Ben Ötekiyim! Ya Sen?

11.02.2013 08:17:59
A+ A-

 

Ben ötekiyim. Senden olmayan! Senin diline, dinine, bayrağına biat etmeyen.

Ben ötekiyim. Beriki olmayan! Senin gayri resmi tarihine iman etmeyen.

Ben ötekiyim. Senin gibi olmayan! Senin ısrarla yok saydığın fakat bir yandan da tehlike arz ettiğini  düşünerek kendi kalıplarına sokmaya çalıştığın.

Ve ben ötekiyim. Senin kavminden olmayan! Senin de ferdi olduğun sürüde ters yöne gitmeye çalışan.

Biz bilmeyiz bizden olmayana değer vermeyi. En iyi Kürt ölü Kürttür. Ermeni tehcir artığıdır. Yahudi düzenbazdır. Hıristiyan sapkındır. Trans ise hastadır ve tedavi edilmesi şarttır. Bizden olmanın ilk koşulu sizden olmayanı görmezden gelmektir. Baktın olmuyor alttan alttan asimile etmektir. Ha o da mı tutmadı? O zaman linç etmektir. Katletmektir. Yok etmektir 

Ekonomik nedenleri bir kenara bırakırsak savaşların bir başka nedeni ise  karşısındakini "sen" yapmaktan geçmektedir. Halbuki empati yaparak neden "benin" "sen" olmak istemediğini anlamak çok daha kolaydır. İnsanları anlamaya çalışmak onları yargılamaya çalışmaktan çok daha kolaydır. Çünkü yargı birtakım bahaneleri peşinde getirirken, anlamaya çalışmak kendini onun yerine koyarak yapılabilecek bir şeydir.

Tabi ötekini anlamak ötekine acımak falan değildir. Hrant'ın delik ayakkabılarına bakıp ona acıyan bir halk Ermenileri anlamış olamaz. Akşam kuşaklarında yayınlanan, içine Kürt karakterler serpiştirilen dizilerde bir Kürdün  bir türlü mutlu sona kavuşamayan aşk hikayesine ağlamak Kürdü anlamak değildir. Sokak ortasında hunharca katledilen transın asfalta akan kanına acımak transı anlamak değildir. Şiddet görüp öldürülen bir kadının kefensiz gömülüşüne ve olmayan kefenine ağlamak  kadını anlamak değildir. Zira bir halkın bağımsızlığı belki acılarından geçer  fakat bir "diğerini" anlamak ona acımaktan geçmez.

Tam da şimdi, halkın bağımsızlığı acılarından geçer derken; acaba bir halkın ne kadar acı çekmesi gerekir bağımsız olabilmesi için? Kaç bireyini feda etmesi gerekir? Sürekli yeni kanlar dökmek kazanılan bağımsızlığı tazeler mi? Daha mı bağımsız oluruz kan döktükçe? Başının üstünde dalgalanan bayrak yeterli midir bağımsızlık için? Dışarıdan emirlerle yönetilen, ekonomisi yerlere gezinen, öğretmeni atanamayan, askeri olmayan bir savaşta ölen, kadınları öldürülen, bol bol çocuk işçileri olan, madencileri kendi kaderlerine terk edilen, çiftçisi sürünen  ama -olsun her şeye rağmen bir bayrağı ve dili olan ? bir ülke gerçekten bağımsız mıdır? Bekli de sorunun temel kaynağı buradadır! Bağımsızlığın ne demek olduğunu anlamayan bir ülke bağımsızlığa tabi ki karşı çıkacaktır. Kendi gibi olmayanı tabi ki ötekileştirecektir. Fakat unutulmaması gereken bir husus vardır; bu günün olup biten her şeye "göz yumanları" yarının ötekileri olmaya mahkumdur!



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.