''Benim, çok Kürt arkadaşım var''

06.01.2013 04:22:24
A+ A-

Başlık, bir yazının ve o yazıyı yazanın amacını genel bağlamda belirtmeye yarayan etkili bir araçtır.Bu başlığı kullanmamın en önemli amacı Kürt sorununda çözüm yollarının arandığı ve belirli müzakerelerin devlet eliyle gerçekleştiği bu süreçte Türk halkının Kürt meselesine olan yaklaşımı ve klişe bir tabir olarak kabul ettiğim ''Benim, çok Kürt arkadaşım var'' söyleminin ardında gizlenen tabunun ne derece yıkılabileceğidir.

Genel bağlamda müzakere ve çözüm arayışlarının ne derece işe yarayacağı elbette ki büyük bir muammadır.Bir tarafta gücünü devlet eliyle pekiştirmiş olan ve egemenliğine atılan her taşa bomba ile karşılık veren ancak; Kürt sorununda da sıkışmış bir durumda olan AKP iktidarı, diğer bir tarafta ise savaş dolu bir yaşam içerisinden barış umudunu yükseltmeye çabalayan devrimci ve dinamik bir yapıda olan Kürt Hareketi bulunmakta.Aynı zamanda ana muhalefet partisinin de çözüm için yaktığı yeşil ışık bu sürecin şekil almasında etkili olabilecek bir etmen olarak duruyor.Peki buna Türk halkı ne der ?.Kürt sorununun çözümü için Kürt hareketinin talep ettiği; demokratik özerklik, anadilde eğitim hakkı, genel af vb. isteklerin yerine getirilmesini kabul edebilir mi ?

Kabul edelim ki Türkiye'nin önemli bir kesimi halen Kürt sorunu konusunda eleştirel nitelikli bir düşünceye sahip değildir.Sokaktaki insan hala bir ulusun başka bir ulusun egemenliğinde kardeşçe ve birarada yaşayabileceğine inanıyor.Tabi ki Türkiye halklarının Kürt sorunu noktasında tekdüze düşünmesinin en büyük nedenlerinden biri öncelikle Kemalist rejimin toplum içerisinde yarattığı' tek ulus olma ve emperyalist güçlerden ancak böyle korunabilme' algısının oluşması ve tabi ki modern bir ulus devlet aşamasına bu şekilde gerçekleştirebilme idealinin topluma yukarıdan dayatılmasıdır .Bunun yanında promosyon olarak devreye geçen askeri darbeler ve bunların içinde Türkiye halklarının sol,sosyalist nitelikli hareketinin önüne sıkı bir set çeken 12 Eylül Faşist darbesidir.Günümüzde de AKP iktidarının faşizan tavırları toplumun nefretini çoğaltmaya yaramıştır ve bu üslüp arkasından medya patronlarını da tabi ki sürüklemiştir .Anaakım medyanın günümüzde halk üzerinde olan etkisi gözden kaçmamaktadır.Anaakım Medya, Kürt sorunun kendisinden çok ortadaki savaşın bilançosuyla ilgilenmiş ocakları yakan ölüm haberlerini ajitatif bir üslupla kitleye sunmuştur. Yani Kürt sorununun asıl sebebini PKK'nin varlığında bulmaya çalışmıştır.Gelen ölüm  haberleri tabi ki önemsiz değildir, ancak bu savaşında bir sonunun olabileceğini tartıştırmak bazı yandaş medyanın işine gelmemiştir.Sonuç olarak baktığımızda Kürt halkının taleplerine gayet tepkili olan ya da bu konu hakkında hiç düşünmemiş olan ve halen egemen bir ulusun şartları altında yaşayabilecek bir Kürt halkı olduğuna kendisini inandıran sayısız insan bulunmaktadır.Eşit şartlar altında birlikte yaşama umudu bu şekilde karatılmakta ve git gide çözümsüzlüğe sürüklenmektedir.Son günlerde, Öcalanla yapılan görüşmelerin medyanın gündemini oluşturması toplum açısından olumlu bir gelişmedir. Toplum  Kürt halkını ve onun temsilcilerinin öne sürdüğü talepleri biraz daha demokratik bir ortamda öğrenme şansına sahip olmaya başlamıştır.Bu sürecin çözüm getireceği kısmı tartışılır ancak iki barış için el uzatması esas alınmalıdır.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.