savaşın esas nedeni zaten bu 3. Madde. Barış olsun diyen Kılıçdaroğlu, bu maddeye dokunanı yakarım diyor.

Devletin dili Türkçe’dir diyen bu maddeyi savunmak, başta Kürtler olmak üzere, diğer etnik unsurların dili üzerindeki yasağı savunmaktır. Asimilasyonun kesintisiz sürmesini istemektir. Üniter yapıyı, ülke bölünür paranoyasıyla savunmak aklımızla dalga geçmektir. Kürtlerin statüsüz yaşamasını savunmaktır. Kimsenin bayrağa, ulusal marşa ve başkent Ankara’ya bir şey dediği yok ama yeri geldiğinde bunlarda tartışılabilmelidir. Yeryüzünde onlarca ülke bayrağını, marşını değiştirmiş, hiçbir şey de olmamıştır. Hatta İzlanda, internet üzerinden ülkenin adını değiştirmek için anket yaptırıyor. Ülkenin başkenti Ankara’dır ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez diyor Anayasa. Yarın, Allah göstermesin bir deprem olsa, Ankara yerle bir olsa, yine başkent Ankara değiştirilmez mi diyeceğiz?

***

Barışa Karşı Birleşik Cephe’nin lider partisi CHP’nin lideri, iki de bir ne verdiniz diye soruyor. Kürtler sanki sadaka istiyormuş gibi. Kürtlere bir şey verilmedi. Sayın Kılıçdaroğlu, hak verilen değil, alınan bir şeydir. Ve uykularınız kaçsa da, kırmızıçizgilerinizin üzerine zehir dökseniz de Kürtler haklarını alacak. Bu gün olmasa yarın, yarın olmasa üç yıl sonra, üç yıl sonra olmasa on yıl sonra bu olacak. Diyalektik denen bir şey var Bay Kılıçdaroğlu.

Kürtler haklarını alırken, bu ülkeye de en büyük iyiliği yapacaklar. Size, sizin gibilere rağmen bu ülkeyi demokratikleştirecekler.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.