Başbakan’ın ağzından çıkan her bir laf, bir tartışma konusudur

03.01.2014 13:56:58
A+ A-

Siyasette önemli olan çok konuşmak değil, yapılan konuşmanın derin manasıdır. Benzetmek gibi olmasın ama Evren de çok ve sığ konuşuyordu. Ama hiçbir lafı tarihe mal olmadı. Mesela "ölümümü istiyorlaaar!" diye kocakarı dırdırından başka bir şey olmayan boş laflar ediyordu hazret.

Başbakan kendisi ve dört Bakanı'nın oğullarının bulaştıkları pislik iddiaları üzerine sıkılacağına, en azından bir süreliğine de olsa susmayı tercih edeceğine, daha fazla konuşuyor ve meydanlarda toplanan kalabalıklara avazı çıktığınca bağırıyor, şimdiye kadar yolsuzlukların ve üsulsüzlüklerin üstüne nasıl gittiklerinden dem vuruyor. Bununla şu imajı vermeye çalışıyor. "Bizler hep yolsuzluklara karşı mücadele verdik,  bizim gibilerden nasıl böylesi hırsızlar türer?" Buna karşı demezler mi: Belki de niyetiniz baştan da bozuktu, yolsuzlukların üstüne gitmekle o kaygıları dağıtmayı hedef aldınız.

Yeni yıl mesajında "ülkenin 30 yıldan bu yana kanını emen, enerjisini tüketen terörün geriletilmesinde önemli adımlar" atılmış olmasından dem vuruyor Sayın Başbakan . Oysa bu olumsuz iklimin ilk kıvılcımı 12 Eylül askeri ve ırkçı faşist diktatörlük tarafından atılmıştı. O cuntacı faşist dikta rejimi aleyhine hem çok geç davalar açıldı ve hem de dünyaya rezil ve kepaze olacak denli göstermelik mahkeme yapıldı ve yapılıyor.

Bir taraftan birkaç günlük ömrü kalan, işkencelerden mahvedilen ve şu an kanserle boğuşan tutuklu hükümlüler cezaevlerinden bırakılmazken, diğer yandan son iki cuntacı emekli general Evren ve Şahinkaya yataklarından yarı uykulu bir şekilde ve televideo konferans yoluyla muhakeme ediliyorlar. Yani bunun siyasi bir başarı olduğunu Başbakan hiçbir kimseye anlatamaz.

"Ülkenin kanını emen PKK terörü" diye lanse edildi ama, onlara karşı savaşan asker ve generallerin önemli bir bölümü ve zamanın Genelkurmaybaşkanı emekli general İlker Başbuğ Ergenekon ve Balyoz terör örgütlerinin (ki, buna devlet terörü de denebilir) çete üyeliği veya yöneticileri olarak ağır hapis cezalarına çarptırıldılar.

Gazetelere ve medyaya yansıyan haberlere göre geçtiğimiz gün HADEP Yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz İçin Kazı Yapıldı. Silopi'de 25 Ocak 2001 tarihinde çağrıldıkları jandarma merkezine giden ve bir daha kendilerinden haber alınamayan kapatılan HADEP'in ilçe başkanı Serdar Tanış ve ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz'in ailelerinin avukatlarının başvurusu üzerine Dargeçit Cumhuriyet savcılığı mezarlıkta kazı yapılmasına karar verdi.

Olayı medyadan çok iyi hatırlıyorum. aldıkları telefonlu çağrı bazı cellatlardan veya çetecilerden olabilir düşüncesiyle bu iki şahıs önce savcılığa suç duyurusunda bulunuyor ve kaymakamlığa giderek telefonun gerçekten de oradaki jandarma komutanından geldiğini teyit ettirmiş ve ondan sonra o askeri birliğe kendi ayakları ile gittikleri halde kendilerinden bir daha da haber alınamamıştı.

Bu ve buna benzer binlerce örnekte de görüldüğü gibi bazı nedenlerle devlet içi canilerin her işlediği cinayet ve işkence o zamanlar medya ve basının da desteğiyle hep PKK üstüne yığılıyordu. Şu sıralarda barış ortamı için PKK ile devlet arasındaki müzakerelere halel vermemek kaydıyla Başbakan sivri diline dikkat etmek ve daha diplomatik bir dil kullanmak zorundadır.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.