BİR BABA, BİR DAMAT VE 194 YALAN

13.02.2013 15:44:30
A+ A-

 

Barış, metine nasıl başlamalıyım diye çok düşündüm ve ülkemizin en çok ihtiyacı olan kelime, ilk söz olsun istedim (Barış). Yaşanan haksızlara karşı kendime bazen şöyle derim, "Söylesem ölürüm, sussam sürünürüm." Çareyi yazmakta buldum. Yazmak desem de bir Yaşar Kemal edasıyla 1000 kitap okuyup da yazıyorum değil. Bu ülkede yaşamayı silahlarla ya da kırmızı çizgilerle olabileceğine inanmayanlar olduğu için yazıyorum. Anadolu insanlarının genç ülkesinin 1 asırlık ömrünün var oluşuyla süre gelen, 30 yıldır da insanlığın en kötü durumunu resmeden hali olan Kürtlerin sorun görülme sorununu yazacağım. Bu 30 yıllık süreçte sorunun vicdanen çözülmesi gerektiğini her kesimde duyarlı bir azınlık dile getirdi. Ak parti hükümetiyle birlikte son 10 yıldır ise toplumun mantığı da, vicdanlarla aynı şeyleri söylemeye başladı. Doğal olarak tarihi bir dönem diye adlandırılan çözüm sürecinde herkes eteğindeki taşları dökmeye başladı. Türkiye'nin en büyük ve tarihinin en güçlü partisi Ak partinin çözüm silahla değil dediği zaman 1 asırlık devletin1'den çok asırlık sözüm ona sahipleri ve bütün kesimlerin çizgileri daha da netleşti. Hükümetin bir belediye başkanı Kürt kadınlarını Rize'ye kuma alarak çözmeye çalışsa da ya da medeniyetin dili değil konuştukları dil diyerek hatalara düşseler de artık sorunda çözüm arayışları daha olgun yürüyor.

Asıl konuşulması gereken ise Ana muhalefet partisi, (hükümet olmamış ama her zaman devlet olmuş) partinin tutumudur bence. Çözüm önerilerini şu şekilde anlıyoruz. Varan1, Birgül Arman GÜLER'in babası Yugoslav'dır. Varan2, CHP'li İsa GÖK'ün damadı Kürt'müş. Ve aslı bomba varan 3, İran uzaya maymun göndermiş. CHP'nin çözüm önerileri varan 1,2'nin 3'le alakası kadar. Bir ulusun adını diğer ulusa vererek anayasal vatandaşlık tanımı yaparak çözeceklermiş. Ama bir durun bunu söylemelerinin sebebi Birgül hanımın babasının memleketi gibi olmalarını istemiyorlarmış. Tesadüf odur ki Yugoslavya'da kelle avına çıkanların sözleriyle çözüm getireceklermiş. Gel gelelim İsa Beye, efendim diyor 194 ülkede ana dilde savunma yokmuş, eşitlik yurttaşlık tanımı yokmuş. Sol emekten bahsedermiş sadece. Gerçekten bir vekil bu kadar mı dünya verilerinden yoksun olabilir. Bu kadar mı konuştuğu konuyla ilgili akademik çalışmalardan yoksun olur. Gel gelelim zurnanın son deliğine, bu lafları vekil söylerde halk söylemez mi? Maalesef  anımsanmayacak kadar bu fikirlerden toplumda karşılığı var. O zaman başladığımız kelimenin gelişmesini engelleyecek bir ırkçılık var mı diye sormamız gerekiyor. Eğer bundan sonra yazmak nasıp olursa bu konuyu bir yazı dizisiyle açıklamak isterim. Yani kervanı yola çıkardık, düzmeye gelirsek yani yazımızın anlamı nedir? Saygısızlık yapıp ölmüş insanların adına ya da toplumun hepsinin adına konuşmayacağım. Anadolu halklarının yüreğinde kardeşlik duygusuna olan inancımdan yazıyorum. Bu ülkede birlikte yaşamaya inancı olan, bunun yanında dünyada yaşanan bütün acılarını paylaşmaya hazır olan insanlarında varlığının olduğunu herkes bilsin diye, savaş naraları atanlara karşı yazıyorum. Ali değil Veli giderse sorun çözülür diyenlere karşı, muhatabım ama ne kadar bir başkasına sorayım diyenlere karşı yazıyorum. Ne Murat suyu kan aksın nede Anadolu haklarının birbirlerine olan sevdası azalmasın diye yazıyorum.

Saygılarımla, tekrar görüşmek dileğiyle.  



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.