Bir de "BARIŞ" bayramımız olsa...

22.02.2013 18:02:17
A+ A-

 

Ülkemizde toplam sekiz tane  dini ve resmi bayram bulunmaktadır. Her bayramın bize farklı güzellikler sunması ve toplumların birlikteliği için üslendikleri misyon ülke bütünlüğü için  büyük önem arz etmektedir...

Ancak var olan bayramların tam olarak ülkedeki bütün toplumun her kesimini kapsadığını söylemek zor gibi duruyor. Bazı bayramlarımız  sadece çocukları, bazıları sadece Kürtleri, bazıları sadece Alevileri, bazıları sadece Türkleri, bazıları sadece İşçileri ve yine bazıları sadece belli kesimleri temsil eder duruma gelmesi, bayramların kapsayacılığını küçültmüş duruma  getirmiştir. Ülkede kapsayıcılıktan uzak bayramlarla yoruluyoruz. Gelin bunlardan bir kaçına değinelim;

İlk olarak   23 Nisan Çocuk Bayramı'na değinelim. Bu bayramın ülkedeki her çocuğu kapsadığını söylemek zor.  Bu bayramı Kürtler ve onlar gibi ötekileştirilen halklar tam olarak benimsemiş değil. 23 Nisan çocuk bayramı başta Kürtler olmak üzere azınlık durumuna düşürülmüş çoğu halka, çocukları üzerinde uygulanan asimilasyonu hatırlatıyor. Çocuklarına ana dilini unutturan sistemin oluşturduğu bayram, onlara pek cazip ve kapsayıcı gelmediği için bu bayramda hep protesto niteliğindeki sessizliğe ve katılmama eylemine geçiyorlar.

21 Mart Newroz bayramını tam anlamıyla yaşadığımızı ve kutladığımızı söyleyemem. Türkler ayrı bir biçimde, Kürtler ayrı bir biçimde kutlamaları bir yana, bu bayramı ilk önce kim buldu ve ilk önce kim kutladı savaşı bu bayramı doğduğuna pişman etmiş durumdadır. Oysa bu bayramın manevi değeri bize "Zülme ve Köleliğe karşı başkaldırı" mesajını vermektedir. Bu mesajın herkesi kapsadığı gerçeği ortadayken bayramların amaçlarından saptırıp onları kendi yanlarımıza çekmek te ne?

Yine  1 Mayıs İşçi Bayramımız var. Bu  günün bayram olarak var olmasında birçok işçi emek ve bedel ödedi. Kimisi ölümü de göze aldı. Bu bayram hak ettiği değerinin alışı  iki yıl oldu, hükümet ve işverenler bu günü sevdiklerini söyleyemem. Onlar için her bir işçi hakkı ve işçi günü maddi açıdan büyük bir kayıp olarak algılanmaktadır. 1 Mayısta gaz bombalarının eksik olmadığı bir gün olarak yaşanmaktadır. Bu güne emekçiler kendilerine ''Emek Günü'' dese de hükümet, işverenler ve polisler bu güne çoktan ''Gaz Bayramı'' adını vermiş bile. Bu bayramda hükümet ve işverenler de alanlarda işçileriyle bu bayramı kutlaması gerekmez miydi? Sonunda bu ülke onlar sayesinde ayakta ve onlar sayesinde ''emek'' kavramının değerliliği ortaya çıktı.

Hem Bu ülkede polisi emekçi olarak çok az kişi algılar hale geldi. Belki de polis kendini emekçi olarak göstermesi gerekirken içindeki  gaz bombası veya gaz bombası sevdalıları engel oluyor. Belki de içinde emekten çok şiddet yer alıyordur.

Ülkede  her yıl  13-22 Mayıs Kürt Dil Bayramı ve 26 Eylül Türk Dil Bayramı var. Bu 13-22 Mayıs günleri arasında  Kürtler bir yandan kendi dillerinin varlığını ülkeye ve dünyaya duyururken bir yandan da halkına dillerine sahip çıkması gerektiğini de belirtiyor. Türkler de 26 Eylül kendi dil bayramlarını kutlarken, kendi dilinin varlığının verdiği sevgi ve mutluluğu diğer dillerin kutlanmasında göstermemesi bize;'' benim ve senin'' kavramlarını iyice hatırlatır durum getiriyor. Bu durumun ortaya çıkmasında bir dilin diğer dile hüküm kurması yattığı gerçeği yok değil. Bir milletin kendi değerlerini sevmesi ve yaşatması elbette güzel bir şey. Ancak ülkede bütün diller için ortak ve eşit bir sevinç olması daha doğru olmaz mıydı? Bu bayramlar da bütün ülkeyi kapsadığını söylemek doğru olmaz sanırım. Kürt dili, Türk dili, Çerkez dili bayramları yerine bütün dillerin aynı tarihte, dillerinin varlığının verdiği mutluluğu birlikte kutlasa nasıl olurdu. Belki o zaman kimse kimsenin milliyetçiliğine karışmazdı.

Hade bide 1 Eylül Dunya Barış Gününü ele alalım. Bu güne diğer günlerden daha çok sahiplenmemiz gerekirken bu günü de benim ve senin günü yaptığımız yetmezmiş gibi kimilerine göre bölücülerin günü kimilerine göre dünyaya barışın hakim olması gerektiğini savunanların günü haline geldi. Ülkemizde bu gün, Türk milliyetçiliğine ürünmüş kişiler için bu bir bölücü günü, ülkede azınlık durumuna düşen halklar için de bu bir özgürlük günü anlamını taşıyor. Dünyadaki süper güçler( ABD, İsrail, İngiltere vb.) içinse tam bir gereksiz gün niteliğindedir. Böyle br anlamlı güne de hepimiz ortak bir eylemsellik içine girmiyoruz. Sanırım ya biz kavramların anlamını bilmiyoruz ya da kendi kavramlarımızı yaratma peşindeyiz. Dikkat ederseniz bu günü dünyada daha çok o ülkede azınlık durumuna düşürülen halklar kutlamaktadır.

Oysa bu günde ''benim ve senin ''günün değildi.

Bunun gibi birçok bayramlarımız ve özel günlerimiz mevcuttur.

Her biri bu ülkenin bütününe seslendiğini söylemek zor. Elimizdeki tüm bayramların eksik bir yanları var artık. Kimisi milliyet üstünlüğüne bürünmüş, Kimisi din farklılığına burunmuş, kimisi ''benim''dir -''senin''dir kavgasına girmiş, kimisi de milliyetçilik etrafında ırkçılığa bürünmüş.

Farklı bir bayramımız olsun artık.

Bu bayramın bir metni olsun. Bu metinin altında  her halkın imzası olsun. Bırakın herkes birbirnden fikir alışverişi yapsın, bırakın herkes birbiriyle görüşsün, bırakın diğer ülkelerden bu barış bayramı'nı kurmak için destek gelmesin, bırakın bu ülke  barış bayramı'nı dunyaya tanıtsın, bırakın bu barış görüşmeleride suskunluğa bürünen STK (Sivil toplum Kuruluşu)' lar barışı haykırsın, bırakın Berfo Anaların yüzüne birgünde sevinç dolsun, bırakında bu ülke kendi içinde kuracağı barışla  kendi ülkelerinde barış bayramı'nı bekleyen halklara örnek olsun, bırakında insan hakları ihlalleri'nde dünyada birinci olmayalım, bırakında dünyaya örnek bir barış sunalım.

Bırakın daaaaaa...

Bu bayran benim senin olmayacak bir bayram olsun. Herkesi kapsayacak türden olsun, içinde Türk, Kürt, Laz, Çerkez isimleri geçmesin, içinde Yahudi, Müslüman, Alevi isimleri olmasın bu sefer. Her kesime ve her döneme hitap etsin.

Geçmişin derinliklerindeki bataklıktan çıkıp geleceğe odaklanmalıyız artık.

İyi, güzel ve herkesi kapsayacak bir gelecek kurabiliriz.

Hep beraber  ''Barış Bayramı''nı oluşturabiliriz...

Yaşanılan bu süreci bu bayramla taçlandırabiliriz. Her yıl beş günü ''Barış Bayramına'' ayırabilmeliyiz. Bu bayram herkesin olacak. Herkes sokaklarda evlerde bunu kutlayacak. Herkesin ellerinde beyaz güller olacak...

Bizim ihtiyacımız; ''Barış Bayramı''dır artık.

Öyle bir barış bayramını yaratalım ki dünyayı kapsayacak düzeye gelsin. 

Yeterince gaz bombalarıyla ''Savaş Bayramı''nı yaptık.

Bir kerecikte olsa beyaz güllerle ''Barış Bayramının ''savaşını yapalım.

Belki o zaman gerçek bayramın ne olduğunu anlarız.



YORUMLAR

barış bayramımız -

bence şuan ihtiyacımız olan tek bayram barış bayramı olmalı

0 2
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.