Barışın dili ve kadınlar

01.08.2013 08:16:20
A+ A-

'Müslüman aktivist ve yazar' kimliğiyle tanınan Hüda Kaya yakın zamanda Kandil'e bir ziyaret gerçekleştirerek hem izlenimlerini hem de görüşmelerini aktardığını bir yazı dizisi hazırladı. Hür Bakış sitesinde de bu yazı dizisi yayınlandı. 

Hem içeriği, hem 'Müslüman, Türk, kadın' kimliğiyle bir ilk teşkil etmesi, hem de kadının barıştaki rölü ve barışın dili açısından oldukça önemli bir örnek gördüğüm için yazı dizisinin son bölümünden aktarımlarda bulunmak istedim.

 

Yüreğim Barışta Kaldı (SON)
 
 
Hazırlayan: Hüda Kaya  / Hür Bakış
 
 
Tarihi bir çözüm sürecini dışarıdan seyredemezdik.
 
Barış hareketinde bir izimiz, barış çorbasında bir tuzumuz olmalıydı.
 
Barış olacaksa, tarih yazılacaksa, birbirimizle yüzleşebilmeliydik.
 
Egemen ve merkez medya ile hala adil bir dil oluşması ve yüzleşebilmenin neredeyse imkansız olduğunu bilerek, bir kadın vicdanı ve kadının gözünden sahip olduğum referanslarımla, kendimce ve mümkün olduğunca barış için bir gözlem ve şahitlik yapmak istedim.
 
Bu niyetle oğlum Muhammed Cihad ile yollara düştük. Kandil'i ve barışı yazmak için.

***

KCK Genek Başkanlık Konseyi Üyesi Elif Pazarcık  
Kürt kadın hareketi, almış başını gidiyor 


 



Kandil görüşmelerimizin arasında en önemli olanlardan biri de şüphesiz Elif Pazarcık ile olanı idi.  

Kandil'e gitme planlarımızın olduğu günlerde 'Kongre Gel' genel kurulu olacağına dair bir işaret yoktu.  
Yola çıkacağımız son günlerde genel kurul yapıldığı ve yeni yapılanma ile ilgili bilgiler kamuoyuna yansıdı.  KCK yapısında ciddi bir yenilenme söz konusu idi. Siyasi ve bazı alanlarda bu değişimlerin işaretleri göze çarpıyordu.  Kürt kadın hareketi, bizler fark edemsek de, gözümüzün önünde büyük bir ivme kazanmıştı. Geldiği noktayı ben fark ettiğimde 'bu kadar mı?' demiştim. Şimdiye kadar anlata anlata bitiremediğimiz batı veya Türk kadın hareketi için söz konusu bile olamayan bir seviye, statü kazanmıştı Kürt kadınları.  Çok ''Sadece'' diyorum kendimce. Kadınlar genelde içinde bulundukları tüm yapıların bünyesinde en fazla fedakârlık yapandır. Her alanda bedelleri hep en fazla ödeyendir. Ama eşitlik ve statü oldu mu hiçbir zaman hak ettiği muameleyi görmemiştir.

 Kürt kadınları da hayatlarından nice hayatlar harcamışlardı, canlarından nice canlar gitmişti, fakat bütün bunlara rağmen özellikle de doğu toplumlarına has olan o ataerkil ve feodal yapı içinde ne kadar varlık gösterebilirlerdi?   Siyasi alanda 'eş başkanlık' gibi uygulamalar ile başlayan bu süreç, tabana nasıl inebilir ki diyordum.   Kadın için bu zihinsel dönüşüm nasıl gerçekleşebilir? Kadim din ve geleneklerin, birbirine harmanlandığı böyle bir coğrafyada böyle bir şey başarılabilir mi? Derken önümde devasa bir kadın hareketi gerçekliği ile karşılaşmak çok çarpıcı olmuştu.  Hiç beklemediğim bir coğrafyada örgütlü ve bir önderliğin öncülüğünde kadınlar inanılmaz bir özgürlük, özgüven ve statü kazanmışlardı.  

KCK yapısında da Kürt kadın hareketinin başarısını görmemek mümkün değildi. 

***



Kadın kadroları ve yetkilileri ile yapacağımız görüşmeler hakkında hasbelkader Eşbaşkan ve eş yetki statüsünde olmalarından dolayı o an erkek olan yetkili ile bu mevzuları konuşmaya başladığımızda; 'Bekleyelim arkadaş gelsin, vallahi ayağımıza sıkar kadınlar'   'Biz karışmayalım, kadınlar bilir, sonra bize hesap sorarlar' demişlerdi fakat 'şaka mı acaba?' diyordum yine de.   Kandil'den dönerken bunun kesinlikle bir şaka olmadığını anlamanın şaşkınlığını yaşıyordum.

******

Türk ve Kürt Kadınları barış için birlikte mücadele etmelidirler  

Son olarak Elif Pazarcık'a 'Türkiye halkına ve kadınlarına neler söylemek istersiniz? diye soruyoruz.  

'Türkiye halkına şunu söylemek isterim, bunu Kürt halkına söylüyoruz. Bu süreç gerçekten Kürt sorununu çözmede de, Ortadoğu'da halkların demokratikleşmesi adına da tarihi bir fırsattır. Her dönem böyle tarihi fırsatlar olmaz. Türk halkının, Türk kadınlarının şunu çok iyi bilmesini isterim.  En başta yaşadıkları acılar var. Türk kadınının ve annelerinin de, Kürt kadını ve annelerinin de son altı ayı iyi incelemeleri gerekiyor.  Önderliğimizin isteği ile 6 aydır savaşı durduk. Eylemsizlik süreci yaşanıyor ve gerilla geri çekiliyor.   Bu süreçte kayıplar yaşanmadı. Bunun sürekli olması açısından, Türkiyeli kadınlara çok görev düşüyor.  Bunun kalıcılaştırılması açısından, çözümün gelişmesi açısından, bu süreci doğru görmek, desteklemek, istiyoruz demek yetmiyor. Onun ötesine geçip birebir bu süreci örerek, Kürt kadınının ördüğü süreçle ortaklaştırarak beraber örmeliler. Şüphesiz ben şuna inanıyorum ki bütün kadınlar savaşın durmasını ister, bu nettir. Türk kadınları da savaşın durmasını istiyorlarsa ki ben böyle inanıyorum, buna sevinmek yetmiyor, bu sevinci, bu coşkuyu kalıcılaştırmak için mutlaka bir adım atmaları gerekiyor, özel bir çaba sarf etmeleri gerekiyor.   Örneğin ikinci adımı AKP'nin ya da devletin atmasını sağlamak için örgütlülük ve eylemlilik içinde olabilmelidirler. Devlete, hükümete bu konuda baskın uygulayabilmeliler adım atılabilmesi açısından.

 Kadın toplumsal bir baskı yapabilmeli. Bunu yaptığı oranda gerecekten gelişir barış.   Türk ve Kürt kadınları olarak bunu birlikte istemekten öte mücadele ettiklerini göstermeliler. Bu gerecekten gereklidir. Böyle yaparsak başarabiliriz.   Çünkü bu tarihsel fırsat bir daha elimize geçmeyebilir. Ya da bu fırsatı kaçırdığımızda bir 10 yıl daha veya fazla bilmiyorum tekrar savaşın içinde kalmamak için sizin gibi kadınlara da çok görev düşüyor.   Türkiye ve Kürt kadınları, örgütlü, kadın mantığı ve kadın düşüncesi ile ortaklaşırlarsa, düşüncelerimiz çok farklı da olsa ortak noktalarımız olabilir bu savaşı bitirmek için.   Tüm kadınlar olarak savaşı bitirmek, Türkiye halkları ile gerçekten özgür bir yaşam, demokratik bir yaşamı inşa etmek için olmalıdır. Mücadele etmek için bu fazlasıyla yetmektedir. 

***

Yüreğim barışta kaldı
 
Dönüş hazırlığı içindeyiz ve aracımızı bekliyoruz. İki araç ile yeni misafirler geldi. Bir tanesi kadın, eşi ile gelmiş. En fazla 40 yaşlarda olmalılar. Başında tülbendini örtüşü, giyimi ile dindar olduğu izlenimi ediniyorum. Yoldan gelenlere ikram yapılıyor. Israrla davet edildiği halde ne yiyor ne içiyor. 'Oruçlu mu?' diye soruyorlar. Eşi 'hayır değil, bugün tutmadı' diyor ama kadın büyük bir acı ve hüzün abidesi gibi. Yüreğini bir parça ferahlandırmak istiyorum. Gülümsüyorum uzaktan. Boynu bükük ve mahzun. Oğlumu, kızımı var acaba dağlarda? Cevap verecek mecali yok gibi. Acısı, hasreti içime işliyor sanki.
 
'Araba hazır' diyorlar. Konuşmaya da vakit kalmadı. Tek tek herkesle selamlaşıyoruz.
Kadının yanına gidip omzuna dokunuyorum.
 
'Allah hepimizin acısını, hasretini dindirsin.
 
En kısa zamanda hep birlikte güzel ve müjdeli günlere erişelim.
 
Barış hepimizin yüreğine, yuvasına, yurdumuza, bütün yer yüzüne hakim olsun' diyorum.
 
Cevap yok. Kadının gözlerinden ip gibi inen yaşlara takıldı gözüm.
 
Arabaya doğru yöneldim ama hala, yüreğim barışta kalmıştı.
 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.